engel ile cümle

engel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Edward Bella'nın kanındaki zehri alır ve vampire dönüşmesini engeller.Edward extrait le venin de James du bras de Bella pour empêcher sa transformation en vampire.
Bazı havayolu şirketleri de, engelli yolculara indirim uygulamaktadır.Certaines compagnies vont jusqu’à faire signer une décharge de responsabilité aux passagers concernés.
Ama bu onun sevgisine engel olmamıştır.Mais elle refuse son amour.
Ne var ki bu duruma ilk engel olabilecek kişi babasıydı.C’est mon père qui m’en a parlé le premier.
Bu kalecikler Osmanlıların huruç saldırılarını da engelleyebiliyordu.Il est possible que cette poterne leur permettait de lancer des attaques nocturnes contre les Ottomans.
Benzer şekilde Engels de bilm dünyasıyla sürekli ilişki halindedir.De plus, Einstein a toujours entretenu d'excellentes relations avec le monde scientifique français.
Krimehild kocasını engellemeye çalışır.Kriemhild se résout à venger son mari.
Yetimhane kurma ve benzeri girişimleri bürokratik engeller yüzünden gerçekleşememişti.Le club n'a pas pu obtenir l'enregistrement officiel à cause d'obstacles bureaucratiques.
Bir sonraki hafta Raw maçında The Undertaker'ın etrafını sardılar ama Team Hell No, onları engelledi.Le lendemain à Raw, ils tentent d'attaquer The Undertaker mais la Team Hell No vient en aide à ce dernier.
Engellier için özel olanları vardır.Tout ça pour avoir Angel.
John Cena ve WWE Champion Alberto Del Rio'ydu bu engeller.John Cena obtient une nouvelle chance au titre détenu par Alberto Del Rio à Night of Champions.
Engels bir keresinde şöyle yazdı: "Ama ne başlık: Sosyal Demokrat!Sa candidature avait alors pour slogan : « Qu’est ce que fait un député fédéral ?
Bu yapıya hassas olmayanlar ise hiçbir engelleme olmadan yayılırlar.N'importe qui peut ingérer de telles fleurs sans hésitations.
Fakat sen mutlaka nutkunu söyleyeceksin ve tesadüf edeceğin herhangi bir engeli bana bildireceksin.Vous me direz tout le mal que vous voyez en moi et tout le bien que vous pourriez me dissimuler en vous.
Kül Kont: Jason, Julia ve Rick'i engellemeye çalışan ve Kundakçılar Birliği'ni kuran kişi.Tome 4 : On voit, vus de haut, Julia et Rick qui fuient le Comte des Cendres.
100 metre engellide de yarışmıştır.Il dispute également le 110 m haies.
Kainat ve Aşkınlık: Bilimci İnanış Engelini Yıkmak.Le Renard et le Hérisson : comment combler le fossé entre la science et les humanités ?
Statinler HMG-KoA redüktaz enzimini yarışmalı olarak engeller (competitive inhibition).La caféine agit donc comme un inhibiteur compétitif.
Üçüncü bir yaklaşım, çiçeklerin açmasını engellemeye yöneliktir.C'est la voie ouverte pour l'obtention de la première fleur.
2012'de Senterpartiet 18 yaşındaki erkeklerin sünnet olmasını engelleyecek bir yasa önerdi.En 2015, Le Malawi a fait passer une loi interdisant le mariage avant l'âge de 18 ans.
Mart 1883'te Marx'ın ölümünden sonra, Helene Demuth Engels'in evine yerleşti.Après la mort de Karl Marx en 1883, Helene Demuth rejoint Friedrich Engels, dont elle devient la gouvernante.
Gerekli destek ve yardımı alamaması kalenin düşmesini engelledi.Le manque de soutien extérieur n’a pas permis la réussite de l'évasion.
Paris'te de engelliler için olanları vardır ama sayıları çok azdır.Il y a également des réfugiés tchétchènes mais leur nombre n'est pas significatif.
Sabahları bol kırağının olması, ürün yetiştirme önünde büyük bir engel oluşturmaktadır.Beaucoup de gens sont de mauvaise humeur le matin, avant d'avoir pris leur café.
Ancak engellemeyi aşmak için çeşitli yöntemler mevcuttur.Il existe de nombreuses méthodes pour empêcher un éternuement.
Fabrika işi ürünlere önemli bir alternatif oluşturunca evlerde bu ürünlerin yapılması engellenmeye başladı.L'acquéreur ayant décidé de transformer les bâtiments en appartements, la production a dû quitter les lieux.
Anesteziye engel olduğu gerçeğini kabul etmez.Il avait reçu l'ordre de ne pas utiliser d'anesthésie.
Hendek, geçmeye engel olacak biçimde uzunlamasına kazılmış derin çukurdur.Mais le gouffre est bien trop profond pour y descendre.
