Ancak ülkenin iç siyaseti emir tarafından yönetilmeye devam etti.Zijn binnenlandse politiek was gericht op de handhaving van orde.
Helal ve hayırlı işler Allah'ın adıyla, ve O'nun emir ve müsaadeleri doğrultusunda yapılan işlerdir.Er bestaat een god van het goede (Ahura Mazda) en een god van het kwade (Ahriman).
Yani, Allah'ın emirlerini uygulamayan veya uygulayamayan müminler günahkâr olurlar.Zijn de Israëlieten echter ontrouw, dan worden ze door God in de steek gelaten of gestraft.
Sepp Dietrich için emir subayı yapıldı.Dit gebeurde op verzoek van Sepp Dietrich.
Emiroğulları ve Konya’dan gelen Hasanoğulları Tatlıcak’a yerleşmişlerdir.Anu en Ki (aardegodin) waren de kinderen van Anshar (Ansargal, hemelvader) en Kishar (Kisargal, aardemoeder).
1949 yılında Sirenayka Emirliği kurulmuştur.In 1949 is de synagoge gerestaureerd.
Emir almak-vermek istemiyorum.Houdt er niet van gecommandeerd te worden.
Tyrion babasının emirlerine karşı çıkarak fahişesi Shae'yi (Sibel Kekilli) de başkente götürür.Onderweg komt Tyrion zijn voormalige concubine, de prostituee Shae, tegen in de vertrekken van zijn vader.
E 11 (Arapça: شارع ﺇ ١١) Birleşik Arap Emirlikleri'nde bulunan bir karayoludur.De E11 is een nationale weg in de Verenigde Arabische Emiraten.
Hitler aynı zamanda cephenin kuzeyinde ve güneyinde de harekât emirleri vermişti.Inmiddels had Hitler de operationele bevelvoering aan het oostfront op zich genomen.
Her ikisi için de bir askerî cenaze töreni yapılmasına emir verir.En zorgt voor een publiek militaire begrafenis.
Musa Çelebi Timur'dan beratlı olan bir emir olarak Bursa'da hükûmet etmeye başladı.In opdracht van Mozes bracht Aäron een reukoffer aan God ter verzoening.
Rusya Federasyonu'nun emir ve madalyaları eşliğinde giyildiğinde, ikincisi önceliklidir.In het bijzijn van medailles van de Russische Federatie hebben de vorige twee voorrang.
Ama bazı tarihçiler Tutuş'un Sultan Melikşah emirleriyle hareket ettiğini bildirmektedirler.Door een list wisten de troepen van de sultan de koning echter gevangen te nemen.
Ancak Jelačić emirler ona ulaşmadan gece yarısı saldırıyı başlattı.Door verschillende verwarrende orders kon de aanval pas van start gaan rond middernacht.
Emir Tüzün Musul üzerine bir sefere çıktı.Hierbij sloeg het vuur over naar de molen.
Direkt emir: Bu teknik karar verme sürecini basitleştirmeyi amaçlar.Het is de bedoeling van deze techniek om netwerkbeheer te vereenvoudigen.
Askeriyede yer alan emir zinciri, üstler tarafından verilen "yasal" emirlerin yerine getirilmesini hükmeder.C-Note zit in het leger en "regelt" weleens wat voor zijn leidinggevende.
Burada öylesine emirler vermezsin!Je kunt hier niet zomaar bevelen.
İlk görevin, emirlerimi uygulamaktır.Jouw eerste taak is om mijn orders op te volgen.
Bu sorunun sonraki emirlerde ele alınacağı varsayılmıştır.Zakładano, że problem ten zostanie załatwiony w późniejszych rozkazach.
Firavun Musa'nın zincire vurulup zindana atılmasına emir verir.Mojżesz rozmawia z faraonem prawie zawsze w obecności Aarona.
Dolayısıyla bu emir fiilen yaralı esirlerin çoğunu ölüme mahkum etti.Rozkaz ten de facto skazywał większość rannych jeńców na śmierć.
Kraliçe karıncalara ne yapmaları konusunda direkt emirler vermez.Królowa nie wydaje mrówkom poleceń, co mają robić.
(Sözlerini emir bilmişlerdi.)II, s. 356, 361, 352.]] ].
Emir almak-vermek istemiyorum.Nie przynoszę nowego rozkazu.
Hükümdarları sırasıyla; Emir Berçem, Berçemoğlu Mahmud, Fahreddin Ebû-İshak İbrahim, Süleyman Şah'dır.Ibrahim Suwayyed Al-Shahrani (ang.). .
Musa, Sina dağında Yahudiliğin esâsı olan 10 Emir'i alır.Mojżesz przyjmuje dziesięć przykazań na górze Synaj.
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.Kiedy oddział osiągnął cel, na polanie – opodal ogniska – zobaczyli Piłsudskiego.
