engel ile cümle

engel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu da kurbanın yani insanın hemen ölmesini engelliyor.De tekst impliceert het naderende overlijden van de man.
Bu esneklik piyasaya girmedeki engelleri büyük ölçüde düşürmüştür.Deze beperkingen belemmerde de interne markt aanzienlijk.
Sucre ise Maricruz’un, kuzeni Hector’la evlenmesini engellemek için Las Vegas’a gider.Sucre komt aan in Las Vegas en gaat naar de kerk voor het huwelijk van Maricruz en Hector.
Milletvekili adaylığı engellenmiştir.De kandidatuur werd stopgezet.
Tekeller de bu tür engellerin varlığında ortaya çıkarlar.Ook het barricaderen kwam daar voor.
Etkin ve kelimenin tam anlamıyla da pozitif bir engelleme yetisidir daha ziyade.”Objectiviteit en correctheid des te meer".
Bu yolculuk sırasında Gordon birçok engelle karşılaşır.Naast deze tocht ondernam Gordon in deze periode nog een lange reis.
Ancak bu en sonunda kentin düşmesini engelleyemedi.Zij konden echter niet voorkomen dat de stad viel.
Buna Power Rangerlar engel olmuştur.Deze combinatie werd niet gebruikt in Power Rangers.
Jimmy Vulmer: Yürüme engellidir.James M. Fox : Geen grapjes alsjeblieft !
Bu, engele daha az zarar verir.Dit maakte het netwerk minder kwetsbaar.
Goalball, görme engellilere özgü bir takım sporuudur.Goalball is een balsport voor mensen met een visuele handicap.
Ama hastalığı ve erken ölümü, onun imparatorluğu dönüştürme fikirlerine ve çalışmalarına engel oldu.Maar zijn ziekte en vroege dood belemmerden deze plannen.
Bu yüzden yeni padişahın cülûsunu ilân eden hatt-ı hümâyunda meşrutiyet vaadinin yer almasını engelledi.Hij heeft niet voor niets de bijnaam van de ridder met het treurige voorkomen.
Fakat bunu başaramaz; çünkü Kont engel olur.Wanneer Geeraerdt dit weigert, barst de graaf in gejammer uit.
1848 - Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto kitabını yayımladı.1848 - Marx en Engels publiceren in Londen hun Communistisch Manifest.
Enflamatuar yanıtı bozan ilaçlar da iyileşmeyi engellemektedir.Ook de slechthorendheid die optreedt, is niet te genezen.
Ama Numara 4 onu engellemiştir.Numara 3'ten hoşlanır.De nummer 1 neemt het hierin op tegen de nummer 4 en de nummer 2 neemt het op tegen de nummer 3.
Jimmy Vulmer, (önceden Jimmy Swanson) South Park'ta Timmy'den sonra tek 2. engelli çocuk.Jimmy Volmer (ook wel Jimmy Vulmer, vroeger Jimmy Swanson) is een personage uit de animatieserie South Park.
Ama yine de buraların yıkılmalarına engel olamadı.Dat verhinderde niet dat ze door hen vernietigd werden.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Om zijn gemaakte fouten van de crisis te herstellen.
4. Yıldırımın düşmesini engellemek.Het kan voorkomen dat een duiklamp uitvalt.
İnsanlar gömme işlemini engellemeye çalıştı.Mensen proberen me tegen te houden.
İmar Mevzuatına ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir.Van deze actie hangt hun (eventuele) straf af.
1568-1648'de ortaya cikan uzun "Seksen-Yillik Savas" bu ticaretin gelişmesine engel olmuştur.De Tachtigjarige Oorlog (1568–1648) maakte een einde aan de vooruitgang.
(Etesios rüzgarları nehrin tersine eserek onun denize dökülmesini engelliyorlarmış ve sular da taşıyormuş.)(De zeeschepen liggen niet aan de kade wegens ondiepten, er moet op het water worden overgeladen in aken).
Angel ise iblis ile dövüşürken bu defa kanının kendisine bulaşmasına engel olur ve insana dönüşmez.En zijn andere leven met Anna: tot nu toe in het verborgene maar voor hemzelf ongeveinsd.
O, duvara sıkıştırarak tehlikeli bir şekilde Rubens Barrichello’yu engellediği için böyle cezalandırılmıştır.Dankzij deze actie kon Rubens Barrichello opschuiven naar de tweede plaats.
Ayrıca engelli yolcuların rahatlıkla iniş biniş yapmalarını sağlayan engelli rampası da bulunmaktadır.Daarnaast hinderen loslopende koeien een vlotte doorstroming van het verkeer.
Bu durum idrak etmeye, kavramaya engel olur.Op deze manier voorkomen ze ontdekking.
