Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Ale bál se, že jediné, co děláme je, že si vyměňujeme názory.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Ale martwił się, że jedynym co robimy, jest wymiana opinii na ten temat.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Dar a fost îngrijorat că tot ceea ce facem de fapt este să schimbăm opinii despre asta.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.De nehezményezte, hogy úgy tűnik, mindössze annyit teszünk ezügyben, hogy véleményekkel kereskedünk.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.하지만 그는 우리 모두가 하고 있는것과 같은 이것에 관한 의견을 교환하는것에 대해 걱정했습니다.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Maar het verontrustte hem dat het enige wat we lijken te doen, het uitwisselen van meningen is.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Mais il s'inquiétait que tout ce que nous semblons faire, c'est échanger des opinions sur le sujet.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Mas preocupava-o o facto de que tudo o que parecemos fazer é trocar opiniões sobre o assunto.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Ma temeva che tutto ciò che facciamo non fosse altro che scambiarci opinioni a riguardo.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Namun ia khawatir apa yang kita lakukan hanyalah bertukar pikiran mengenai hal ini.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Nhưng ông ta nghĩ rằng tất cả những gì có vẻ như sắp được làm chỉ là sự ý kiến cân nhắc về nó.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Pero le preocupaba que todo lo que parecíamos hacer era intercambiar opiniones sobre el tema.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Αλλά τον απασχολούσε ότι αυτό που μοιάζουμε να κάνουμε είναι να ανταλλάσουμε απόψεις γι αυτό.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Его волновало, что практически всё, чем мы занимаемся, это всего лишь обмен мнениями.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.Но той се е притеснявал, че това с което се занимаваме ние е да се чудим кое е правилно и кое не.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.אבל הוא היה מודאג שכל מה שאנו עושים זה החלפת דעות על כך.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.ولكنه كان يشعر بالقلق من أن كل ما يبدو أننا نفعله هو تداول الآراء حول هذا الموضوع.
Ama bu konuda tüm yaptığımızın bu konuda fikir alışverişi yapıyormuşuz gibi göründüğünden endişeliydi.彼は心配していました 彼はこれが正しいと言い 彼女は別のことが正しいと言う
Ama nasıl tepki vereceğini bilmiyordum, bu yüzden endişeliydim.할머니가 어떻게 받아들이실지 잘 몰라서 말씀드리기가 좀 그랬어요.
Ama nasıl tepki vereceğini bilmiyordum, bu yüzden endişeliydim. Um..Aber ich wusste nicht, wie du reagieren würdest, deswegen war ich etwas unsicher.
Ama nasıl tepki vereceğini bilmiyordum, bu yüzden endişeliydim.ولكني لم أكن متأكدًا من رد فعلك، لذلك كنت قلقًا بعض الشيء بشأن إخبارك.
Ama nasıl tepki vereceğini bilmiyordum, bu yüzden endişeliydim.なかなか切り出せなくて えーと...
Amsterdam'da Schiphol havalanında yanıma yanaşarak, endişeli ve terli bir Avrupalı söylemiyle,어느날 그에게 암스테르담 스키폴 공항에서 "당신 인도 사람이죠! 맞죠! 제 노트북 좀 고쳐주실래요?"라고
Amsterdam'da Schiphol havalanında yanıma yanaşarak, endişeli ve terli bir Avrupalı söylemiyle,שבנמל-תעופה סחיפול באמסטרדם, ניגש אליו אדם אירופי נרגש ואמר,
Amsterdam'da Schiphol havalanında yanıma yanaşarak, endişeli ve terli bir Avrupalı söylemiyle,كان قد خوطب في مطار سكيفول في أمستردام، من قبل شخص أوروبي محتار قائلا له،
Amsterdam'da Schiphol havalanında yanıma yanaşarak, endişeli ve terli bir Avrupalı söylemiyle,不安で汗だくのヨーロッパ人に呼び止められ 「あなたインド人 インド人ですよね! ラップトップを直してもらえませんか?」と
Ancak endişeli olduğunu da görebiliyoruz.Es bastante interesante.
Ancak endişeli olduğunu da görebiliyoruz.ولكن في نفس الوقت تعكس الشعور بالخوف والقلق. نعم إن ذلك شائق!!
Ancak Malcolm'un söyleyebileceklerinden ötürü endişeliydi.그러나 그는 명확 하 게 그가 무엇을 말할 수도 대 한 불안!
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.Ich bin besorgt, dass sein Vater ihn nicht überzeugen konnte.
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.Martwię się, że ojciec nie dał rady go przekonać, aby wyszedł z domu.
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.Receio que o pai dele não tenha conseguido convencê-lo a sair de casa.
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.Sono preoccupato, spero che suo padre lo abbia convinto ad uscire da casa.
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.Temo que su padre no pudiera convencerlo para salir de casa.
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.Тревожа се, че баща му не е могъл да го убеди да излезе от вкъщи.
Babasının onu evden çıkması için ikna edemediğinden endişeliyim.أن قلقة من أن والده لم يستطع إقناعه بالخروج من المنزل
Bahse girerim endişelisiniz.Στοιχηματίζω πως ανησυχείτε.
Bahse girerim endişelisiniz.Бьюсь об заклад, вы взволнованы.
Bahse girerim endişelisiniz.Обзалагам се, че сте разтревожени.
Bahse girerim endişelisiniz.אני בטוחה שאתן מודאגות.
Bahse girerim endişelisiniz.اراهن على انكم قلقون.
Bahse girerim endişelisiniz.(笑)
Bahse girerim endişelisiniz.Apuesto a que están preocupados.
Bahse girerim endişelisiniz. (Gülüşmeler)Aposto que estão preocupados (Risos)
Bahse girerim endişelisiniz.Ich wette, Sie sind besorgt.
Bahse girerim endişelisiniz.Ik wed dat je je zorgen maakt.
Bahse girerim endişelisiniz.Je parie que vous êtes inquiets.
Bahse girerim endişelisiniz.걱정되시죠?
Bahse girerim endişelisiniz.Na pewno się martwicie.
Bahse girerim endişelisiniz.Pariez că sunteți îngrijorați.
Bahse girerim endişelisiniz.Scommetto che siete preoccupate.
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Byl jsem dotázán, "Nejste nervózní?
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Et on m'a demandé "Alors, vous n"êtes pas nerveux?
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Jeg blev spurgt, "Nå men, er du ikke nervøs?
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?이런 질문도 듣습니다. "음, 그러면 당신은 불안하지는 않나요?
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Megkérdezték tőlem: "Nem ideges?
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Men vroeg mij: "Ben je niet zenuwachtig?...
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Mi è stato chiesto: "Ma, non sei preoccupato?
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Perguntaram-me: "Não estás nervoso?
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?Saya ditanya, "Apakah Anda tidak khawatir?