Engellemeye çalıştım ama yapamadım.Ateneumiin Nykänen pyrki muttei päässyt.
Ayrıca ırklar arasında evlilik konusunda bir engelleme yoktu.Myös rotujen väliset avioliitot kiellettiin.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Annos oli otettu 31. lokakuuta.
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Se ei kuitenkaan estänyt kirjailijoita ja muista käyttämästä myös muita nimityksiä.
Engelleme terapisi 1932'de başlamıştır.Ensilento koitti jo vuonna 1932.
Bunun sebebi, hayatta kalan Yahudi ve Müslümanların şehre geri dönüşünü engellemekti.Hän antoi ristiritarien karkottamien muslimien ja juutalaisten palata takaisin asuinsijoilleen.
Yosunlanmayı engellemek için ise balıklar yarı karanlık ortamda tutulur.Sellaisesta on hyötyä jos kalastetaan hämärässä.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Kalan käsittelyssä on siksi syytä noudattaa varovaisuutta.
Üçüncü bir yaklaşım, çiçeklerin açmasını engellemeye yöneliktir.Kuihtuneet kukat nyppäistään pois uusien kukkien muodostumisen edistämiseksi.
Hücre kültürlerinde, hinokitiol insan rinovirüsünü, coxsackievirus ve mengovirüs çoğalmasını engellemektedir.Soluviljelmissä hinokitioli esti rinoviruksen, coxsackieviruksen sekä mengoviruksen monistautumisen.
Bunu engellemek için yay, mumla sıvanır.Ο Μαξ, χωρίς να τα πιστεύει όλα αυτά, ανάβει το κερί.
Mauricius'un generali Priscus, 593 baharında Slavların Tuna'yı geçmesini engellemeye başladı.Ο στρατηγός Πρίσκος άρχισε να εμποδίζει τους Σλάβους από το να διασχίζουν το Δούναβη την άνοιξη του 593.
Ancak, başkan hariç üyelerden ikisinin katılmaması toplantıyı engellemez.Σε δύο κόμματα που δεν πρόσκεινται στον πρόεδρο δεν επετράπη η συμμετοχή.
Satürn bunu engellemek için bütün çocuklarını doğar doğmaz yiyordu.Για να το αποφύγει αυτό ο Σατούρνους έτρωγε τα παιδιά του αμέσως μετά τη γέννησή τους.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Η θεραπεία των ατόμων με taeniasis είναι σημαντική για την πρόληψη της διάδοσης.
PLEX'lerin amacı gerçek para ticaretini engellemektir.Ο Lex Claudia είχε σαν στόχο να περιορίσει τα κέρδη από το εμπόριο για τους πατρικίους.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Ανακτήθηκε στις 31 ΑΥΓ.
Her iki tarayıcı da daha sonra bu engellemeleri kaldırdı.Και οι δύο αργότερα μετάνιωσαν για αυτό το πόνημα.
7 Nisan 2011'de bu sistem ilk defa Gazze Şeridinden gönderilen Grad füzesini engellemeyi başardı.Den 7. april 2011 nedskød systemet for første gang en Grad raket affyret fra Gazastriben.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Lavtrykket døde ud den 31. oktober.
Üçüncü bir yaklaşım, çiçeklerin açmasını engellemeye yöneliktir.Det var ovenikøbet forbudt at flette blomsterkranse.
Demir Adam peşinden gider ve onu engellemek için kapışırlar.Raikagen nakker ham og går ud for at finde ham.
Adam onu engellemeye çalışınca da onu vurup kaçar.Da han ikke vil, slår hun op med ham.
Bu güç sık sık siyasal muhalifleri engellemek için kullanılırdı.Denne makten ble ofte benyttet for å motarbeide politiske motstandere.
Trey’i engellemeye çalışır.Hun prøver å få Trey til å slippe.
R-27EM füzeleri anti-gemi füzelerini engellemekte büyük destek sağlar.Med R-27EM-missiler kan flyet også avskjære antiskipsmissiler.
Eczaneciler Kurumu diğer kadınların lisans almasını engellemek için düzenlemeleri değiştirdi.The Society of apothecaries endret umiddelbart sitt regelverk for å hindre at andre kvinner å få lisens.
Sizi engellemeye çalışırlar.Noen forsøker imidlertid å hindre dem.
Sezar'ın kanun yapma yetkisini engellemeye yönelik bu girişim yetersiz kalmıştı.Disse forsøkene på å hindre Cæsars lovgivning, viste seg å være forgjeves.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Derfor anbefales det å være forsiktig med bruken av skraveringene.