Ancak bu zaferler savaşın gidişinin Osmanlı İmpartorluğu aleyhine sürmesini engelleyemedi.Cependant, il était clair qu'elle ne pourrait pas vaincre l'Empire ottoman seule.
Engelli sporları Paralimpik OyunlarıJeu sportif Portail des jeux
Tekeller de bu tür engellerin varlığında ortaya çıkarlar.Les SAF peuvent présenter aussi ce type d'anomalie.
Sadece bir kısmı giriş yolunu engellemiştir.Mais elles ne peuvent endiguer le flot des entrées.
Fırlatılan Nükleer Bombalar hiçbir şekilde engellenemez.L'ordre de tir nucléaire ne sera pas déclenché.
Birçok engel var.Il comporte divers barrettes.
Polis hız dedektörünü engelleme.Verstappen abandonne sur panne de boîte de vitesses.
Yine de Haziran 2009'da çocuk pornografisini engellemek için bir internet sansürü yasası çıktı.Début janvier 2009, le gouvernement chinois lance une campagne de répression de la pornographie sur Internet.
Bu yapılan hataların tamir edilmesini engeller.Ce dernier se doit donc de réparer cette erreur.
Gök ada merkezinin yoğun ışıması da karmaşık yaşamın gelişmesini engelleyebilirdi.Le rayonnement du centre galactique interférerait avec le développement de formes de vie complexes.
Yürüyen merdiven ve engelli asansörüne sahiptir.L'escalier et l'ascenseur.
Taksim Dayanışma grubunun üyeleri iş makinalarının önüne geçerek daha fazla yıkım yapılmasını engelledi.Le mauvais travail de l'état-major empêche ses hommes d'avancer pendant plus d'une heure.
Böylece Sırp güçlerinin, Bosnalı Müslümanlara saldırması engellenmeye çalışılmıştır.Les tâches principales étaient de procéder à des attaques contre les Musulmans bosniaques.
Görevi engellemek ister ancak mürettebatla sıkı bir çarpışma başlar.Son premier ordre sera d'obliger son équipage à complètement se décrasser.
Yarışmanın sunuculuğunu Anke Engelke, Judith Rakers ve Stefan Raab yapmıştır.En 2011, le concours fut présenté par Anke Engelke, Judith Rakers et Stefan Raab.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.La protection de l'eau est l'effort humain de garder l'eau.
Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler.Hier encore formes de développement des forces productives, ces conditions se changent en de lourdes entraves.
Sis onun çok uzağı görmesini engelledi.La niebla no le dejaba ver muy lejos.
Kar dışarı çıkmamızı engelledi.La nieve nos impidió salir.
Yasalarda yazanlar, insanların kafalarına göre hareket etmelerine engel olamıyor.Lo que está escrito en las leyes no puede impedir que el pueblo actúe según su voluntad.
Rablerine orada hiçbir engel olmaksızın bakıcıdırlar.Sano y salvo para que no cause daño alguno al cuerpo de su señor.
Müşahede (Contemplation) kul ile Rabbi arasındaki engellerin kalkmasıdır.Descienden los almalaques y el Espíritu en ella, por permisión de su Señor, para disponer todo asunto.
Tüm Aragon bölge komitesinin istifa tehdidi buna engel oldu.La amenaza de dimisión de todo el comité regional aragonés lo impidió.
Üretici güçlerin gelişmesinin biçimleri olan bu ilişkiler, onların engelleri haline gelirler.De formas de desarrollo de las fuerzas productivas, estas relaciones se convierten en trabas suyas.
1834’te, Alman devletleri arasındaki tarife engelleri ortadan kaldırıldı.En 1834, se eliminaron las barreras arancelarias entre los estados alemanes.
Bauer Marx ve Engels'in onun söylemek istediklerini yanlış anladıklarını iddia etti.Bauer afirmó que Marx y Engels habían malinterpretado lo que él había querido decir.
Eğer birkaç gün içerisinde, onun serbest kalmasına engel olmazlarsa dünyanın sonu gelecek.Si no le impide liberarse en el tiempo de algunos días, el mundo llegará a su fin.
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Esto, sin embargo, no evitó que otros les siguieran.
Ocak 2014'te, birkaç İrlandalı İSS KAT'ı engellemeye başladı.En enero de 2014, varios ISP irlandéses comenzaron el bloqueo de KAT.
Sivil savaşlar ve tedirginlik kutlamaları engellemiştir.Las guerras civiles y la intranquilidad impidieron las celebraciones.
Hem Blackthorne hem de düşmanları gelen mermileri engellemek için duvarlara basabilmektedir.Tanto Blackthorne como sus enemigos pueden usar los muros para eludir los disparos.
Markham gerekli ihraç lisanslarını edinmek üzere bürokratik engelleri aşmıştır.Posteriormente Markham superó la obstrucción burocrática para obtener las licencias necesarias de exportación.

İlgili Sayfalar