Grup ayrıca atmosferik elementleri ve enstrümantal parçaları da müziğine dahil etmiştir.Os franceses também tem sido conhecidos por incorporar elementos atmosféricos e instrumentais em sua música.
Gitarı Hint klasik müziğinde enstrüman olarak popülerleştirdi.Ele popularizou o instrumento na música clássica da Índia.
Sadece 500 piyano üretilen bu serideki enstrümanlardan birinin sahibi Vladimir Horowitz oldu.Apenas 500 pianos foram produzidos nesta série, sendo que Vladimir Horowitz foi um dos que adquiriram o piano.
Çok büyük bir sevgim var, beni bırakın sabaha kadar enstrüman çalarım".Estamos procurando algo e ele mostrou seu brilhantismo pela manhã."
Brezilya'da popüler enstrümanlar.Instrumentos populares no Brasil.
1944 yılında vokalistlere enstrümanı ile eşlik etmek üzere Lahor'daki All India Radio tarafından işe alındı.In 1944 werd hij aangenomen bij All Indian Radio in Lahore als begeleider van zangers.
Mısırda geleneksel bir enstrüman olarak kullanılır.In Egypte wordt normaalspoor gebruikt.
Farklı müzisyenler ve enstrümanlar kullanmaya başladı.Steeds meer bands en artiesten begonnen de instrumenten te gebruiken.
Oxygene 7–13 Jean Michel Jarre'ın 1997 yılında yayımlanmış enstrümantal Elektronik müzik albümüdür.Oxygène 7-13 of Oxygene 7-13 is een album uit 1997 van Jean-Michel Jarre, zijn negende reguliere studioalbum.
Bununla birlikte hepsini enstrümanlarla çalmaya başlarlar.Allen spelen ze op elektrische strijkinstrumenten.
Albümdeki enstrümantal şarkılarda sert bölümler yanı sıra jazz-füzyon etkileşimi de mevcuttur.Op enkele albums, bijvoorbeeld op Unfold the future komt ook een grote jazz-invloed naar voren.
Michelson bunu gerçekleştirmek için Michelson interferometre denen bir enstrüman tasarlanmıştır.Voor dit experiment ontwikkelde Michelson de optische interferometer.
1957'de, iki yeni elektronik enstrüman daha ortaya çıktı.Tot aan 1957 verschenen nog twee drukken.
30 (1943–44) Chamber Symphony, 12 enstrüman için, Op.22, No. 2 (1950-52) Chamber Symphony, voor 12 instrumenten, op.
Çok küçük yaştan itibaren müzikle ilgilenmeye ve enstrüman çalmaya başladı.Al op jonge leeftijd begon hij muziek te spelen en te zingen.
Albümde 2'si enstrümantel olmak üzere 16 parça vardır.W przypadku kodu dwójkowego byłoby 16 kombinacji.
Hemen hemen bütün üflemeli enstrumanlar bambudan yapılmadır.Większość instrumentów dętych wykonana jest z bambusa.
Grup şarkıyı söylerken oyuncularda etraflarında dolanıp, dans eder, şarkı söyler ve enstrüman çalmaya çalışır.Widzimy w nim, jak członkowie zespołu tańczą, śpiewają, jeżdżą samochodem i próbują poderwać młodą kobietę.
Açılışta "Run the World (Girls)"ün enstrümanlı kısmı kullanıldı.Wśród wykonywanych piosenek była wówczas między innymi „Run the World (Girls)”.
"Money" şarkısının saksofon dışındaki bütün enstrümanlarını ise David Gilmour çalmıştır.Od nowa nagrano "Money", w którym na wszystkich instrumentach (oprócz saksofonu) gra David Gilmour.
Oxygene 7–13 Jean Michel Jarre'ın 1997 yılında yayımlanmış enstrümantal Elektronik müzik albümüdür.Oxygene 7-13 – album kompozytora muzyki elektronicznej Jeana-Michela Jarre’a, wydany w 1997 roku.
Luthier'ler, sadece enstrüman üretmekle kalmaz, aynı zamanda onarımını ve bakımını da yaparlar.Ergoterapeuta ma za zadanie nie tylko leczyć, ale także radzić i wspierać.
Alan's Psychedelic Breakfast, üç parçalı enstrümantal bir şarkıdır.Zamykający płytę, trzynastominutowy utwór Alan's Psychedelic Breakfast jest żartem muzycznym.
Kontrbas enstrümanını ülkesi Azerbaycan'da en iyi icra eden isimlerdendir.Pierścień ażurowy Tebe jest najbledszym pierścieniem Jowisza.
Waits erken döneminde ya piyano ya da gitar çalmış, ancak sonraları bu enstrümanlardan sıkılmıştır.Tidigare hade Waits spelat antingen piano eller gitarr men han började tröttna på dessa instrument.
Geri kalan tüm parçalar enstrümantal müziktir.De övriga två är mer inåtvänd musik.
Telharmonium adında bir elektromekanik enstrüman, 1897'de, Thaddeus Cahill tarafından icat edildi.Teleharmonium, ett tidigt elektromekaniskt musikinstrument uppfunnet av Thaddeus Cahill 1897.