Yahudi bilgeler bu yasağın yanında ilave engellemeler de getirmiştir.Disse blandet seg senere med omreisende jødiske handelsmenn og sinti (sigøynere).
Amaç Fransa'nın Avrupa'daki yükselişini engellemekti.Hensikten var selvsagt å demme opp for Frankrikes dominerende stilling i Europa.
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.Avgjørelsen vekket sterke reaksjoner både i Russland og andre steder i Europa.
İki tarafın da ortak çıkarı, Osmanlıların Balkanlar'daki ilerleyişini engellemekti.Begge slagene var betydningsfulle i den samlete motstanden mot osmansk framgang gjennom Balkan.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Tyskerne gjennomførte kraftige forholdsregler for å forhindre den truende katastrofen.
Bu cihaz evden 100 adımdan fazla uzaklaşmasını engellemektedir.Han ble ilagt forbud mot å komme nærmere enn 300 meter fra Stortinget.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Han ble sluppet fra 31. august.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Satu-satunya cara efektif untuk mencegah pilek adalah dengan mencegah penularan virus secara fisik.
Mauricius'un generali Priscus, 593 baharında Slavların Tuna'yı geçmesini engellemeye başladı.Jenderal Priskos mulai menghalangi orang-orang Slavia menyeberangi Donau pada musim semi tahun 593.
Zararlar engellenmelidir; engellemek için Yahudiler değişime uğratılmalıdır.Maka dari itu, sebisa mungkin orang Yahudi perlu dijauhkan dan dihindari."
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Penyisihan pertama diselenggarakan tanggal 31 Oktober.
Bu sebeple neredeyse tüm diğer yiyeceklerin iyi sindirilmesini engellemektedir.Dengan demikian Ia menyatakan semua makanan halal.
1959 Ağustos ayında ise ordunun PKI kongresinin toplanmasını engelleme girişimi başarısız olacaktır.Pada bulan Agustus 1959, terjadi upaya atas nama militer untuk mencegah penyelenggaraan kongres PKI.
Birlikleri Arkadiopolis'e geçişi engellemek için hendek kazdılar.Pasukannya melarang akses ke Arkadiopolis dengan parit.
Öğrencilerinin ilerlemesini engellemeye çalışır.Namun, bagi murid-muridnya tetap mempertahankan ajarannya.
Örneğin, eğer biri ebeveynlerinin ölümünü engellemeye çalışırsa başarısız olacaktır.Ví dụ, nếu như một ai đó muốn về cứu bố mẹ mình khỏi cái chết thì người đó sẽ thất bại.
Engelleme boyunca YouTube URL'leri Çin'in yerel arama motoru Baidu'ya yönlendirilmekteydi.URL đến YouTube bị chuyển hướng đến máy tìm kiếm của Trung Quốc, Baidu.
7 Nisan 2011'de bu sistem ilk defa Gazze Şeridinden gönderilen Grad füzesini engellemeyi başardı.Ngày 07 tháng 4 năm 2011, hệ thống đã chặn một thành công tên lửa Grad phóng ra từ dải Gaza lần đầu tiên.
Adalar, Kanarya Akıntısı'nın akışını kısmen engellemektedir.Quần đảo Canary ngăn chặn một phần dòng chảy của hải lưu Canary.
Bu şartlar herhangi birinin gerçekleşmemesi Coffman deadlock'u engellemek için yeterlidir.Có bốn điều kiện cần thiết để deadlock có thể xảy ra.
Triple H ise, Punk'ın kemeri kaybetmesini engellemeyi başaramadı.The Miz cũng nói không bật mí thành viên thứ 5 nếu Braun thua.
Yükselen göl sularının engellemesi nedeniyle kazılar 1987 yılında sona erdirilmiştir.Việc cấm tắm tại những hồ trong khu vườn quốc gia đã được hủy bỏ 1987.
R-27EM füzeleri anti-gemi füzelerini engellemekte büyük destek sağlar.Tên lửa R-27EM cung cấp cho Su-33 khả năng ngăn chặn các tên lửa đối hạm.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.故に詔を承りては必ず慎め。
Mikrofonları engelleme (ses ile).(中略)マイクを捨てろ。
Yarışmacının dosya özellikleri kullanarak şirketleri engellemek için lisanslama sorunları.競合他社のファイル形式を使う事で発生するライセンス問題の防止。
Ancak Çinlilerin bölge üzerindeki nüfuzu bunu engellemekteydi.中国人はこの地域を避けるようになっていた。
Engellemeye çalıştım ama yapamadım.攻撃を試みたが出来なかった。
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.オフの10月31日に放出された。
4. Yıldırımın düşmesini engellemek.4位以下は点灯なし。