Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)Arabski (ZEA)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)Arabsky (SAE)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)arabština (Spojené arabské emiráty)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)아랍어 (아랍에미리트)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)Αραβικά (HAE)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)Арабский (ОАЭ)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)Арабски (ОАЕ)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)Арабська (ОАЕ)
Arapça (Birleşik Arap Emirlikleri)アラビア語 (アラブ首長国連邦)
Arkada kalmamalısınız komutanım! Bana emir vermeye kalkma çavuş. Biz çarpışma birimi değiliz, anlaşıldı mı?Diterima.
Arkada kalmamalısınız komutanım! Bana emir vermeye kalkma çavuş. Biz çarpışma birimi değiliz, anlaşıldı mı?Przyjąłem.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.반면에, 제 친구는 유능한 테러리스트였습니다 왜냐면 그녀는 지시를 잘 따랐기 때문입니다.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.La mia amica, invece, era una buona terrorista perché era molto brava a eseguire gli ordini.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Meine Freundin dagegen war eine gute Terroristin, weil sie sehr gut darin war, Befehle zu befolgen.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Mi amiga, por el contrario, era una buena terrorista porque era muy buena siguiendo órdenes.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Min veninde, på den anden side, hun var en god terrorist fordi hun var meget god til at følge ordre.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Moje kamarádka se, naproti tomu, byla dobrým teroristou, protože byla dobrá v plnění rozkazů.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Mon amie, au contraire, était une bonne terroriste parce qu'elle obéissait bien aux ordres.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Na strane druhej, moja priateľka bola dobrá teroristka, lebo veľmi dobre plnila príkazy.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Prietena mea, pe de altă parte, era o bună teroristă fiindcă era bună la urmat ordine.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Z kolei moja przyjaciółka była dobrą terrorystką, bo świetnie jej wychodziło wykonywanie rozkazów.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Η φίλη μου, από την άλλη μεριά, ήταν καλός τρομοκράτης γιατί ήταν πολύ καλή στο να υπακούει σε εντολές.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Моя подруга, з іншого боку, була хорошим терористом, тому що вона чудово слідувала наказам.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Моя подруга, с другой стороны, была неплохим террористом, потому что она отлично выполняла приказы.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.Моята приятелка от друга страна, тя беше добра терористка защото тя беше много добра в следването на заповеди.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.חברתי, לעומת זאת, הייתה טרוריסטית טובה מכיוון שהייתה טובה מאוד במילוי אחר הוראות.
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.صديقتي , علي الجانب الآخر , كانت إرهابية جيدة لأنها كانت جيدة جداً في إتْباع الأوامر .
Arkadaşımsa, emirleri iyi uyguladığı için iyi bir terörist olmuştu.彼女は命令に従うことに長けていたからです それに暴力行為を受け入れていました
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Así que en vez de dar órdenes, ahora construyes consenso y construyes un sentido de propósito compartido.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.A tak místo přikazování, pracujete na shodě a budujete pocit sdíleného cíle.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.A tak, namiesto vydávania rozkazov, budujete teraz konsenzus, vytvárate pocit zdieľaného zmyslu.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Così, invece di impartire ordini, si doveva costruire consenso e il senso di un obiettivo condiviso.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Deci, în loc să dai ordine, acum construiești un consens și creezi sentimentul unui scop comun.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Então, em vez de dar ordens, estamos agora a construir consensos, a construir um sentido de objetivo comum.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Et donc au lieu de donner des ordres, vous construisez un consensus et vous construisez un sens de but commun.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.In plaats van orders uitdelen, probeer je nu consensus te creëren en het gevoel van een gezamenlijk doel.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.그래서 명령을 내리는 대신에 이제는 공감대를 형성해야 합니다. 공통의 목적의식을 갖도록 해야 하죠.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Parancsok kiosztása helyett konszenzusra törekszel és a közös cél érzetét kelted benned.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Så i stedet for at give ordrer, bygger man nu en konsensus og man bygger en sans for fælles formål.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Więc zamiast wydawać rozkazy, budujesz teraz konsensus. i budujesz poczucie wspólnego celu.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.Έτσι, λοιπόν, αντί να δίνεις εντολές, τώρα χτίζεις συναίνεση και μία αίσθηση κοινού σκοπού.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.И вместо да давам заповеди, сега трябваше да създавам консенсус и да изграждам усещане за споделена цел.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.И вместо того, чтобы отдавать приказы, вы создаете согласованность, создаете ощущение общей цели.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.אז במקום לתת פקודות, אתה עכשיו בונה קונצנזוס ואתה בונה תחושה של מטרה משותפת.
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.وبدلاً من اعطاء الاوامر انت الان تبني " توافق آراء " وانت تبني " هدف مشترك "
Artık emirler vermek yerine fikir birliği yaratmalısınız ve ortak bir amaç hissi oluşturmalısınız.意見の一致を図り 共通の目的を認識する という方法をとります もっとも大きな変化と 言えるのは おそらく
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.Geen ruimte voor mystieke wezens, aangestuurd vanuit de goddelijke wereld.
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.신성한 혼 같은 것의 도움이 필요하지 않게 되었지요.
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.Och det fanns inte plats för- -mystiska varelser och talande gudar.
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.Plus de place pour les créatures mystérieuses inspirées par le divin.
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.Und es gibt keinen Raum mehr für mystische Kreaturen, die Befehle vom Göttlichen annehmen.
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.מעל כל האלים והמסתורין, וכבר אין מקום ליצורים מסתוריים שמקבלים תכתיבים שמיימיים.
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.فوق كل الآلهة والأسرار ، وليس ثمة متسع للمخلوقات الصوفية التي تتلقى الإملاء من الآلهة.
Artık, kutsal emirler alan mitolojik yaratıklara yer yok.神の言葉を伝える謎の生き物は 消えた... 合理的人文主義の 誕生です
Avrupa ışık hızıyla bile olsa çok uzaklardadır. verilen emirin araca ulaşması bir saatten fazla sürecek.Az Európa olyan messze van, hogy még a fény sebességével is egy órába tellne, míg a parancs eléri a járművet.
Avrupa ışık hızıyla bile olsa çok uzaklardadır. verilen emirin araca ulaşması bir saatten fazla sürecek.Europa jest tak daleko, że komenda wysłana z prędkością światła dotarłaby do pojazdu dopiero godzinę później.
Avrupa ışık hızıyla bile olsa çok uzaklardadır. verilen emirin araca ulaşması bir saatten fazla sürecek.Europa ở xa đên mức mà với tốc độ ánh sáng, sẽ cần hơn một tiếng đồng hồ để mệnh lệnh truyền tới con tàu.
Avrupa ışık hızıyla bile olsa çok uzaklardadır. verilen emirin araca ulaşması bir saatten fazla sürecek.에우로파는 빛의 속도로도 먼 거리에 있습니다. 명령어가 로봇에게 도착하는 것만 해도 한 시간이 넘게 걸립니다.
Avrupa ışık hızıyla bile olsa çok uzaklardadır. verilen emirin araca ulaşması bir saatten fazla sürecek.אירופה כה מרוחק שאפילו במהירות האור, יקח לפקודה יותר משעה רק להגיע אל הרכב.
Avrupa ışık hızıyla bile olsa çok uzaklardadır. verilen emirin araca ulaşması bir saatten fazla sürecek.يوروبا هو بعيدا جدا حتى انه بسرعة الضوء، يستغرق الايعاز أكثر من ساعة ليصل إلى المركبة.