Oxygene 7–13 Jean Michel Jarre'ın 1997 yılında yayımlanmış enstrümantal Elektronik müzik albümüdür.Oxygène 7–13 är ett musikalbum av Jean Michel Jarre som släpptes 1997.
24, Konçerto: Dokuz müzik enstrümanı için (1934) Op.24, Konsert för nio instrument (1931–34) Op.
Müzisyen ister profesyonel ister amatör olarak müzik enstrümanlarını çalabilen sanatçıdır.En musiker är en person som, ofta yrkesmässigt, skapar eller utövar musik.
Bu enstrümanın daha gelişmiş modelleri de daha sonra yapıldı (en son yapılan 1907 modeli 200 tondu).Resultatet av dessa försök var positivt och utifrån detta framtogs 1906 års enhetsuniform.
Albümün şarkılarının çoğu kısmı piyano ve akustik gitar enstrümanlarıyla hazırlandı.De flesta av dessa singer-songwriters uppträdde ensamma med akustisk gitarr.
2 yıl bu grupta çaldıktan sonra ayrılmış ve ana enstrümanını basgitara çevirmiştir.Han satt två år i isoleringscell och man knäckte upp hans tidigare arm- och benbrott.
Şimdi daha minimal house altyapılar, klasik müzikten bir enstrüman, çello...Sången utförs i sångflykt, ett upprepat fältpiplärkelikt tschilp... tschilp....
Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir.Звичайно ж, це — не вічний двигун.
Enstrüman olarak insan sesi kullanılır.Для видобування звуку використовують смичок.
Bu şarkıda enstrüman yoktur.У словах пісні подібного посилу немає.
2 yıl bu grupta çaldıktan sonra ayrılmış ve ana enstrümanını basgitara çevirmiştir.Через два роки очолювана ним компанія випускає перший апарат МРТ.
Bu sonatların, üç org ve birkaç enstrümantal süit haricinde tümü klavsenledir.Всі копозиції, крім останніх трьох, — інструментальні.
Trompet müzikal bir enstrümandır.Труба — це музичний інструмент.
Ben vokal müziği enstrümantal müzikten daha çok severim.Я більше люблю вокальну музику, ніж інструментальну.
Her yeni melodide farklı bir enstrüman grubu ön plana çıkar.Pro každou obrazovku obsahuje relativní blok seznam ostatních bloků.
Bu yüzden çok dengeli bir enstrüman değildir.Nejednalo se tedy o úplně nový stroj.
Bu versiyonda vokal yoktur, yalnızca enstrümantal müziktir.Chybí diachronní pohled, je to jen opsaná gramatika.
Bu şarkıda enstrüman yoktur.V pískovcích ovšem takový výběr není.
Fazla enstrüman çalmamı da buna bağlıyorum.Díky tomu zpracovává mnohem více gramatik.
1957'de, iki yeni elektronik enstrüman daha ortaya çıktı.V roce 1957 pak byly pořízeny tři nové zvony.
Ben sesimin ana enstrüman olmasını istiyorum."Rád bych se stal prvním hmyzím politikem."
1990 yılında fırlatılmasının ardından, astronomi tarihindeki en önemli enstrümanlardan biri haline gelmiştir.De la lansarea lui în 1990 a devenit unul dintre cele mai importante instrumente din istoria astronomiei.
30 (1943–44) Chamber Symphony, 12 enstrüman için, Op.30 (1943-1944) Simfonia de cameră pentru 12 instrumente, Op.
1944 yılında vokalistlere enstrümanı ile eşlik etmek üzere Lahor'daki All India Radio tarafından işe alındı.În 1944, Radio All India din Lahore l-a angajat pe Narayan ca acompaniator pentru vocaliști.
İlkokul beşinci sınıftan itibaren bütün öğrencilerin bir enstrüman çalması zorunluluğu vardır.Începând cu clasa a 5-a, elevii au un alt profesor pentru fiecare materie.
O klasik ya da folk, her türlü enstrümanı çalabilir.Ea poate cânta la toate tipurile de instrumente, clasice sau populare.
24, Konçerto: Dokuz müzik enstrümanı için (1934) Op.24, Konzert (Koncert) kilenc hangszerre (1934) Op.
Ben sesimin ana enstrüman olmasını istiyorum."Azt akartam, hogy a hangom legyen a legfőbb eszköz.”
Hobi amaçlı çok sayıda enstrüman çaldı.Számtalan zenedarabot hangszerelt át fúvószenekarra.
1944 yılında vokalistlere enstrümanı ile eşlik etmek üzere Lahor'daki All India Radio tarafından işe alındı.1944-ben a lahori All India Radio alkalmazta énekelőadások kísérőjeként.
Mozart'ın çalışma hayatında odağı enstrümantal müzikle operalar arasında gitmiş gelmiştir.Mindenesetre a Mozart operák iránt érdeklődőkben jó szórakozást kínál a zene.
İlgili finansal enstrümanın belirli zaman periyodundaki riskini ölçmeye yarar.Őket az anyagi energia működése valamilyen szinten kárhozatra ítéli.
Shostakovich özellikle enstrumandan hazzederdi.Messicknek elsősorban jó narrátorhangja volt.