engel ile cümle
engel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Marx ve Engels bu kitabı bir yayımcı bulamadıklarından yayımlayamamışlardır.Marx et Engels n'avaient pas trouvé d'éditeur à l'époque.
Hükümet, partinin Nidhal ash-Sha'b ve An-Nour gibi gazetelerini çıkarmasına engel oldu.Le gouvernement l'a empêché d'éditer ses différents journaux comme Nidhal ash-Sha'b ou An-Nour.
Şanina'nın özel hayatı savaşla engellendi.La vie personnelle de Chanina a été contrecarrée par la guerre.
Ocak 2014'te, birkaç İrlandalı İSS KAT'ı engellemeye başladı.En janvier 2014, plusieurs FAI irlandais bloquent également KAT.
Ancak çoğu kimseye göre, umutsuzluk, zaten o beklentinin önündeki en büyük engellerden biridir.Il parviendra à triompher de la plupart d'entre eux, mais en ressortira grièvement blessé.
Bunların birçoğu kendilerini çocuklara veya engellilere adamış olanlardır.La plupart d'entre eux venaient de milieux pauvres ou en difficulté.
Zararlar engellenmelidir; engellemek için Yahudiler değişime uğratılmalıdır.Il faut arrêter le mal en l'empêchant ; il faut l'empêcher en changeant les Juifs.
Ancak bu olay kariyerine engel olmaz.Mais cela ne freine pas leur ardeur.
IP adreslerinin engellenmesi.Affichage des adresses IP.
Friedrich Engels, "Ütopik Sosyalizm ve Bilimsel Sosyalizm".Friedrich Engels, Socialisme utopique et socialisme scientifique.
Aykırı yayın yapanlar sansürlenir, kapatılır veya başka türlü yollarla engellenmeye çalışılır.Ils grimpent, sautent ou se poursuivent les uns les autres.
Veto Engelliyorum!Déjuquer v.tr.
1845 Temmuz'unda Engels, Marx’ı İngiltere’ye götürdü.En juillet 1845, Engels propose à Marx un voyage en Angleterre.
1927'den 1930'a kadar Moskova'daki Marx-Engels enstitüsünde, 1930'dan 1933'e kadar da Berlin'de çalıştı.De 1927 à 1930 il travailla à l'institut Marx-Engels-Lenin (en) à Moscou, et de 1930 à 1933 à Berlin.
Bütün engellere rağmen 14 Temmuz 1903'te Nürnberg’de bir Realgymnasium’da mezuniyet sınavını geçti.Malgré ces obstacles, le 14 juillet 1903, elle passe avec succès son examen dans un gymnasium de Nuremberg.
Görevinin tıp çalışmalarına engel olacağı kaygısıyla 1803 yılında profesörlükten istifa etti.Il renonce au professorat en 1803, craignant que cela n'interfère avec sa pratique de la médecine.
Fakat en büyük engel, zapt edilemez Konstantinopolis surları olarak gösterilir.Toutefois, l'obstacle le plus décisif sont les murs imprenables de Constantinople.
29 Nisan - Türk hükümeti Vikipedi'ye erişimi engelledi.29 avril : le gouvernement turc bloque l'accès à Wikipédia.
Özbekistan'da 2007 ve 2008 yıllarında olmak üzere iki defa Vikipedi'ye erişim tamamen engellenmiştir.La Wikipédia en ouzbek a été complètement bloquée pendant un bref moment en 2007 et en 2008.
Ancak daha sonra Münih Anlaşması ile Hitler'in başarısı sayesinde komplocuların planları engellenmişti.Cependant, Hitler conclut les Accords de Munich contrecarrant les plans des conspirateurs.
Kalenin tehdit altında olması roka engel değildir.La renaissance du château n'est pas menacée.
Her şey iyi giderse 30. Kolordu büyük engel olmadan Almanya'ya ilerlemeye başlayacaktır.Si tout se passe bien, le XXXe Corps avancera alors en Allemagne sans plus rencontrer d'obstacles majeurs.
Tübülinden mikrotübül oluşumunu engeller.Il n'inhibe pas l'assemblage des microtubules.
Maç sırasında Owens, kelepçelerden kurtulsa da Orton'ın Zayn'i yenmesini engelleyemedi.Durant le match, Owens réussi à casser les menottes mais Orton réussi quand même à battre Zayn.
Bazı liderler onlarla görüşmek istemediler, hatta onları engellediler.Il leur était interdit de converser avec eux, ni même de les saluer.
Karl Marx, Friedrich Engels ile 28 Ağustos 1844 tarihinde gene bu cafe'de tanıştı.Friedrich Engels retrouve Karl Marx au Café de la Régence le 26 août 1844.
Bireysel Engel Atlama Yarışları'nda Olimpiyat'larda mücadele etmiştir.Il a disputé la vitesse individuelle aux Jeux olympiques de Rio.
Orada, Spike'ın kafasına insanlara saldırmasını engelleyecek bir çip takılır.Ainsi, une puce a été implantée dans la tête de Spike pour l'empêcher de faire du mal aux humains.