Ancak bu durum olayların bitmesine engel olmadı.Dit betekende echter geenszins het einde van de moeilijkheden.
Bu, bazı uygulamalarda kullanımı engeller.Deze eigenschappen worden uitgebuit in bepaalde toepassingen.
Canlının aktif hareket etmesini engeller.Het zorgt ervoor dat je instinctief kan handelen.
IP adreslerinin engellenmesi.Deze nummers zijn de IP-adressen.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Of: Voorzichtig te werk gaan.
Çünkü bu frekanslarda yayın sinyali engellerin arkasına geçebilir.Boven die frequentie kunnen fotonen ongehinderd het materiaal passeren.
İktidara Kızıl Kmer'lerin yeniden gelmesini engelledi.De regerende landskampioen zou niet langer de rode loper uitgerold krijgen.
Bunu öğrenen şirket ortakları bu duruma engel olmaya çalışırlar.De vereniging probeert dat te voorkomen.
Engelli sporları toplumun bedensel veya zihinsel engeli bulunan üyeleri tarafından yapılan sporlardır.De sport is toegankelijk voor sporters met een bepaalde lichamelijke handicap of zintuiglijke handicap.
Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denir.De weigering om zo'n aanhouding te doen ophouden door de hiertoe bevoegde personen, is eveneens een misdrijf.
Böylece YouTube'a erişim tam anlamıyla engellenmiş oldu.Het filmpje werd op YouTube een grote hit.
Engels buraya bir delege olarak katıldı ve eylem stratejisinin geliştirilmesine öncülük etti.Engels trad hierbij op als vertegenwoordiger en had veel invloed op de ontwikkelde strategie van de bond.
O kadar ki bu hayal, onların birlikte olmalarına bile engel olur.Maar zelfs dit stopt hen er niet van om zich toch aangetrokken tot elkaar te voelen.
Bu alandaki çalışmaların büyük bir yüzdesi türbülansı engellemeye yöneliktir.Op deze baan is het niet overdreven om een buggy te huren.
Üzerinde geçitler bulunan dağlar ulaşımı engellemez.W obrębie góry nie poprowadzono żadnej trasy narciarstwa zjazdowego.
Bu yüzden engellemeyi kullanırken lütfen dikkatli olalım.Idąc nim należy zachować ostrożność.
Fakat bunu başaramaz; çünkü Kont engel olur.I nie daje się hrabiemu przekonać.
Bu sayede kredi sisteminin suistimal edilmesi engellenir.Zapobiega to podrabianiu kredytów.
Kimyasal engeller de enfeksiyona karşı koruma yaparlar.Przed infekcją chronią również bariery chemiczne.
Demir kubbe adlı füze savar sistemi 130 füzeyi engelledi .System antyrakietowy Żelazna Kopuła przechwycił 130 rakiet.
Mikrofonları engelleme (ses ile).Miniaturowe zawory upustowe (pol.).
1848 - Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto kitabını yayımladı.1848 – Karl Marx i Friedrich Engels ogłosili w Londynie Manifest komunistyczny.
Tüm Aragon bölge komitesinin istifa tehdidi buna engel oldu.Jednak groźba upadku całego Komitetu Regionalnego Aragonii udaremniły realizację tych zamiarów.
Bir sonraki hafta Raw maçında The Undertaker'ın etrafını sardılar ama Team Hell No, onları engelledi.Następnej nocy na Raw próbowali zaatakować The Undertakera, lecz przeszkodziło im Team Hell No.
Bu gemi sadece gelgit engelli rıhtımlarda demirleyebilmektedir.Dozwolone jest poruszanie się wyłącznie na łodziach bezsilnikowych.
1811'de Moritz von Engelhardt ile birlikte Kırım ve Kafkasya'ya seyahatte bulundu.W 1811 roku wspólnie z geologiem Moritzem von Engelhardtem zorganizował wyprawę na Krym i Kaukaz.
Baltık Denizi'ne geçiş ise İsveç tarafından engelleniyordu.Ewakuowany drogą morską przez Bałtyk został uratowany przez Szwedów.
Sihir ve insan dünyası arasında onları ayıran bir engelleyen insan vardır.Stanowią granicę między światem ludzkim i magicznym.
En basitiyle; fiziksel engeller bakteri veya virüs gibi patojenlerin vücuda girmelerini engeller.Najprostsze są bariery fizyczne, które zapobiegają wejściu do ciała takim patogenom, jak bakterie czy wirusy.
Jimmy Vulmer, (önceden Jimmy Swanson) South Park'ta Timmy'den sonra tek 2. engelli çocuk.Jimmy Valmer (wcześniej Jimmy Swanson) – niepełnosprawny uczeń ze szkoły w South Park.

İlgili Sayfalar