Tom çok endişeli görünmüyor.Том не виглядає занадто стурбованим.
Endişeli görünüyorsun.Ти виглядаєш стривоженим.
Endişeli görünüyorsun.Ти виглядаєш занепокоєним.
Endişeli görünüyorsun.Ти виглядаєш занепокоєною.
Endişeli görünüyorsun.Ти виглядаєш стривоженою.
Çok endişeliydim.Я був дуже стурбнований.
Çok endişeliydim.Я була дуже стурбована.
Tom ve Mary endişeli.Том та Мері стурбовані.
Tom da endişeli görünüyor.Том також виглядає занепокоєним.
Ne olacağı konusunda Tom çok endişelidir.Том дуже хвилюється про те, що може трапитися.
Tom Mary'nin endişeli olduğunu söyledi.Том сказав, що Мері стурбована.
Buna rağmen öğrencilerin akıllı tasarımın sadece bir tek teorisini öğrenecek olmalarından endişeliyim.Mám však obavu, že studentům má být vykládána jen jedna z teorií inteligentního designu“.
ABD, güvenli bölgelerde hangi güçlerin aktif olacağı konusunda da endişelidir.Scopul este: asigurarea forțelor SUA pentru a acționa în conflictelor externe.
Buna rağmen öğrencilerin akıllı tasarımın sadece bir tek teorisini öğrenecek olmalarından endişeliyim.De egy kicsit aggaszt, hogy a diákok a teremtésnek csak egy verzióját fogják hallani.
Ancak, oldukça endişeliyiz.De nagyon nyugtalan is.
Sucre, kırdıkları beton parçaları nasıl gizleyebilecekleri konusunda endişelidir.Sucre azon gondolkodik, hogyan fogják majd a kiásott törmeléket eltüntetni.
Bu arada kasabalılar kuraklık nedeniyle endişelidir.Lisäksi elinympäristöt ovat huvenneet hakkuiden vuoksi.
Telefonu endişeli bir şekilde kapatır.Puhelin on muotoilultaan pelkistetty.
Deckard endişeli bir şekilde dairesine döner ve Rachael'ı canlı bulduğunda rahatlar.Deckard palaa asuntoonsa ja löytää Rachaelin elossa nukkumasta hänen sängyllään.
VII. Mikhail ve Nikeforitzes kendi güvenlikleri için çok endişeliydiler.Ο Μιχαήλ Ζ, και ο Νικηφορίτζης ήταν σε βαθιά ανησυχία για τη δική τους ασφάλεια.
Jackson ayrıca başka çıkar çatışmaları konusunda endişeliydi.Επιπλέον, ο Τζάκσον ήθελε επιπλέον δικαιώματα.
Herkes endişeli olur.Καρατομούνται όλοι.
Brenna sessiz ve endişeli bir bebekti.Ο Μπισκίνης ήταν μια πολύπλευρη,ασκητική και ανήσυχη προσωπικότητα.
Köpeklerin %15'i ile %30'u gök gürültülü ve sağanak yağışlı günlerde endişeli davranışlar sergileyebilir.Β. Πρόσθετη βελτίωση έως και 30% στην διάκριση της ομιλίας σε ήσυχο αλλά και σε θορυβώδες περιβάλλον.
Jackson ayrıca başka çıkar çatışmaları konusunda endişeliydi.Jackson var også bekymret over en anden inhabilitet.
Charlie ve Claire ise uzaktan endişeli bakışlarla Danielle’i gözlemektedir.Claire og Charlie mødes så af Ethan, der ser ildevarslende på dem.
Ancak, oldukça endişeliyiz.Bị vô cùng lo lắng.
"Boston Gay Korosu'nun Türkiye Konseri: "Endişeli değil, coşkuluyuz"".「ヤクザサミット」の挿話では、生倉が「怒るなよ。
Telefonu endişeli bir şekilde kapatır.イタズラ電話に悩まされている。
Sağlığın konusunda hepimiz endişeliyiz私たちはみんな君の健康のことを心配していた。
Halk olaylardan oldukça korkulu ve endişelidir.이들은 주로 겁이 많고 걱정이 많다.
Ancak İngiliz derebeyleri endişeliydi.한편 영국 정부에서는 관망하였다.
Bu fobiden muzdarip olanlar, yüksek ses kaynağından kurtulmak için endişeli hale gelirler.이 주파수를 느끼는 청소년은 불쾌감 때문에 해당 공간을 떠나 멀리 달아난다.
Jon Snow (Kit Harington) endişelidir.토니 크랙(Tony Cragg, 1949~)은 영국의 조각가이다.
Aşırı endişeli bir annesi vardır.לנקבה חוש אימהי מגונן במיוחד.
Ancak İngiliz derebeyleri endişeliydi.הבריטים היו מעוניינים בבעלי מקצוע.
ABD, güvenli bölgelerde hangi güçlerin aktif olacağı konusunda da endişelidir.Определени са и войводите, които ще действат в съответните райони.
Tom sizin güvenliğiniz hakkında endişeli.Том се притеснява за вашата сигурност.
Annesinin sağlığı hakkında endişeli.Zabrinuta je za majčino zdravlje.
Annesinin sağlığı hakkında endişeli.Zabrinut je za majčino zdravlje.
Annesinin sağlığı hakkında endişeli.Zabrinuto je za majčino zdravlje.
Ancak, oldukça endişeliyiz.Ampak v resnici smo v stiski.
Aşırı endişeli bir annesi vardır.Mama je prikazana kot zelo zaskrbljena.
Adam korkulu, endişeli, kararsız bir halde bekliyor.Vodja je negotov, zadržan in neobvezujoč.
Ancak, oldukça endişeliyiz.Jaučiamės ganėtinai laisvi.
Bu arada kasabalılar kuraklık nedeniyle endişelidir.Vėliau miestelis sunyko dėl Telšių konkurencijos.
ABD, güvenli bölgelerde hangi güçlerin aktif olacağı konusunda da endişelidir.Padeda vykdyti JAV ginkluotųjų pajėgų buvimo įtampos rajonuose strategiją.
Herkes endişeli olur.Me muremehed kõik.
Telefonu endişeli bir şekilde kapatır.Samuti on kurdetud telefoni raske kaalu üle.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.8 évesen nyilvánvalóan aggódtam a szellemi tulajdonom miatt.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.제가 8살 때, 지적재산권에 대해서 신경을 썼던거죠.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.Cuando tenía 8 años estaba claramente preocupado por mi propiedad intelectual.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.Ero ovviamente preoccupato della proprietà intellettuale, a otto anni.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.Eu estava muito preocupado com a minha propriedade intelectual, aos 8 anos.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.Ich sorgte mich mit 8 offensichtlich um mein intellektuelles Eigentum.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.Ik was op mijn achtste duidelijk bezorgd over mijn intellectueel eigendom.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.Jag var mycket bekymrad över min immateriella egendom när jag var åtta.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.J'étais clairement inquiet pour mes droits d'auteur à 8 ans.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.Już w wieku 8 lat dbałem o prawa autorskie.
8 yaşındayken, entellektüel özelliğim hakkında kesinlikle endişeliydim.La 8 ani eram clar ingrijorat pentru proprietatea mea intelectuală.