Çevrenin bu açıdan zarar görmesini engellerler.Les pressions de son entourage pour l'en empêcher n'y font rien.
Ama hastalığı ve erken ölümü, onun imparatorluğu dönüştürme fikirlerine ve çalışmalarına engel oldu.Sa maladie et sa mort prématurée l’empêchèrent de mettre en pratique ses vues.
Bir düzine Güney Koreli gemi onu engellemek için kargaşa oluştu.Une douzaine de navires sud-coréens eurent l'ordre de l'intercepter.
Satürn bunu engellemek için bütün çocuklarını doğar doğmaz yiyordu.Saturne, ne devant pas avoir de descendance, mangeait ses enfants dès leur naissance.
Düşünce özgürlüğüne engel yasalar bulunmamaktadır.La liberté de penser sans la liberté de critiquer ?
Kalın bağırsak zarar görmüş veya yangılıysa su emilmesi engellenir ve sulu dışkı meydana gelir.L'amphithéâtre, bien qu'en plein-air, dispose d'un toit et est chauffé.
Onun döneminde Afganistan'da kadınların çalışması yasaklandı, kız çocuklarının eğitim görmesi engellendi.Durant son enfance, l'éducation des femmes était interdite et elle ne put étudier.
Sonradan hükümeti, Engelbert Dollfuß tarafından oluşturulan bir kabiyene geçti.Son gouvernement fut remplacé par un cabinet formé par Engelbert Dollfuss.
Doofenshmirtz'e engel olur.Pourquoi j'intimiderais Duchesneau?
Bunun için geçmesi gereken iki engel vardır.Deux obstacles sont à surmonter.
Bu sırada anılarını da yazacak ancak sansürlenmesine engel olamayacaktır.Cependant son témoignage fut ignoré et aucune charge ne fut retenue contre eux.
Engellemeye çalıştım ama yapamadım.Je voudrais me lever, je ne peux pas.
Yahudiler, gizlice ölü bir bedenin mahalleye sokulup huzursuzluk çıkarma çabasını engelledi.Les Juifs arrivent à déjouer une tentative visant à faire rentrer un cadavre humain dans leur quartier.
Engelleme 31 Ekim'de kalkmıştır.Il est révoqué le 31 octobre.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.L'héroïne est totalement interdite de fabrication, vente et importation en 1924.
Gorbaçov, Rus parti teşkilatının oluşumunu engelleme denemelerinde zorluklar ile karşılaştı.Gorbatchev était confronté à des difficultés en essayant de bloquer la formation d'un parti russe.
Mikrofonları engelleme (ses ile).On parle de microphagie suspensivore).
Ama sandalye insanın düşmesini engelleyen bir dış kuvvet uygulamaktadır.Mais la chaise lui applique une force externe sous les fesses, qui l'empêche de suivre cette tendance.
Batman onun planını engeller.Mais Batman l'en empêcha.
Çiftlik Kanunu, Yahudilerin çiftlik sahibi olmalarını veya çiftlikte çalışmalarını engelledi.Les Juifs peuvent louer des terres ou des fermes à condition de les exploiter eux-mêmes.
Erkeğin kafasındaki şapka onun yüzünün görünmesini engelliyor.L'odeur du thé lui rappelle le visage d'une femme.
Oyuncular, engeller üzerinden siper alıp, zıplayabilir ve çeşitli silahlarla düşmanı vurabilir.Le personnage peut courir, sauter, et attaquer ses ennemis avec une dague.
Bu faktörler, bölgede topçunun ve araçları hareketliliği açısından engel yaratmaktadır.Ces deux facteurs gênent beaucoup la mobilité de l'artillerie et des véhicules dans la région.
Bundan sonra sadece önünde tek engel kalmıştır: Harry Potter.La seule personne à y avoir survécu est Harry Potter.
Nero, Seneca'nın da desteği ile annesinin kişisel ilişkilerine karışmasına engel oldu.Néron résista à l'intervention de sa mère dans ses affaires personnelles.
Ayrıca arkadaşı azatlı köle-yönetici Polybius'un da vatana ihanet suçundan idam edilmesini engelleyememiştir.Il ne parvint pas non plus à empêcher l’exécution en 47 de son compagnon affranchi Polybe pour trahison.
Mevcut herhangi bir iletişim engeli, olayın şekliyle azalacaktır.Ainsi, tout périphérique défaillant peut être déconnecté du réseau afin de limiter les perturbations.
400 metre engelli - 52.77 s (2004) - Yunanistan rekoru.400 mètres - 52.04 s (1988) - record national.
Doktor laboratuvardan bir sinir engelleyici alır.Une erreur de dosage par le laboratoire.
Engellemelere rağmen, 15.000'e yakın imza toplamayı başarmıştı.Grâce à ses relations, elle est parvenue à obtenir 5 000 signatures.
Louis Braille'in kendisi de görme engelliydi.C’est peut-être l’opinion de Louis Blanc lui-même.
60 metre engelli, bir engelli koşu mesafesi.Course de rapidité sur 30 mètres avec une barrique vide.