Şalit’in babası, Amerika’yı, oğlunun serbest bırakılma müzakerelerini engellemekle suçladı.В феврале 2010 года отец Шалита обвинил США в блокировании переговоров об освобождении сына.
Mikrofonları engelleme (ses ile).Выбор устройства ввода звука (микрофона).
İngiliz hükümeti 9 gün süren grevi engellemekte başarısız oldu.Он опоздал перехватить британцев на десять дней.
Ayrıca sopalarını rakibi engellemek ve bloklamak için de kullanabilirler.Также на сайте есть возможность пожаловаться на неприятных пользователей или заблокировать их.
Bu nedenle misyonerlerin çalışmalarını çeşitli yollarla engellemeye çalıştı.Энкаведисты разными способами пытались сломать его.
Bu ise telomeraz tarafından gerçekleştirilen telomer uzamasını engellemede PINX1’e yardımcı olabilir.Он может взаимодействовать с PINX1 и ингибировать удлинение теломер теломеразой.
Angela onun gerçekte Sylar olduğunu anlamasını engellemeye çalışmaktadır.Анхела кусает его, чтобы доказать, что она не заражена.
Yine de Haziran 2009'da çocuk pornografisini engellemek için bir internet sansürü yasası çıktı.В июне 2011 года в Верховной Раде был зарегистрирован законопроект о запрете пропаганды гомосексуализма.
Rusların engellemesini durdurmaya yardımcı olur.Русские не могут остановить наше продвижение.
Böylece imparatorun kilisenin bölünmesini engelleme politikası başarısızlığa uğradı.И осуждается политика князей разрушающих единство.
Tam bunu deneyecekken Edward engellemeye kalkar.وحاول منع ادوارد عندما كانت تجرب ذلك.
Ocak 2014'te, birkaç İrlandalı İSS KAT'ı engellemeye başladı.في يناير عام 2014، بدأ العديد من مزودي خدمات الإنترنت الايرلندية بمنع كيك اس تورنت.
Engelleme boyunca YouTube URL'leri Çin'in yerel arama motoru Baidu'ya yönlendirilmekteydi.تمت إعادة توجيه عناوين URL إلى يوتيوب إلى محرك البحث الصيني الخاص بايدو.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.تم إلغاء حظره في 31 أكتوبر.
Kemikler Şehri'nde kendi kendini Valentine'ın Ölümlü Kupa'yı bulmasını engellemek için komaya sokmuştur.في كتاب مدينة العظام جعلت جوسلين نفسها تدخل في غيبوبة لتمنع فالنتاين من معرفة مكان الكأس المميت.
Üzerinde bulunan ikincil tuzaklama fünyeleri maynın elle temizlenmesini engellemek için takılmıştır.ومنعت الجمارك دخول الكتاب إلى البلاد، والذي بدوره قد يشير إلى إمكانية منعه أيضا من الشحن من ولاية إلى أخرى.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.علاج الذين يعانون من داء الشريطيات أمر مهم لمنع انتشار المرض.
Renk filtreleri belirli ışık dalgalarının filme ulaşmasını engellemek için kullanılır.تعمل مصفيات الألوان عن طريق منع موجات ألوان معينة من الضوء من الوصول إلى الفيلم.
Bu engelleme, Türkiye'de ve dünyada çeşitli yankılar uyandırmıştır.هذه العملية أحدثت صدمة في مصر وفي العالم كله.
Bazı sektörlerde örgütlenmek hükümetin engellemeleriyle karşılaşacaktır.مع تحلحل الطبقات، سينهار الجهاز الحكومي في الدولة.
Adam onu engellemeye çalışınca da onu vurup kaçar.ولكن، بدلاً من إعدامه معهم، تم إطلاق النار عليه بينما كان يحاول الفرار.
Yahudiler bu durumu engellemek için harekete geçmeye karar verdi.لقد حاول اليهود أن يُغطّوا على هذه الحقيقة.
Amaç, topu diğer takımın sahasına yollamak ve kendi sahasına düşmesini engellemektir.هدف النزال هو رمي المصارع الآخر إلى خارج الدائرة أو وضعه على الأرض.
Bu, İtalyanların Aralık 1911'de Tobruk'ta ilerlemelerini engellemek için önemli bir adımdı.Este foi um passo importante para impedir o avanço italiano em Tobruque, em Dezembro de 1911.
Engelleme boyunca YouTube URL'leri Çin'in yerel arama motoru Baidu'ya yönlendirilmekteydi.As URLs do YouTube foram redirecionadas para o buscador da China, Baidu.
