engel ile cümle
engel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sorun ya da problem; çözülmesi gereken mesele, soru veya aşılması gereken engel.Definir o problema ou problemas que o autor está procurando resolver.
Ancak fakirlik herhangi bir eğitim almasını engellemekteydi.A pobreza familiar não o impediu, contudo, de continuar estudando.
Ancak takımının 3. Lig'e düşmesine engel olamadı.No tanto não lhe foi possível derrubar a terceira porta.
Nedeni, sıvının akciğerleri sıkıştırarak hareketlerine engel olmasıdır.Esta ação ajuda a limpar o ar antes dele atingir os pulmões.
Ama Numara 4 onu engellemiştir.Numara 3'ten hoşlanır.O 1º colocado enfrentará o 4º colocado, enquanto o 2º encara o 3º colocado.
Bu sayede haşaratın da binanın içine girişinin engellenmiş olacağı söylenmektedir.O homem afirmou que o cheiro de decomposição estava vindo de dentro da casa.
İşletim sistemleri bu engelleme üzerine çalışmaktadır.O esquema de proteção vai além disto.
İmar Mevzuatına ulaşılabilirlikle (fiziksel engellerin kaldırılmasıyla) ilgili hükümler eklenmiştir.Estão listados por ordem cronológica (dentro dos possíveis).
Yürüyen merdiven ve engelli asansörüne sahiptir.Não dispõe de elevadores ou escada rolante.
1. engele kadar 7-8 adımda ulaşılır, engeller arası 3 adımda geçilir.Repete o passo 4 até um dos Runs esvaziar.
Böylelikle kulakçıklar ile karıncıkların aynı anda kasılması engellenir.No começo existirão mineradores e validadores atuando ao mesmo tempo.
Bu noktada terapist danışanının kendini suçlamasını engellemeye çalışır.Durante o interrogatório feito, o carrasco defendeu-se negando sua própria assinatura.
Müşahede (Contemplation) kul ile Rabbi arasındaki engellerin kalkmasıdır.Hij was ook heer van een deel van Ekeren en Ettenhoven (Hoevenen).
( İlerleme engellemeleri, gerilemeyse övgüleri beraberinde getirir. )Hij laat hen binnen en bedankt hen uitvoerig.
Üzerinde geçitler bulunan dağlar ulaşımı engellemez.Welke berget (heuvel) wordt bedoeld is onduidelijk.
Yalnızca Engels tarafından kendilerine sağlanan parayla Marx ailesi büyük bir yoksulluk içinde yaşadı.Met slechts het geld dat Engels kon werven leefde de familie Marx in extreme armoede.
1847 yılında Engels ve Marx birlikte bir broşür yazmaya başladılar.In 1847 begonnen Engels en Marx samen een pamflet te schrijven.
Mevcut herhangi bir iletişim engeli, olayın şekliyle azalacaktır.Eventuele bestaande communicatiebarrières zullen worden verminderd door de vorm van het evenement.
1845 Temmuz'unda Engels, Marx’ı İngiltere’ye götürdü.In juli 1845 nam Engels Marx mee naar Engeland.
Bunların birçoğu kendilerini çocuklara veya engellilere adamış olanlardır.Het leeuwendeel van hen was verbannen of voortvluchtig.
Ama yayımlandıktan henüz 1 ay sonra, Mart'ta Engels ve Marx Belçika’dan kovuldular.In maart werden zowel Engels als Marx uit België verbannen.
Ancak aralarındaki yaş farkı, Nuri'nin evliliği ve toplum baskısı, önlerinde büyük bir engeldir.De soera waarschuwt tegen ongelovigheid en benoemt ook onder andere de vrouwen van Nuh en Loet.
Martin, Ethan'ın Debbie'yi öldürmesine engel olmak niyetindedir.Martin moet er vervolgens voor zorgen dat Ethan haar niet vermoordt.
Fakat bu sefer aşılması gereken daha da büyük bir engel karşılarına çıkar.Om deze te bereiken moest nog wel een belangrijke hindernis worden overwonnen.
Bir daha bu görevde yer almamasına karar verildi (fakat bu onun başbakan olmasına engel teşkil etmemekteydi).Zij waarschuwde hem om een bepaald wandelpad niet te nemen.
Fakat şu zamanda oraya girmeye altı mâni(engel) vardır. "...Zes daarvan (de middens) zijn rechtstreeks aan het binnenwerk vastgemaakt.
Engellilere ve muhtaç durumdaki insanlara yardım etmek için Franz Beckenbauer Derneği'ni kurdu.Beckenbauer richtte de Franz Beckenbauer Stichting op ter ondersteuning van behoeftigen.
Batman onun planını engeller.Haar plan werd gestopt door Batman.
