engel ile cümle
engel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ulusal İşitme Engelliler Derneği (Birleşik Devletler); 2. baskı.Про міжнародний комуністичний з'їзд; 2.
Bu sayede kredi sisteminin suistimal edilmesi engellenir.Така система аукціону використовується для контролю інфляції кредитів.
Çin'de Wikimedia sitelerine erişim çeşitli defalar engellenmiştir.Появу канадсько-українських бібліотечних центрів обумовили декілька причин.
Diğer bir ifadeyle, hucrelerin yeni protein uretmelerini engeller. blasticidin.comУ продажу з'явилася нова форма препарату Протефлазід® у вигляді вагінальних супозиторіїв. proteflazid.com.ua.
Onun hepsini engelleyebilirim.Я можу цьому всьому запобігти.
Annesi Meliha Hanım (İpek Bilgin) görme engelli ama sezgileri çok kuvvetli bir kadındır.Його підставили найближчі люди: кохана Ейшан, старший брат Алі і найкращий друг Дженгіз.
O zamanlar Ukrayna dilinde operanın gelişmesinin önündeki engel, profesyonel tiyatronun olmamasıydı.Перешкодою у розвитку опери українською мовою на той час лишалась відсутність професійного театру.
Bir salgın sırasında hayvanların dolaşmalarının engellenmesi yararlı olabilir.Účinným opatřením může být zamezení pohybu zvířat během epidemie.
Düşen engeller için herhangi bir ceza söz konusu değildir.Trest, jenž trestem nebyl.
Hatta güvenli IEEE 802.11i-2004 şifreleme yöntemi, Wi-Fi şebekelerinin MAC adresleri göndermesini engellemez.Ani zabezpečení metodou IEEE 802.11i-2004 nezabraňuje Wi-Fi síti v rozesílání MAC adres.
Nezleden korunmanın tek etkili yolu virüslerin yayılmasını fiziksel olarak engellemektir.Jediným účinným způsobem prevence nachlazení je fyzicky zabránit šíření virů.
1848 - Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto kitabını yayımladı.1848 Karl Marx a Friedrich Engels zveřejnili Komunistický manifest.
Bununla birlikte Ay çekirdeğinin küçük boyutu, bu hipotez için potansiyel bir engeldir.Malá velikost lunárního jádra je ale potenciální překážkou k podpoře této hypotézy.
1927'den 1930'a kadar Moskova'daki Marx-Engels enstitüsünde, 1930'dan 1933'e kadar da Berlin'de çalıştı.Od roku 1927 do roku 1930 působil na institutu Marxe a Engelse v Moskvě a od roku 1930 do roku 1933 v Berlíně.
GNU LibreJS eklentisi özgür ve anlaması basit olmayan JavaScript kodlarını bulur ve engeller.Rozšíření GNU LibreJS detekuje a blokuje nesvobodný netriviální JavaScript.
Beyindeki enflamasyon da beyin-omurilik sıvısının normal akışını engelleyebilir (Hidrosefali).Zánět mozkové tkáně může také bránit normálnímu průtoku mozkomíšního moku v okolí mozku (hydrocefalus).
Mina bu birlikteliği gizlemeyi reddedince İtalyan televizyon ve radyolarından engellendi.Mina odmítla jejich vztah skrývat a RAI ji zakázala vystupování na všech kanálech italské televize i v rádiu.
Her yıl milyonlarca insanın ölümü engellenebilir.Ročně způsobí smrt několika tisíc lidí.
Bunu engellemek için sınırı güneyden geçirmek gerekir.” ."Naše hranice stojí za to bránit.
İlk engel başlangıç çizgisinden 13.72 metre uzağa yerleştirilir.Překážek je celkem 10 a první překážka je umístěna ve vzdálenosti 13,72 metru od startovní čáry.
Novosibirsk'teki dostluk maçında, Novosibirsk bölgesinin Yermak-Sibir takımında engelli çocuklar da yer aldı.V rámci přátelského zápasu v Novosibirsku hrály i děti s postižením – tým Novosibirské oblasti Jermak-Sibiř.
Æthelwulf döndüğünde iç savaşa engel olmak adına krallığı ikiye bölmeye razı oldu.Po svém návratu Ethelwulf, aby zabránil krvavé občanské válce, souhlasil s rozdělením země.
Sabit internet hatları için de engellilere indirim uygulanmaktadır.Stejný účinek mají hospodářské sankce namířené proti nepohodlným režimům.
Ancak VII Ferdinand bunu engelleyecek önlemler aldı.Dr. Fastolfe je překážkou, kterou je zapotřebí odstranit.
Bu durum tırnakların normal kullanımını engeller.Tím dochází ke zbytečnému opotřebení pneumatik.
Ayrıca engelli tiyatrosu, Kültür Bakanlığı'ndan maddi destek almaktadır.Divadlo je dotováno Ministerstvem kultury.
