engel ile cümle

engel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yollardan biri Ungchi adlı bir tepe tarafından, diğeri ise Ichi tepesi tarafından engelleneniyordu.One path was blocked by a hill called Ungchi and the other was blocked by Ichi hill.
Jeong Mun-bu onların etrafını sardı ve yakacak odun bulmalarını engelledi.Jeong Mun-bu surrounded them and prevented them from getting firewood.
Porto Acre'ye vardığında, hareketine devam etmesi Brezilyalı lastik tappers tarafından engellendi.Arriving in Porto Acre, it was prevented from continuing its movement by Brazilian rubber tappers.
Bu hastalığın tedavisi ve engellenmesindeki temel şeylerden birisi, cildi nemli tutmaktır.One of the keys to treatment and prevention involves keeping the skin moisturized.
Losyonlar, kremler ve duş jelleri, bir salgının ortaya çıkmasını engellemeye yardımcı olabilir.Lotions, creams, and bath oils may help prevent an outbreak.
22 Mayıs'ta tümen, Karlov'a yapılan başka bir düşman saldırısını engelledi.On 22 May, the division thwarts another enemy assault on Karlov.
Tüm siğiller bulaşıcı olduğu için bu enfeksiyonun yayılmasını engellemek için önlemler alınmalıdır.As all warts are contagious, precautions should be taken to avoid spreading them.
Berke Akçam (10 Nisan 2002 doğumlu) [1] 400 m engelli koşudauzmanlaşmış bir Türk sporcudur.Berke Akçam (born 10 April 2002)[1] is a Turkish athlete who specializes in the 400 m hurdles.
Mirisetin, doğal bir MEK1 engelleyicisidir.[1][2]A natural MEK1 inhibitor is myricetin.[20][21]
Sonunda Mantua'nın İspanya'ya atanacağından emin olarak, seferi gönüllü olarak engelledi.Sure that in the end Mantua would be assigned to Spain, he voluntarily thwarted the expedition.
Dat is Neger-Engels. — Moravyalı misyoner Johan Auerbach, 1774Dat is Neger-Engels. — Moravian missionary Johan Auerbach in 1774
G.P. Engelhard. s. 190. ↑ Adam McLean.G.P. Engelhard. p. 190. ↑ Adam McLean.
Nazarbekyan, Karl Marx, Friedrich Engels ve Plehanov'un birkaç eserini tercüme etti.Nazarbek translated several works of Karl Marx, Friedrich Engels and Plekhanov.
Engels'in tanımı hem epistemolojik hem de ontolojik diyalektiği içerir.Engels' definition includes both epistemological and ontological dialectics.
Ticarileştirmenin önündeki başlıca engel, doğası gereği düşük elektrik iletkenliğiydi.The chief barrier to commercialization was its intrinsically low electrical conductivity.
Bir diğer engel de Bornstein'ın kadınlara ilgi duymasıydı.Another obstacle was the fact that Bornstein was attracted to women.
Nobuyuki Tsujii, mikroftalmi nedeniyle görme engelli olarak doğdu.Nobuyuki Tsujii was born blind due to microphthalmia.
1966'da müzikal katkılarından dolayı Engel Ödülü'nü aldı.In 1966, she received the Engel Prize for her musical contribution.
Çenesinden bir kurşunla yaralandıktan sonra engelli gazi olarak taburcu edildi.After being wounded in the jaw by a bullet, he was discharged as a disabled veteran.
Özgürlüğün, dış engeller olmaksızın her istediğinizi yapabilme yeteneği olduğu fikridir.It is the idea that freedom means being able to do what you want, without any external obstacles.
1880'den ölümüne kadar, Samori'nin ilerleyişine Fransızların da bölgede genişlemesi engel oldu.From 1880 until his death, Samori's ambition was opposed by the expansion of the French.
Bebeklerden daha sonra yardımcı veya engelleyici karakter seçimleri gözlemlendi.Infants were then asked to reach for their choice of either the helper or hinderer character.
Bu tasarım, raybanın hasar görmesini engeller, ve raybalama işleminin başlamasını kolaylaştırır.It also allows the reamer to start straight and reduce the risk of breakage.
Tom Mary'nin polise gitmesini engellemeye çalıştı.Tom versuchte Mary daran zu hindern zur Polizei zu gehen.
Bunun başka ailelere de olmasına engel olalım.Lasst uns verhindern, dass das auch anderen Familien passiert.
Tom'un düşerken bilincinin yerinde olmadığı görüldü çünkü düşüşünü engellemek için hiçbir şey yapmadı.Man konnte sehen, dass Tom bewusstlos war, als er fiel, weil er nichts unternahm, um seinen Fall aufzuhalten.
İşimi yapmama engel olmak için beni burada alıkoyuyorlar.Sie halten mich hier fest, um mich an meiner Arbeit zu hindern.
Şu anda hiçbir engel yok.Momentan gibt es keine Behinderung.
Ama hükümet, interneti engelliyor.Aber die Regierung blockiert das Internet.
Kim onunla evlenmeme engel olabilir?Wer könnte verhindern, dass ich ihn heirate?
Birlik olunca aşılamayacak hiçbir engel yoktur.Wenn man eine Einheit wird, gibt es keine unüberwindbaren Hindernisse.
