endişe ile cümle
endişe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tabi ki, ama endişelenme.Sure, but don't worry.
1 aydır oradaydım. Gottfrid'in sağlığından cidden endişe ediyordum.I've been really worried about Gottfrid's health.
Endişelenme, ele geçirilme veya zarar verecek bir şey yok.Do not worry, there is no possession or anything harmful taking place here.
Ben de ona, " Endişeye kapılınca nasıl hissediyorsun? " dedim.So I asked her, "What does it feel like when you feel this way?"
O da endişeli olunca nasıl olduğunu tarif edici bir şeyler yazdı.And she wrote a sort of descriptive set of what it felt like to have had this anxiety.
Evet, bunun için ben de endişeleniyordum.Yeah, I've been worrying about that too.
Endişelenme, git ve işine bak.Don't worry, go ahead and take care of business.
O halde endişelenmeyi bırakın da alışverişe devam edin.So stop worrying and keep shopping.
Eğer son bahsettiğim şeyleri çok iyi anlamadıysanız bunun hakkında endişelenmeyin. -If you don't know what I'm talking about, don't worry about it.
Ben bile onun hakkında endişeli değilim.I'm not even worried about her.
Ben aşk için endişelenmiyorum.I'm not worried about love.
Öyle olsa bile, çok yakın zamana kadar, hiç kimse GPS sahteciliği hakkında endişelenmedi.Even so, up until very recently, nobody worried about GPS spoofers.
Vay canına, birine bağırıp, içindekileri tamamen dışarıya vurup, endişe etmeden yaşayabilir miyiz?"Wow, you can yell at somebody, you can really express yourself, and not worry?
Siz hem teslim olduğunuzu söyleyip hem de endişe içinde olamazsınız.You can't say you're surrendered and then be worrying.
Yani, niye endişeleniyorsunuz?I mean, who's worrying?
Neden dikkatli olmak için endişeleneyim?Bana ne kazancı olacak?Why should I worry about being thoughtful? What'll it get me?
Senin için çok endişeleniyorduk.We were at our wits' end.
Çünkü gelip gelmeyeceğimi konusunda endişelenen biri var.Because there's someone who's nerves are on edge, wondering if I'll come or not.
Bana soruldu, "Peki endişeli değil misin?And I was asked, "Well aren't you nervous?
Ve hepimiz enerji ve çevre konusunda endişeliyiz.And we're all concerned about energy and the environment.
Getiri oranı -- Soros'u çok endişelendiren -- yüzde 97.Return rate -- the one that Soros was so worried about -- 97 percent.
0'la bölme hakkında endişelenmiyoruz,başka her ne olursa olsun.We don't worry about dividing by 0, whatever else.
Sizi neyin öldüreceğinden endişe eder misiniz?Do you worry about what is going to kill you?
Haiti'deki trajik deprem gibi şeylerden endişe duyarız.like war, terrorism, the tragic earthquake that just occurred in Haiti.
Çok büyük dalgalanmalar dikkat edin, müşteri endişe nedeni olduğunu söylemekIf you note fluctuations that are too large, tell the customer that there is reason for concern
Endişelenmemiz gereken esas mesele, ne kadar yabancılaştığımız?The point that we should be worried about is, how much strangeness are we getting?
Endişelenmemiz gereken tehdit yabancılar değil.The threat to worry about isn't strangers.
Endişelenmemiz gereken şey, yabancılığın adil paylaşımını yapıp yapmadığımızdır.The threat to worry about is whether or not we're getting our fair share of strangeness.
Gerçekten çok endişe verici şeyler hakkında yazıyorum.I'm writing about things which are really quite alarming.
Ve bu endişe verici buldum.And, I found that alarming.
Bahse girerim endişelisiniz.I bet you're worried.
Ben endişeliydim.I was worried.
Vajinalar konusunda endişeliydim.I was worried about vaginas.
Kendi vajinam hakkında endişeliydim.I was worried about my own vagina.
Onu nasıl adlandırdığımızdan ya da adlandırmadığımızdan endişeliyim.I'm worried what we call them and don't call them.
Vajinalar hakkında endişeliyim.I am worried about vaginas.
Beni endişelendiren bu değil.That's not what I'm really worried about.
İşte beni endişelendiren bu.And here's one that does concern me.
Saklayacak bir şeyin yoksa niye endişeleniyorsun?They say well if you've got nothing to hide what are you worried about?
Endişe etme !It's alright.
Bu oldukça endişe verici bir durum.So this is a rather fraught situation.
Yani çok fazla endişelenmenize gerek yoktur.So you don't have to worry about that too much.
Gerçekten... Niye sınav için endişelenmen gerektiğini anlamıyorum.I really don't understand why you have to worry about the examinations.
İlaç parasını çoktan ödedim, o yüzden endişe etme!I paid for the medicine already, so don't worry!
"Endişelenme" "Panik Yapma" deriz başkalarına."Don't panic." In English, fear is something we conquer.
Grup içinde olma konusunda da bazı yersiz diyebileceğimiz endişelere sahibizdir.We have another set of, I don't want to call them mythologies but we have a set of worries
Ve bu endişeler, yalnız kalmaya ilişkin olarak hissettiğimiz endişelere benzerlik gösterir.let's say, about groups as well. And they're parallel to the worries that we have about being along.
Grup içinde olmanın yarattığı en büyük endişe, gruba uyumlu olma endişesidir.The big worry about groups is that groups make us conform.
Bunların sıfıra eşit olması konusunda endişelenmenize gerek yok.You don't have to worry about these equaling a 0.
Bunu zaten cevapladım. Bu konu hakkında endişelenmemiz gerektiğini düşünmüyorum.I don't think we need to worry about that.
Seni endişelendiren birşey mi var?Are you worried about something?
İş hakkında çok endişeleniyor, böyle çökmesinin nedeni de bu.He's been dead worried about work, that is why he collapsed like that.
Evet, endişelenme.Yes, don't worry.
Çünkü endişelendik!- It's because we are worried!
EndişeGenelde yüz temizleme olayından bahsettiğim zaman,Don't worry, the laser isn't put inside your nose, it works from the outside.
Üç, çözülmemiş çevresel endişelerin baskısı.Three, pressing unresolved environmental concerns.
Hayır hayır, endişelenme.No, no, no, don't worry.
Şimdi bu bir sosyal felaket ve liberaller bundan çok endişeliler.Now this is a social disaster, and liberals are very concerned about this.
Açık olmak gerekirse, endişeliyim.To be quite frank,
Çok bir şey yaptığımız konusunda endişeliyim.I'm concerned. I'm skeptical that we're doing very much of anything.