Büyük Vatanseverlik Savaşı başlaması ile Engels şehre tahliye etdildi.Po vypuknutí Velké vlastenecké války podnik evakuovali do města Engels.
Ayrıca, Pişkinsüt'ün konuşması engellendi.Hádka o jablko sváru neustávala.
Aynı doğrultuda, Suriye'de de site engellenmiştir.Ze stejného důvodu je nyní pozastaveno členství Sýrii.
Nero azatlı köleleri destekledi ve patronların bu tip haklar elde etmesini engelledi.Nero v této věci vystoupil na straně propuštěnců a nepřipustil posílení práv patronů.
8 yaşındayken, görüşünü engelleyen baş ağrılarıyla karşılaştı.Ve věku osmi let trpěla migrénami, které ji oslepovaly.
Fakat bu 99 yıl hapis cezası almasına engel olmadı.Za spáchání atentátu byl odsouzen na 99 let vězení.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.Cílem této konvence je zabránit změnám klimatu, způsobeným člověkem.
Bazı havayolu şirketleri de, engelli yolculara indirim uygulamaktadır.Letecké společnosti musí také zabránit tomu, aby si obchodní cestující přímo kupovali zlevněné letenky.
Bu durumun farkında olan İngilizler muhtemel bir savaşı engellemek için çaba harcadılar.Bůh je mi svědkem, že jsme zkusili všechno, co bylo možné, abychom zamezili novou ofensivu.
Bireysel Engel Atlama Yarışları'nda Olimpiyat'larda mücadele etmiştir.V soutěži jednotlivkyň se probojovala na olympijských hrách do čtvrtfinále.
Engellemeye çalıştım ama yapamadım.Zkusila jsem s tím bojovat, ale nešlo to.“.
Auralı migreni olan kişilere uygulanan migren önleyici tedavi, bununla ilişkili felçleri engelleyebilir.Preventivní léčba migrény u pacientů trpících migrénami s aurou může zabránit následným mozkovým příhodám.
Böylece kıtlığa engel olup insanlara daha fazla gıda maddesi sağlanmıştır.Dochází zde ke konečnému natrávení potravy a vstřebání většiny živin.
Ancak takımın bir kez daha küme düşmesine engel olamadı.Neměla ale v úmyslu nechat si znovu zlomit srdce.
Uzaktan kumandalı aletlerin engellenmesi.Dálkově ovládané stroje.
Başka bir teori sinyal akışının engellenmesidir.Svítí pouze indikace volnost trati.
Ancak bürokratik engelleri aşmamız gerekiyormuş.Nicméně brzdou byla velmi přebujelá byrokracie.
Bu eğilimle mücadele edebilmek için bilim eğitiminde yanlılığı engelleme yöntemleri öğretilir.Proč jsou vědecké metody nedostatečné pokud jde o předvídání těchto událostí?
Motor gücü 4 tekere de dağıldığından patinaj olayı da engellenir.Uvolněný motor při pádu utrhl i vnější motor.
Engel, Washington'da doğmuştur.Narodil se Pascu ve státě Washington.
Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir.Spočívá v tom, že kyčelní kloub a kloubní jamka do sebe nepřesně zapadají anebo nejsou zcela vyvinuty.
Bu zarar genç fidanlarda gelişmeyi engeller.Choroba způsobuje netvárný růst mladých borovic.
Rusya'nın Engels şehrin Saratov bölgesinde bulunur.Výrobní závod se nachází ve městě Engels, Saratovské oblasti Ruska.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.V roce 1924 tam byla jeho výroba a distribuce zakázána úplně.
Engellier için özel olanları vardır.Velký důraz na angelologii.
Müşahede (Contemplation) kul ile Rabbi arasındaki engellerin kalkmasıdır.O velebných svátostech od Krista Pána nařízených, též o užitcích a pravém jich užívání.
Bu köprü açık denizden gelen dalgaları da engeller.Přímo ze břehu žádný most nevede.
Bazı bürokratik engellerin aşılmasından sonra, gecikmeli bir şekilde proje tasarlanmıştır.Kvůli byrokratickým průtahům se ale realizace opozdila.
PLEX'lerin amacı gerçek para ticaretini engellemektir.Bleiera měli nalákat na uzavření výhodného obchodu.
Gardner'ın planını öğrenen Garrity ona engel olmaya karar verir.Nakonec ho musí postřelit, aby Garak viděl, že to myslí vážně.
İstenmeyen bileşen geçişini engellemenin bir yolu, saat geçitleme yöntemidir.Jedinou metodou nápravy tohoto nežádoucího stavu je operace.
1968 Douglas Engelbart fareyi icat etti.V roce 1962 vydal Mojmír Otruba studii Božena Němcová.
Oyuncular kendileri arasında iletişim kurulabilir, ve ajanlar gönderip bunlar engellenebilir.Hráči do sebe mohou narážet a tím se vystrkovat.
Kral'ın idamına karşı çıkmış ama engelleyememişlerdir.Rozmluvit králi jeho rozhodnutí se jim však nepodařilo.