1031'de halîfenin otoritesi sarsıldı, ülke emirliklere bölündü.Po 1031 roku został oślepiony na polecenie tego ostatniego.
Emirliğin toplamda 24 hükümdarı vardı ama bunlardan sadece bazıları bilinmektedir.Do dynastii tej należało 11 władców, ale tylko kilku z nich znanych jest ze współczesnych im źródeł.
Melikşah amcasını affedip onu Umman'a emir olarak göndermeye razı olur gibi idi.Po drodze anioł Boga zatrzymał jego oślicę i nakazał mu powiedzieć tylko to, co kazał Bóg.
Bu yüzden onun emirlerine uymaya çalışır.Wykonuje jego polecenia.
Güney İtalya'da ise Bari Emirliği kuruldu.Rękopis sporządzony został w południowych Włoszech.
Bu emirlere uymayan askerler ciddi şekilde cezalandırılacaktır.Żołnierze, którzy uchybili przyjętym zasadom byli surowo karani.
Son olarak 2006'da da Holloway semtindeki Emirates Stadyumu'na taşındı.W 2006 roku klub przeprowadził się na Emirates Stadium położony w Holloway.
Emir Ersoy tarafından aranje edilmiştir.Wynalezienie jej przypisywano Erato.
Emir subayı olarak Hitler'in günlük programlarından mesuldüm.Generalna Gubernia w planach hitlerowskich.
Fakat emir nehri geçmeyi olanaksız buldu.Miały zadanie nie dopuścić do przekroczenia rzeki.
19 Mayıs 1941'de Wehrmacht "Rusya’nın birliği için kılavuz ilkeler" başlıklı bir emir daha yayınladı.19 maja 1941 OKW wydało kolejny rozkaz, zatytułowany „Wytyczne zachowania się wojsk w Rosji”.
Birleşik Arap Emirlikleri Hükümeti.Zjednoczone Emiraty Arabskie.
Asya (AFC) Güney Kore ve Birleşik Arap Emirlikleri turnuvaya katılmaya hak kazandı.Azja (AFC) Korea Południowa i Zjednoczone Emiraty Arabskie awansowały.
Birinci Dünya Savaşı'nın başında 19. Yedek Piyade Tugayı'nda Tugay emir subayı olarak görev yaptı.Na początku I wojny światowej służył jako adiutant w 19 Rezerwowej Brygadzie Piechoty.
Perry'e emirleri verir.Przekazuje Clare rozkazy.
1971 - Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşmiş Milletler'e üye oldu.1971 – Zjednoczone Emiraty Arabskie zostały członkiem ONZ.
Bu emir yerine getirilmedi.Rozkazu nie wykonano.
Rembrandt'in On Emir isimli eseri.Boerner działał pod pseudonimem Emil.
Emir ise sis, duman, bulut anlamlarını taşır.Pochodzi od połabskiego słowa dym, oznaczającego dym, mgłę.
Diğer emir ve madalyaların üzerinde sandığın sol tarafında giyilir.Order noszono na lewej stronie piersi, nad innymi orderami lub medalami.
Medal of Honor: Pacific Assault'ta arkadaşlarımıza emir verebilmekteyiz.Medal of Honor Pacific Assault (ang.).
Harezm hükümdarı Cigan, "Hamcerd" adlı bir şehrin emiri olan kardeşi Hürrezat'a karşı ondan yardım istedi.Prosi brata o pomoc z odwróceniem życzenia, niestety i on traci pamięć a po chwili również znika.
İtaat, prensip olarak emir veyâ yasaklara uymaktır.Wbrew zasadzie, ale zgodnie ze zwyczajem.
Onun için Elcezire Emiri olan amcası Adil'den yardım istedi.Wtem na pomoc przybył jej Maui, któremu hak jednak wciąż działał.
Elrond, Gil-Galad'ın emir subayı olur.Jednocześnie Elrond został namiestnikiem Gil-galada w Eriadorze.
Dubai Emirliği ( إمارة دبيّ Imārat Dubayy), Birleşik Arap Emirlikleri'ne bağlı 7 emirlikten birisidir.دبيّ Dubayy) – jeden z siedmiu emiratów tworzących Zjednoczone Emiraty Arabskie na Półwyspie Arabskim.
İki yıl sonra oğlu Emir Zahir'i dünyaya getirerek ikinci kez anne oldu.W styczniu 2010 po raz drugi została matką, na świat przyszła jej córka Zuzanna.
Nadakhan'ın emirlerini yerine getirir.Jest polecenie Nazarbajewa.
1. Tabur'un emir subayı olarak görev yaptı.Pełnił funkcję zastępcy dowódcy 1 batalionu.
Emirdeki imza, Best'e göre okunaklı değildi.Tymczasem rozkazy Bazaine'a stały się kompletnie niezrozumiałe - np.
Fakat Hitler hiç beklenmedik bir emir verdi.Ostatecznie jednak Hitler nie zdecydował podpisać rozkazu.