Tenyazise yakalanmış kişilerin tedavi edilmesi de bu hastalığın yayılmasını engellemek için önemlidir.Behandeling van mensen met taeniase is belangrijk om de verspreiding te voorkomen.
Buna yasal olarak nasıl engel olunur?Hoe kan juridische dwang gerechtvaardigd worden?
Bu da albümün başarısını engelledi.Verder viel het succes van het album tegen.
Engellenmiş, Evet ise engellenmişsinizdir.Je houdt dan dus jezelf voor de gek (spreekwoordelijk).
Bunu herhangi bir miras almasına onu engellemek için yapmıştır.Daarvoor werd hem beloofd, dat hij van elk iets zou erven.
Birçok engel var.Er zijn verschillende barrières.
Marx ve Engels bu kitabı bir yayımcı bulamadıklarından yayımlayamamışlardır.Marx en Engels hadden moeite een uitgever te vinden voor hun werk.
Engellerine rağmen başardıkları, onu efsanevi bir kişilik haline getirmiştir.Hun bekentenis bespaarde hen een (in hun ogen) vernederende rechtszaak.
Burada Engels, İrlandalı emekçi bir kadın olan Mary Burns’le tanıştı.Daar ontmoette hij een Ierse arbeidster genaamd Mary Burns.
Anlık yorgunlukları engeller.Bijna niet meer kunnen van vermoeidheid.
Garsonun yemeği adamın önünden almasına da engel olur.Ook brengen venters aan de weg etenswaren aan de man.
Saraya girmeye çalışan kalabalık Francisco de Paula'nın ülkeden çıkartılmasına engel olmaya çalıştı.De menigte bestormde het paleis om de reis van Francisco de Paula te voorkomen.
Daha üstün bir şekilde, bütün engellere ve tehlikelere karşı koymak gücünü bulmalıyız.Eerst overwinnen ze vele obstakels en gevaren.
Olacak felaketi engellemek için dünyayı kurtarmaya çalışırlar.Ze proberen het noodlot te ontlopen.
Küçük oranlı bir vergi büyük spekülatif kazançların olduğu bir durumu engelleyemeyecektir.Door de kleine mondopening kunnen geen grote prooien verorberd worden.
Madrid metrosunda tüm istasyonlar engelli yurttaşlar için erişim sağlayamamaktadır.Op den duur moeten alle Berlijnse metrostations volledig toegankelijk zijn voor mindervaliden.
Sürgü de buraya getirildi, klavyeyi engelledi.Later trok hij deze bewering in en gaf hij toe de top niet te hebben gehaald.
Doofenshmirtz'e engel olur.Tijdens dat lied valt Perry Doofenshmirtz aan.
Ancak Çinlilerin bölge üzerindeki nüfuzu bunu engellemekteydi.Gebrek aan controle over de Chinese bewoners dreef hen daartoe.
Perry'nin görevi çılgın bilim adamı Dr. Doofenshmirtz'in planlarına engel olmaktır.Het is zijn taak om de duistere praktijken van de gemene Dr. Doofenshmirtz een halt toe te roepen.
Ancak 1995 yılından bu yana yaşanan domuz istilası, ekimi engellemiştir.In Italië is het gebruik van varkens om deze reden sinds 1985 verboden.
Halihazırda var olan doğal engellerle birlikte de kullanıldığı görülmüştür.Kanalen werden als natuurlijke bestaande hindernissen gebruikt.
Bu engeli geçip geçemeyeceği henüz belli değildir.Die kan deze blokkade niet passeren.
Engelleyici, ketleyici veya inhibitör, kimyasal bir tepkimenin hızını azaltan bir katışkıdır.Een inhibitor of remmer is een stof die de reactiesnelheid van een chemische reactie sterk vertraagt.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.Er is maar één persoon die deze vloek tot nu toe heeft overleefd, en dat is Harry Potter.
Ancak bu olay kariyerine engel olmaz.En Wij zullen zeker niets aan hun werken afdoen.
Fırlatılan Nükleer Bombalar hiçbir şekilde engellenemez.In elk geval zijn geen kernwapens tot ontploffing gebracht.
Bu nedenle zihinsel engellileri sınıflandırmaya gerek duyulmuştur.Er ontstond meer behoefte aan classificatie van geestesziekten.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Daar werd op 31 oktober slag geleverd.
Fakat bu girişimi bir öğrenci tarafından engellenir.Hierbij werd hij gesteund door het studentenverzet.
Kendileri çalışmadıkları gibi diğer işçilerin de çalışmasını engellemektedirler.Andere dokwerkers werden verhinderd naar hun werk te gaan.
Zırhın halkalarının süreli olarak birbirine sürtünüyor olması paslanmasını engelliyordu.Hij betwijfelde zelfs of de bandleden weleens zouden stoppen.