elverişli ile cümle
elverişli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak topoğrafya ve iklim koşulları yüzünden, ülke topraklarının sadece yüzde dördü tarıma elverişlidir.Topografia a klimatické podmienky ho však značne limitujú, takže iba 4% územia sú kultivované.
Topraklarının yalnızca %0.2'si tarıma elverişlidir.Len 0,2 % povrchu ostrova tvorí voda.
Rafting gibi su sporlarına elverişlidir.Rieka je považovaná za raj pre vodné športy, napríklad rafting.
Bunlar özellikle arktik bölgelerinde kullanmaya elverişli şekilde yapılmışlardır.Jeho použitie je praktické predovšetkým v horách a v arktických oblastiach.
Köy dağcılık sporuna oldukça elverişlidir.Prostredie, v ktorom sa nachádza obec, ponúka veľmi dobré podmienky na šport.
Çizme ata binenler için çok elverişliydi.Most je bil dovolj močan za kočije.
Topraklarının yalnızca %0.2'si tarıma elverişlidir.Od skupne površine je obdelano le okoli 2% zemljišča.
Tarım için çok elverişlidirler.Je zelo primerna za kmetovanje.
Tarıma elverişli alan çok azdır.Obdelanega sveta je malo.
Rengarenk çiçekleri hem bahçede çok hoş görünür, hem de vazo çiçeği olarak elverişlidir.Primerne so za okrasitev vrtov, zelo priljubljene so tudi kot rezano cvetje.
Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir.Zato je narava tu še praktično povsem neokrnjena.
Zeytin ticareti çok elverişlidir.Zelo priporočljivo je olivno olje.
Arazisi engebeli ve taşlıktır tarıma elverişli alanlar oldukça azdır.Vrtnarskih oziroma gojenih sort je zelo malo.
Ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişlidir.Z nogami jamico še obdela in potepta.
Şu anda turizme elverişli hale getirmek için çalışmalar sürmektedir.Danes pa se trudijo za ponovno oživitev zaradi turizma.
Rüzgarüstü Adalarının tamamı dağlık ve volkanik arazidir, tarım için elverişli küçük bir alan vardır.Visos vėjo salos yra vulkaninės kilmės ir kalvotos, palikdamos mažai vietos žemės ūkiui.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Nelaisvėje gyvena ilgai.
Adaların bazı bölgeleri, yaşanan tatlı su sıkıntısından dolayı yaşanmaya elverişli değildir.Dauguma dykumų plotų negyvenami dėl vandens stygiaus.
Memlük ordusu bölgeye Moğollardan önce gelerek süvarileri için daha elverişli bir pozisyon sağlamıştır.Dauguma civilių atsitraukė į vietoves, sunkiau pasiekiamas mongolų kavalerijai.
Ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişlidir.Jalgu kasutatakse ronimiseks ja okstest haaramiseks.
Tobol ağızdan 437 km’ye kadar gemilerin işlemesine elverişlidir.Tobol on laevatatav suudmest 437 km kaugusele.
Bunlar özellikle arktik bölgelerinde kullanmaya elverişli şekilde yapılmışlardır.Seda on vaja eriti arktilistel liikidel kaitseks külma eest.
Arazi engebeli olup tarıma elverişli değildir.Ei tohi puutuda maasse ega maast kasvavasse.
Elektrik enerjiyi transfer etmek için oldukça elverişli bir yöntemdir ve pek çok şekilde kullanıma uygundur.Elektrienergiat on lihtne üle kanda ja suure kasuteguriga muundada.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.그렇지 않으면 온도가 영하 150도까지 떨어져서 적어도 우리가 알고있는 종류의 생물들을 기준으로 볼 때 확실히 생명의 발생에는 적합하지 않은 온도가 될 것입니다.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.Inaczej żyłyby w temperaturze minus 150 stopni, co nie sprzyja rozwojowi życia, przynajmniej typu ziemskiego.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.Inak by boli pri teplote mínus 150, čo rozhodne nie je prospešné pre rozvoj života, aspoň typu, ktorý poznáme.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.אחרת, הם יהיו בטמפרטורה של מינוס 150 מעלות שהיא לא נוחה להתפתחות חיים, לפחות מהסוג שאנחנו מכירים.
Aksi halde, bizim bildiğimiz çeşitiyle yaşam için elverişli olmayan eksi 150 derece soğuğa maruz kalırlardı.生命の発達には適さないのです 少なくとも -- 私たちの知る生命には適しません しかし 太陽光を集める小さなレンズや鏡が
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Altfel, psihic, n-am putea face față.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Altrimenti, mentalmente, non ce la faremmo.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Anders, kom je de dag niet door.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Ansonsten käme man geistig nicht durch den Tag.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Caso contrário, mentalmente, não conseguiríamos chegar ao fim do dia.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Ellers ville man, mentalt, ikke være i stand til at komme igennem dagen.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.그렇지 않으면 매일 정신적으로 하루 하루를 지내기 힘들어집니다.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Másképp, mentálisan nem lennénk képesek átvészelni a napot.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Muussa tapauksessa päivistä ei selviäisi kunnossa henkisesti.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Nếu không vì tinh thần ta không chống chọi được hết ngày.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Protože jinak bychom nebyli schopni projít každodenním životem.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Si no, mentalmente no podríamos soportar ni un día.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Sinon, mentallement, vous ne pourriez pas survivre à une journée.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.W innym razie, mentalnie, nie byłbyś w stanie przebyć dnia.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Αλλιώς δε θα μπορούσες να βγάλεις τη μέρα, πνευματικά.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.В противном случае, человеку простоне удастся пережить даже один день.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.Иначе, психологически няма да можем да преживеем деня.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.אחרת, מבחינה נפשית, אי-אפשר להמשיך.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.إن لم تقم به، لن تكون قادراً على تسيير أمورك عقلياً.
Aksi takdirde, zihinsel olarak, günü geçirmeye elverişli olmazsınız.しかし何か新しいことを しようという時は
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Ale dla mieszkańców Europy Wschodniej nagłe pojawienie się tych wszystkich towarów na rynku było jak potop.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Ale pre ľudí z východnej Európy sa náhla dostupnosť všetkých týchto výrobkov na trhu stala povodňou.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Ale pro východoevropany tahle náhlá dostupnost všech těchto spotřebních produktů na trhu byla jako povodeň.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.De a kelet-Európaiaknak, mindezen termékek hirtelen piaci elérhetősége felért egy áradattal.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.하지만 동 유럽인들에게, 시장에서의 갑작스러운 소비자들의 이 모든 상품의 이용성은 홍수와 같습니다.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Men för östeuropéerna blev den plötsliga tillgången av alla lättillgängliga varor för mycket.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Mutta itäeurooppalaisille tämä yhtäkkinen valinnanvara tuotteissa oli ylitsevuotavaa.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Pentru est-europeni însă accesul imediat la toate aceste bunuri de larg consum a fost copleşitor.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Але східних європейців раптова доступність усіх цих товарів споживання на ринку застала як повінь.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Но для жителей Восточной Европы внезапная доступность всех видов продуктов на рынке стала стихийным бедствием.
Ama doğu Avrupalılar için, bütün bu pazardaki tüketici ürünlerinin elverişliliği bir sel gibi.Но за източно европейците, внезапната възможност да избират между продуктите на пазара е като наводнение.