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Isto não evitou que os outros o seguissem.
Evden herhangi birisinin ayrılmasını engellemek için evin tüm çıkışları kapanır.Eles descobrem que todas as saídas da casa foram seladas, impedindo que qualquer um deles saia.
3. Kameranız hayatınızın akışını engellememeli; onun bir parçası olmalı.A Lomografia não interfere na sua vida, é parte dela.
Sizi engellemeye çalışırlar.Eles devem impedi-lo.
Doktor, görüntüde Prem'in kardeşi Manish'in, Bhakti'yi evliliği engellemek için öldürdüğünü öğrenir.A filmagem revela que Bhakti foi assassinado pelo irmão mais novo de Prem, Manish, que se opôs ao casamento.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Portanto cuidado deve ser tomado para evitar derramamento.
İki tarafın da ortak çıkarı, Osmanlıların Balkanlar'daki ilerleyişini engellemekti.Houve interesse comum para evitar que os turcos muçulmanos prosseguissem com o avanço nos Bálcãs.
Fakat bu şekildeki saldırı engelleme amaçlı savunma taktikleri Finlerin karşısında pek başarılı olamadı.Porém, eles foram capazes de defender com sucesso o título no No Way Out.
Sanal bellek sistemleri tasarlanırken bu durumun yaratacağı yükü engellemek için bazı önlemler alınabilir.Todavia, existem abordagens de design que podem reduzir a chance real disso ocorrer.
Amaç, ok hedefin vücuduna saplandığında çıkarılmasını engellemekti.O som parecia puxá-la para fora de seu corpo.
Ancak, başkan hariç üyelerden ikisinin katılmaması toplantıyı engellemez.Pode ocorrer, no entanto, que um dos lados não encerre a sessão.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.A pobreza familiar não o impediu, contudo, de continuar estudando.
İşletim sistemleri bu engelleme üzerine çalışmaktadır.O esquema de proteção vai além disto.
Bu noktada terapist danışanının kendini suçlamasını engellemeye çalışır.Durante o interrogatório feito, o carrasco defendeu-se negando sua própria assinatura.
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )Hij laat hen binnen en bedankt hen uitvoerig.
Üzerinde geçitler bulunan dağlar ulaşımı engellemez.Welke berget (heuvel) wordt bedoeld is onduidelijk.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Behandeling van mensen met taeniase is belangrijk om de verspreiding te voorkomen.
Bunu herhangi bir miras almasına onu engellemek için yapmıştır.Daarvoor werd hem beloofd, dat hij van elk iets zou erven.
Olacak felaketi engellemek için dünyayı kurtarmaya çalışırlar.Ze proberen het noodlot te ontlopen.
Ancak Çinlilerin bölge üzerindeki nüfuzu bunu engellemekteydi.Gebrek aan controle over de Chinese bewoners dreef hen daartoe.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Daar werd op 31 oktober slag geleverd.
Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler.Andere dokwerkers werden verhinderd naar hun werk te gaan.
Sucre ise Maricruz’un, kuzeni Hector’la evlenmesini engellemek için Las Vegas’a gider.Sucre komt aan in Las Vegas en gaat naar de kerk voor het huwelijk van Maricruz en Hector.
Etkin ve kelimenin tam anlamıyla da pozitif bir engelleme yetisidir daha ziyade.”Objectiviteit en correctheid des te meer".
Enflamatuar yanıtı bozan ilaçlar da iyileşmeyi engellemektedir.Ook de slechthorendheid die optreedt, is niet te genezen.
4. Yıldırımın düşmesini engellemek.Het kan voorkomen dat een duiklamp uitvalt.
İnsanlar gömme işlemini engellemeye çalıştı.Mensen proberen me tegen te houden.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Of: Voorzichtig te werk gaan.
Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.De weigering om zo'n aanhouding te doen ophouden door de hiertoe bevoegde personen, is eveneens een misdrijf.
Bu alandaki çalışmaların büyük bir yüzdesi türbülansı engellemeye yöneliktir.Op deze baan is het niet overdreven om een buggy te huren.
Üzerinde geçitler bulunan dağlar ulaşımı engellemez.W obrębie góry nie poprowadzono żadnej trasy narciarstwa zjazdowego.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Idąc nim należy zachować ostrożność.
Mikrofonları engelleme (ses ile).Miniaturowe zawory upustowe (pol.).
Engellemeye çalıştım ama yapamadım.Mógł mnie uwieść, ale tego nie zrobił.
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Ówcześnie nie omijały go pochody pierwszomajowe.