Aşk varsa, engel yoktur!Wenn da Liebe ist, gibt es kein Hindernis!
Rablerine orada hiçbir engel olmaksızın bakıcıdırlar.Die Diener halten ihren Herrn demnach in einer Gefangenschaft, aus der es kein Entkommen gebe.
Fakat önünde bir engel bulunmaktadır. Bu engeli sahada Samanlı Dağları oluşturmaktadır.Dann stehe der Berg offen und man könne die darin enthaltenen Schätze heben.
Ancak, bu da, Hatun'un yalvarmaları da onun uğursuz bir dilekte bulunmasını engelleyemez.Als dieser sie um Vergebung bittet, bringt sie es jedoch nicht übers Herz.
Böylelikle engeller kolayca tespit edilir.Sporen sind (fast) glatt.
Genellikle IQ seviyesi 70'in altında bulunan bir birey zihinsel engelli kabul edilmektedir.Ein IQ unter 70 gilt als geistige Behinderung.
6) Siyasi, adli ve mali gelişmemize engel olacak sınırlamalar kaldırılacaktır.Alle Restriktionen der politischen, juristischen und finanziellen Entwicklungen werden aufgehoben.
Özbekistan'da 2007 ve 2008 yıllarında olmak üzere iki defa Vikipedi'ye erişim tamamen engellenmiştir.Die gesamte Wikipedia wurde in Usbekistan in den Jahren 2007 und 2008 zweimal kurzzeitig gesperrt.
Bununla birlikte isyanlar ve iç savaşlar modern bir devletin gelişmesine engel olurlar.Rebellionen und Bürgerkriege verhinderten die Entwicklung eines modernen Staates.
Günümüzde en ünlü İngiliz engelli yarışı, Liverpool'daki Aintree koşu pistinde yapılan Büyük Ulusal Yarış'tır.Das berühmteste Rennen ist der Grand National auf dem Aintree Racecourse bei Liverpool.
Onun bilimsel yaşamı depresyon nöbetleri geçirmesine engel olamadı.Seine wissenschaftliche Arbeit kam durch Depressionen zum Erliegen.
Thälmann'ın amacı Hamburg'daki bu grev kırıcı ticareti engellemekti.Thälmanns Absicht war, dieses „Streikbrechergeschäft“ von Hamburg aus zu unterbinden.
Karl Marx, Friedrich Engels ile 28 Ağustos 1844 tarihinde gene bu cafe'de tanıştı.Auch Karl Marx und Friedrich Engels trafen sich erstmals in diesem Café am Mittwoch, den 28. August 1844.
Buna yasal olarak nasıl engel olunur?Könnte man es legal vereiteln?
Mevcut herhangi bir iletişim engeli, olayın şekliyle azalacaktır.Eventuell bestehende Kommunikationsbarrieren werden durch die Veranstaltungsform gesenkt.
Bunu gören kraliçe çığlıklar atarak İsis’i engeller.Die draußen vorbeifahrende Königin hört die Schreie.
Ancak bu diğerlerinin de peşi sıra gelmelerini engellemedi.Dieser konnte aber drei Gegentore nicht verhindern.
Ne var ki bu duruma ilk engel olabilecek kişi babasıydı.Sicher war es der Vater, der ihm diese Fähigkeit beibrachte.
1848 - Karl Marx ve Friedrich Engels, Komünist Manifesto kitabını yayımladı.1848: Karl Marx und Friedrich Engels veröffentlichen das Manifest der Kommunistischen Partei.
Onun babası Engelbert oldu.Sein Nachfolger wurde sein Bruder Engelbert.
Bu noktada terapist danışanının kendini suçlamasını engellemeye çalışır.Sie versucht daraufhin auf Anraten ihres Therapeuten ihre Angst zu bekämpfen.
Hülya ile birbirlerine aşıktırlar, her ne kadar Mehmet Emir evlenmelerine engel olmak istese de olamamıştır.Sie haben Macht, den Himmel zu verschließen, damit kein Regen fällt in den Tagen ihres Wirkens als Propheten.
Fin atlet üç gün sonra 3000 m su engelli yarışını 75 metre farkla önde bitirdi.Drei Tage später gewann er den 3000-Meter-Hindernislauf mit einem Vorsprung von 75 Metern.
Bu pakt yine de Şili'nin zaferine engel olamaz.Diese Allianz konnte jedoch den Sieg Chiles nicht verhindern.
Bir mekânı oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanmış olması gerekmez.Wie bei den Städten traf dabei nicht jedes Kennzeichen auf jede Ortschaft zu.
Üçüncü bir yaklaşım, çiçeklerin açmasını engellemeye yöneliktir.So ist beispielsweise darauf zu achten, nicht die Blumen zu zertreten.
Bu yolculuk sırasında Gordon birçok engelle karşılaşır.Auf dem Weg dorthin begegnen Armada zahllose Herausforderungen.
Decision redaktörü, arkadaşı Christoper Lazare intiharı engelledi.Christopher Lazare, der Redakteur der Decision, konnte den Suizid aber verhindern.
Kendisinin bu sefere katılmasına engel olan bir hastalık yüzünden Amida'da kaldığı söylenir.Er war in dieser Zeit in Amida stationiert, wo ihn eine Krankheit von Feldzügen abhielt.

İlgili Sayfalar