Ana içeriğe geç
Sözlük

epey ile cümle

epey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.De kosten van deze tools zijn aanzienlijk lager dan het gevraagde smeergeld.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.E il costo di questi strumenti era significativamente più basso della tangente domandata.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.És ezen eszközök költségei lényegesen alacsonyabbak voltak, mint a kért kenőpénzt összege.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.그리고 이런 도구들의 비용은 요구받은 뇌물보다 현저하게 낮습니다.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Le coût de ces méthodes est nettement moindre qu'une demande de pot de vin.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Si mentinand costurile acestor mijloace substantial mai scazute decat mita ceruta.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Và với giá dịch vụ thấp hơn khoản tiền dùng để hối lộ.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Y siendo el costo de estas herramientas mucho más bajo que lo que pedían de soborno.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Ενώ το κόστος των ενεργειών μας ήταν σαφώς μικρότερο από το ποσό του λαδώματος.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.При това цената на тези инструменти е значително по-ниска от изисквания подкуп.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.Причем стоимость применения этих инструментов на порядок ниже чем упомянутая взятка.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.מחירם של כלים אלה הוא זול משמעותית מדרישות השוחד.
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.وبكون هذه الأدوات أقل تكلفة بصورة ملحوظة من مطالب الرشوة
Bu yöntemlerin masrafları rüşvete vereceklerinden epey bir azdı.賄賂より安く済みます。 これら42の試験事例で効果のあった手段は
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Bunicul meu a fost un tăietor de lemne la Olimpiadă, deci am o gramadă de karma de copaci de recuperat.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.할아버지가 올림픽에서 벌목꾼 노릇을 하셨는데, 그래서 제가 나무에 업보가 있고, 해소하고 있는 중입니다.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mein Grossvater war ein Holzfäller in den Olympischen Bergen also habe ich einiges an Baum-Karma abzuarbeiten.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mijn grootvader was een houthakker in de Olympische spelen, dus ik heb een hele hoop boomkarma te verwerken.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Min bedstefar var skovhugger under Olympiaden, så jeg har en masse træ-karma, jeg skal have arbejdet af.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mio nonno era stato un boscaiolo nei monti Olimpici, quindi ho un sacco di karma arboreo da eliminare.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Mój dziadek był drwalem podczas Olimpiady, więc teraz wyładowuję sporo karmy drzewnej.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Můj dědeček byl dřevorubcem v pohoří Olympics, takže mám hodně stromové karmy, kterou si musím odpracovat.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Ο παππούς μου ήταν υλοτόμος στους Ολυμπιακούς Αγώνες έτσι έχω πολύ karma δέντρων να ξεθυμάνω.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Дядо ми е бил дървар в Олимпийските игри, така че имам много дървесна карма, която да изкупвам.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.Мой дед был лесорубом в Олимпиксе, так что я расплачиваюсь за его грехи перед деревьями.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.סבא שלי היה חוטב עצים במשחקים האולימפים, אז יש לי הרבה קרמה של עצים שאני צריך להיפטר ממנה.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.كان جدي حطاباً في دورة الألعاب الأولمبية ، لذا عليَّ تعويضات للأشجار أعمل على تسديدها.
Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var.私は木に善い行いをしなくてはいけないんです 大学院はイェールに行き このような-
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Alors il a fallu beaucoup de temps pour élaborer cette partie-là.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Asi que esta parte llevó mucho tiempo para solucionarse.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Così che parte di ciò ha portato via molto tempo per funzionare.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Het duurde lang om dat onderdeel te ontwikkelen. Het duurde lang om dat onderdeel te ontwikkelen.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.이 부분을 작업하는데 아주 오랜 시간이 걸렸습니다.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Nun, für die Ausarbeitung dieses Teilbereiches brauchte ich lange.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Partea asta a necesitat mult timp ca să funcţioneze.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Spędziłem dużo czasu nad tym rozwiązaniem. Spędziłem dużo czasu nad tym rozwiązaniem.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Αυτό το κομμάτι μου πήρε πολύ χρόνο να βρω λύση.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Проработка этой детали заняла немало времени.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.Тази част отне дълго време за изработка.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.אז החלק הזה לקח הרבה זמן בכדי שהוא יעבוד.
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.ولذلك فان هذا الجزء من المقعد استغرق وقتا طويلا لانجازه
Bu yüzden o kısmı çözmek epey vakit aldı.時間がかかりました 他にも座面の問題があります
Caddenin diğer ucunda bir Iraklı tarafından işletilen bir markette ise epey baharat çeşidi mevcut.Al cruzar la calle, hay una tienda, perteneciente a un iraquí, que vende muchas especias.
Caddenin diğer ucunda bir Iraklı tarafından işletilen bir markette ise epey baharat çeşidi mevcut.Di seberang jalan ada sebuah toko milik orang Irak yang menjual banyak jenis rempah-rempah.
Çantanı alayım. Epeyce ağır sayılır.Lasã-mã sã îþi iau valiza.
Çantanı alayım. Epeyce ağır sayılır.Ni kan gå ut i köket, så kommer jag snart.
Çantanı alayım. Epeyce ağır sayılır. - Yolculuk iyimiydi?Déjeme llevarle la bolsa, pesa mucho. - ¿Tuviste un buen viaje?
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.Kapstadt ausgiebig erforscht.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.저희는 케이프 타운에서 이런 현상에 대한 연구를 했습니다.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.Se întâmplă și în Africa, de ex. în Cape Town.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.זה למעשה קורה בכל חלקי הארץ.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.في كيب تاون قمنا ببحث واسع في هذا.
Cape Town'da bu konu üzerine epeyce detaylı araştırma yaptık.ここドーハでもこのような小さな店を見つけました
"Cin epey bir sabit kalacak gibi gozukuyordu... o kadar uzun ki tum zenginlikler onun oluncaya kara..."중국은 오랫동안 움직이지 않는 것 처럼 보였는데 분명 오래 전 그들의 법과 제도의 특성과 일치하는
"Cin epey bir sabit kalacak gibi gozukuyordu... o kadar uzun ki tum zenginlikler onun oluncaya kara..."נראה שסין שרויה בקיפאון זמן רב ומן הסתם השיגה מזמן את מלוא העושר
"Cin epey bir sabit kalacak gibi gozukuyordu... o kadar uzun ki tum zenginlikler onun oluncaya kara..."الصين تبدو ساكنة بلا حراك، ومن المحتمل أنها قد حصلت على كامل الإعجاب والإحترام للثراء منذ فترة طويلة
"Cin epey bir sabit kalacak gibi gozukuyordu... o kadar uzun ki tum zenginlikler onun oluncaya kara...あらゆる富を とても古くから集積した 中国の法制度がそれを後押しした
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Agora que a "Década do Eu" pertence ao passado muitos de nós fazem isto atualmente.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.Cei mai mulți dintre noi -- acum ca Deceniul Eu (anii '70) e trecut demult -- chiar facem asta.
Çoğumuz, -- 70'ler epey geride kaldığına göre -- aslında şu anda bunu yapıyoruz.De flesta av oss -- nu när "Egots decennium" är sedan länge förgånget -- gör faktiskt detta.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod