Majesteleri seviyorum. o Majesteleri aşk yoksa, var sebebi yok o engel olmalıdırSe lei non ama Vostra Maestà, non vi è alcun motivo per cui dovrebbe interferire con le
Majesteleri seviyorum. o Majesteleri aşk yoksa, var sebebi yok o engel olmalıdırАко тя не обича Ваше Величество, е няма причина тя трябва да пречи на
Majesteleri seviyorum. o Majesteleri aşk yoksa, var sebebi yok o engel olmalıdırЕсли она не любит ваше величество, есть никаких причин, почему она должна вмешиваться в
Majesteleri seviyorum. o Majesteleri aşk yoksa, var sebebi yok o engel olmalıdırЯкщо вона не любить ваша величність, є ніяких причин, чому вона повинна втручатися в
Majesteleri seviyorum. o Majesteleri aşk yoksa, var sebebi yok o engel olmalıdırאהבה הוד מלכותך. אם היא לא אוהבת הוד מלכותך, יש בלי שום סיבה מדוע היא צריכה להפריע
Majesteleri seviyorum. o Majesteleri aşk yoksa, var sebebi yok o engel olmalıdırالحب يا مولاتي. اذا كانت لا يحب جلالتكم ، هناك لا يوجد سبب لماذا ينبغي أن تتداخل مع انها
Majesteleri seviyorum. o Majesteleri aşk yoksa, var sebebi yok o engel olmalıdır彼女は陛下を愛していない場合がある ない理由は彼女が干渉してはならない 陛下の計画。"
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.De havde den moralske forpligtigelse til at sætte en stopper for det.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.Ils avaient l'autorité morale suffisante pour mettre un terme à tout ça.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.Loro avevano l'autorità morale di bloccare questo procedimento.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.Měli morální autoritu vše okamžitě zastavit.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.MITは連邦捜査局に立ち向かい、「こういうことをやめろ。
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.Tenían la autoridad moral para detenerlo desde sus comienzos.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.Tôi chưa bao giờ thấy một cái gì như PIPA và SOPA<br/>trong suốt thời gian công tác phụng sự quốc gia.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.Είχαν την ηθική εξουσία να σταματήσουν όλο αυτό εν τη γενέσει του.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.Те имаха моралното задължение да го спрат в зародиш.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý.У них было моральное право, чтобы остановить его в самом начале.
MIT'nin bu duruma engel olmak için ahlaki bir yükümlülüđü vardý..كان بيدهم الواجب الأخلاقي لإيقاف ذلك
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Forse dovrei andarmene e lasciarvi il compito rimettere a posto tutto questo casino.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Ich sollte besser verschwinden und euch den Scheiß hier in Ordnung bringen lassen.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Ik vertrek best om jullie de boel te laten schoonmaken.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Je devrais y aller et vous laisser arranger ce bordel.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Όπως και να'χει θα πρέπει να πηγαίνω και να σας αφήσω να καθαρίσετε αυτόν τον μπελά.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.Но... Лучше я пойду, а вы пока уберитесь тут.
Muhtemelen burdan gidip, bu dağınıklığı temizlemenize engel olmamalıyım.ネルソン、いいケツしてるよマジ。あとでな
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Az a végső cél, hogy mindezeket a dolgokat megelőzzük.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Cioè evitare che queste cose accadano.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Das vorrangige Ziel ist, dass Sie verhindern, dass so etwas geschieht.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Het uiteindelijke doel is te beletten dat je zoiets overkomt.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.이런 모든 일들이 일어나지 않기를 바라는 데 있고요.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.La meta final es prevenir que cualquiera de esas cosas ocurra.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Le but ultime, c'est d'empêcher que toutes ces choses arrivent.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Obiectivul final este să previi oricare din aceste lucruri.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.O principal objetivo é impedir que aconteça qualquer uma destas coisas.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Ostateczny cel jest taki, żeby zapobiec którejkolwiek z tych rzeczy.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Крайната цел е да се предотврати случването на което и да е от тези неща.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.Основная цель - чтобы вы предотвратили любое возможное проявление.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.המטרה הסופית היא למנוע את כל הדברים האלה שבכלל יקרו.
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.الهدف النهائي هو أن تمنع أي من هذه الأمور من الحدوث
Nihai amaç bütün bunların olmasına en baştan engel olmak.それが最も効果的でコストのかからない
‹‹Ona engel olmayın!›› dedi İsa. ‹‹Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.예수께서 가라사대 금하지 말라 내 이름을 의탁하여 능한 일을 행하고 즉시로 나를 비방할 자가 없느니라
‹‹Ona engel olmayın!›› dedi İsa. ‹‹Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.Иисус сказал: не запрещайте ему, ибо никто, сотворивший чудо именем Моим, не может вскоре злословить Меня.
‹‹Ona engel olmayın!›› dedi İsa. ‹‹Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.Ісусже рече: Не бороніть йому, нема бо такого, що зробить чудо в імя моє, і зможе скоро злословити мене.
‹‹Ona engel olmayın!›› dedi İsa. ‹‹Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.ויאמר ישוע אל תכלאהו כי אין איש עשה גבורה בשמי ויוכל במהרה לדבר בי רעה׃
‹‹Ona engel olmayın!›› dedi İsa. ‹‹Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.فقال يسوع لا تمنعوه. لانه ليس احد يصنع قوة باسمي ويستطيع سريعا ان يقول علي شرا.
‹‹Ona engel olmayın!›› dedi İsa. ‹‹Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.耶 穌 說 、 不 要 禁 止 他 . 因 為 沒 有 人 奉 我 名 行 異 能 、 反 倒 輕 易 毀 謗 我
‹‹Ona engel olmayın!›› dedi İsa. ‹‹Çünkü benim adımla mucize yapıp da ardından beni kötüleyecek kimse yoktur.耶穌說 、 不 要 禁止 他 . 因 為沒 有 人 奉 我 名行 異能 、 反倒 輕易毀謗我
O papazların tutsağı. Sizi s.kmeye gelen... ...militanlara engel olmak için, bu genelev kapatılmıştır.By zapobiec bzykaniu was... ...przez milicjantów, zamykamy ten interes.
O papazların tutsağı. Sizi s.kmeye gelen... ...militanlara engel olmak için, bu genelev kapatılmıştır.Da preprecimo pripadnikom milic... ...da bi prihajali sem fukati vas, ta brlog zapiramo.
Oysa meclis bir ţeylere engel olmaya odaklanmýţ gibi gözüküyor."Tôi đang tìm kiếm một ai đó đứng ra đây và khẳng<br/>định rằng "Đây là lý do tại sao luật này sai".
Oysa meclis bir ţeylere engel olmaya odaklanmýţ gibi gözüküyor.".لكن يبدو أن ما يسعى إليه الكونغرس -بدلا من ذلك- هو تعطيل الأمور
Oysa meclis bir ţeylere engel olmaya odaklanmýţ gibi gözüküyor."アーロンは人々にとてもはっきりと世界を説明することで、 世界を変える事ができると考えていました。
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››Ahora pues, deja que se encienda mi furor contra ellos y los consuma, pero yo haré de ti una gran nación
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››A tak teraz ma nechaj, aby sa rozpálil môj hnev na nich, a aby som ich vyhladil, a učiním teba veľkým národom.
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››그런즉 나대로 하게 하라 내가 그들에게 진노하여 그들을 진멸하고 너로 큰 나라가 되게 하리라
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››Ora lascia che la mia ira si accenda contro di loro e li distrugga. Di te invece farò una grande nazione»
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››Protož nyní nech mne, abych v hněvě prchlivosti své vyhladil je, tebe pak učiním v národ veliký.
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››Przetoż teraz puść mię, że się rozpali popędliwość moja na nie i wygładzę je; a ciebie uczynię w naród wielki.
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››sedaj torej me pusti, da se vname srd moj zoper nje in jih pokončam; tebe pa storim v velik narod.
‹‹Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.››Und nun laß mich, daß mein Zorn über sie ergrimme und sie vertilge; so will ich dich zum großen Volk machen.