Ana içeriğe geç
Sözlük

engel ile cümle

engel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Hastalık partiye katılmamı engelledi.Sickness kept me from attending the party.
Zayıf görme bir atlet için bir engeldir.Poor sight is a handicap to an athlete.
Kaza onun gelişini engelledi.The accident prevented him from coming.
Liderler, ekonomik büyümenin önündeki engelleri ortadan kaldırmaya çalışıyorlar.Leaders are trying to do away with impediments to economic growth.
Esneklik yokluğu birinin gelişmesinde bir engeldir.Lack of flexibility is an obstacle to one's progress.
Azınlık partisi, faturaların geçişini engellemek için son çabayı sarfetti.The minority party made a last-ditch effort to block passage of the bills.
Engelli insanlara yardım etmekten gerçekten hoşlanırım.I really enjoy helping disabled people.
Zamanında yapılan eylem gelecekteki sorunu engeller.Prompt action prevents trouble in the future.
Kar dışarı çıkmamızı engelledi.The snow kept us from going out.
Kar zamanında varmamızı engelledi.The snow prevented us from arriving on time.
Kar oraya gitmemi engelledi.The snow prevented me from going there.
Kar dışarı çıkmamı engelledi.The snow prevented me from going out.
Kar uçağın kalkmasını engelledi.The snow prevented the airplane from taking off.
Öncüler bir dizi engelin üstesinden geldiler.The pioneers have overcome a series of obstacles.
Onun penceresinin dışındaki gürültü onun uyumasını engelledi.The noise outside his window prevented him from sleeping.
Gürültü çalışmamı engelledi.Noises interfered with my studying.
Bacağı onun tenis turnuvasına katılmasını engelleyecek.His leg will prevent him from participating in a tennis tournament.
Onun kötü bacağı yarışı kazanmasını engelledi.His bad leg prevented him from winning the race.
Birçok engele rağmen vazgeçmeyi reddetti.He refused to quit despite many obstacles.
Bir tayfun Okinawa'ya gitme yolculuğumuzu engelledi.A typhoon prevented us from going on our trip to Okinawa.
Büyük bir direk göl manzarasını engelliyor.A large pillar obstructs the view of the lake.
Şiddetli yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain kept us from going out.
Şiddetli yağış dışarı çıkmamızı engelledi.The heavy rain prevented us from going out.
Şiddetli yağmur gidişimi engelledi.A heavy rain prevented me from going.
Kuvvetli yağış dışarı çıkmama engel oldu.The heavy rain prevented me from going out.
Şiddetli bir kar okula gitmemizi engelledi.A heavy snow kept us from going to school.
Şiddetli kar yağışı trenin gidişini engelledi.Heavy snow prevented the train from departing.
Şiddetli kar dışarı çıkmamı engelledi.The heavy snow prevented me from going out.
İlk engelin üstesinden gelmeyi başardık.We have managed to overcome the first obstacle.
Kimse oraya gitmeme engel olamaz.No one can keep me from going there.
Dünya vatandaşı olarak, kültürel engellerin üstesinden gelmenin yollarını biliyorum.As a citizen of the world, I know ways of overcoming cultural barriers.
Kasaba su ikmali ağır yağışlar tarafından ciddi şekilde engellendi.The town water supply was seriously obstructed by heavy rainfalls.
Kötü hava dışarı gitmemizi engelledi.Bad weather kept us from going out.
Kötü hava balık tutmaya gitmemi engelledi.The bad weather prevented me from going fishing.
Soğuk hava birçok bitkinin çiçek açmasını engeller.Cold weather keeps many plants from blooming.
Kızgınlık, gerekçesinin görülmesini engelledi.Anger deprived him of his reason.
Kalın sis uçağın kalkmasını engelledi.The thick fog prevented the plane from taking off.
Onun ona vurmasını engelleyemedik.We couldn't stop him from hitting her.
O, zihinsel engelli.He is mentally handicapped.
Onun içmesini engelleyemezsin.You cannot prevent him from drinking.
Onun cep telefonu, diğer telefonları engelleyen radyo emisyonu üretti.His mobile phone produced radio emissions that interfered with other phones.
Onun zamanında müdahelesi salgını engelledi.His prompt action prevented an epidemic.
Teknik bilgisinin olmayışı terfi etmesine engel oldu.His lack of technical knowledge precluded him from promotion.
Onun sağlığı hakkında endişeli olduğu için, annesi onun dışarı çıkmasını engelledi.His mother prevented him from going out because she was anxious about his health.
Hastalık onun partiye katılmasını engelledi.Illness prevented him from attending the party.
Acil iş onun gelmesini engelledi.Urgent business kept him from coming.
O, işimde beni engelledi.He hindered me in my work.
O, bir sürü engelin üstesinden geldi.He has overcome many obstacles.
Birçok engellere rağmen işi yaptı.He did the work in spite of many obstacles.
O onun işini engelliyor.He is holding up her work.
Hastalık onun işini yapmasını engelledi.Illness prevented him from doing his work.
O beklenmedik bir engelle karşılaştı.He met an unexpected obstacle.
Onlar bizim planımızı engellediler.They obstructed our plan.
Ona engel olma.Don't stop him.
Onun yurt dışına çıkmasını engellemek yok.There is no stopping her going abroad.
Onun ani gelişi onun dışarı çıkmasını engelledi.Her sudden arrival prevented him from going out.
Onun düşmesini engellemek için onu tutmak zorunda kaldım.I had to grab her to keep her from falling.
O, söylentinin yayılmasını engellemeye çalıştı.She tried to prevent the rumor from spreading.
O, kolumdan yakaladı ve eve gitmemi engelledi.She caught me by the arm and stopped me from going home.
O, gürültünün girmesini engellemek için ellerini onun kulağının üzerine koydu.She put her hands over her ears to shut out the noise.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod