elverişli ile cümle
elverişli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Toprakları susuz tarıma elverişlidir.Földje végül teljesen szárazzá váljon.
Şehirde ulaşım oldukça elverişlidir.A városrészben igen nagy az átmenő forgalom.
Ayakları sıçramaya ve tutunmaya elverişlidir.A lábujjai ívesek és zártak.
Sağlık açısından yüzmeye elverişli olmayan Boğaz'da sıcak yaz aylarında yüzenlere hâlen rastlanmaktadır.Napos nyári napokon fürdeni lehet a tiszta, de hideg vízben a homokos strandon.
İklim tarım ve hayvancılığa elverişlidir.Aktív környezet- és állatvédő.
Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir.Kifejezetten zajos természetük sem éppen lakásba való.
Mahallenin iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir. sarmaşık ve yarpuza elverişlidir.Az űrállomás lakható részében a földi légkörnek megfelelő összetételű és nyomású légkör van.
Ülke topraklarının %55'i tarıma elverişlidir.Linjoista noin 55 prosenttia kulkee maan päällä.
Taşımaya elverişli olduğundan silah olarak kullanılır.Asetta on aina käsiteltävä ikään kuin se olisi ladattu.
Şehirde ulaşım oldukça elverişlidir.Liftaaminen Euroopassa on suhteellisen helppoa.
Hedef tespit edilir, tanımlanır ve elverişli silah kilitlenir.Ase tunnistaa säteen ja hakeutuu kohteeseen automaattisesti.
Arazisi sulu tarima elverislidir.Delhin sulttaanikunta laajeni nopeasti.
Azerbaycan'ın yüzde 7'si tarıma elverişli topraklara sahiptir.7 % Tyynenmeren Aasiassa.
Köy dağcılık sporuna oldukça elverişlidir.Vammaisuusluokitus on urheilun osalta varsin tarkkaa.
Kişi çalışmaya elverişli ve istekli olmalıdır.Se on helppo kouluttaa ja halukas työskentelemään.
Tavşan Adası'nın elverişli bir plajı yoktur.Saaren kartanossa ei ole langatonta verkkoa.
Denizin Kuzey Batısı doğal güzellikleri ve elverişli iklimi ile bilinir.Luoteisrannikko on huomattava alueellisesta kauneudestaan ja suosiollisesta ilmastostaan.
Arazi yapısı tarıma çok elverişli değildir.Piirikunta ei ole kovinkaan teollistunut.
Köpüklü şarap yapımına da elverişlidir.Viinistä etsitään myös ilmeikkyyttä.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Happitilanne on välttävä.
Türkiye'nin güneyinde iklim şartlarının elverişli olması çeşitliliği artırmıştır.Kurdien levottomuudet maan lounaisosassa lisääntyivät.
Bu bölge tarıma elverişli değildir ancak geniş mineral kaynakları vardır.Alueella on mineraalivaroja, mutta ei vielä merkittävää kaivostoimintaa.
Hem barınmak hem de yetiştirilen bitkilerin muhafaza edilebilmesi için çok elverişlidir.Φυλάσσει σημαντικά έργα τέχνης καθώς και τα λείψανα του Αγίου.
Ancak ülkede tarıma elverişli arazi hemen hemen yoktur.Στο εσωτερικό της χώρας δεν υπάρχει σχεδόν καθόλου βλάστηση.
Ülkedeki tarıma elverişli alan oranı %2, otlaklar %6, ormanlık arazi %66 kadardır.Πάνω από 2.000 είδη φυτών υπάρχουν στο Αρτσάχ και περισσότερο από το 36% της χώρας είναι δασικές εκτάσεις.
Marusi elverişli altyapısı sayesinde güçlü bir ekonomik büyüme sağlamıştır.Στη Φλώρινα ο Τέγος Σαπουντζής ανέπτυξε έντονη οικονομική δραστηριότητα.
Topraklarının yalnızca %0.2'si tarıma elverişlidir.Μόνο το 0,2% της έκτασης είναι μη παραγωγική.
Bölge üzüm yetiştirilmesine çok elverişlidir.Το έδαφος είναι εύφορο για καλλιέργειες.
Guadalquivir ırmağı İspanya'daki ulaşıma elverişli tek uzun nehirdir.Guadalquivir er den eneste store navigerbare flod i Spanien.
Birkaç elverişli durumda, aksilikler, Amerikan denizaltıları ile gövdelerin çarpışmasına delil gösterildi.I et enkelt tilfælde har dette system afsløret positionen på en sunket amerikansk ubåd.
Ünye, deniz turizmi için de çok elverişlidir.Man bliver også sårbar over for havsten.
Köyün suyu yumuşak tatlı ve içmeye elverişlidir.Sydbaden er kendt for mildt klima og gode vine.
Guadalquivir ırmağı İspanya'daki ulaşıma elverişli tek uzun nehirdir.Elven Guadalquivir er den eneste store seilbare elven i Spania.
Denizin Kuzey Batısı doğal güzellikleri ve elverişli iklimi ile bilinir.Kysten i nordvest er kjent for sin naturskjønnhet og gode klima.
Ayrıca bu madde sivillerin giyimi için de elverişli olmuştur.De mistenkte ham dessuten for å sko seg på folkets eiendom.
Ülke topraklarının %33'ü tarıma elverişlidir ve %31'lik bölümü ya Silvikültür'dür ya da ormandır.3 % av arealet i landet er dyrkbart og resten er for det meste fjellområder eller skog.
"En az bildiğim şeyler tanrılaşmaya en elverişli olanlarıdır".De er mindre guddommer og underlagt de mer betydningsfulle gudene.
Bu nedenle, en azından galaksinin bazı alanları diğerlerinden daha fazla yaşama elverişli olmalıydı.Man har også vurdert muligheten for at det er visse områder i galaksen som er mer egnet for liv enn andre.
Bölge ulaşıma elverişlidir.Området er derfor preget av trafikk.
Ancak topoğrafya ve iklim koşulları yüzünden, ülke topraklarının sadece yüzde dördü tarıma elverişlidir.Topografien og de klimatiske forholdene derimot, begrenser kultiverte avlinger til bare 4 % av landets areal.
Kıyıdan hemen yükselen dağların arasında tarıma elverişli büyük alanlar bulunmamaktadır.Langs kysten utenfor innlandet ligger nesten uavbrutte fjellkjeder.
Callisto, Jüpiter’in Galilean uyduları arasından insan keşfine elverişli olan tek uydudur.Callisto er den enste av Jupiters galileiske måner hvor en menneskelig utforskning er gjennomførbar.
İnsan gücü (Manpower) bir ülkenin askere elverişli insan sayısını göstermektedir.Militært sjelesorgspersonell er en kategori av personell i militærvesenet i flere land.
1800 lerde musullar yörükleri hayvancılık elverişli oldugundan yerleşmişlerdir..Arter etablert før 1800 regnes som stedegne.
Köyün kuzey tarafı ekime elverişlidir.Bare den nordlige siden av veien er bebygd.
Bilimsel devrim, eski düşünce ve klasik fizik arasında elverişli bir sınırdır.Revolusi Ilmiah adalah batas yang dekat antara pemikiran kuno dan fisika klasik.
Fotofon ilk olarak onlarca yıl sonra askeri haberleşme sistemlerinde elverişli olarak kullanılabildi.Penggunaan praktis Fotofon yang pertama datang dalam sistem komunikasi militer beberapa dekade kemudian.
Guadalquivir ırmağı İspanya'daki ulaşıma elverişli tek uzun nehirdir.Sungai Guadalquivir adalah satu-satunya sunagi besar yang dapat dilayari di Spanyol.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Keadaan hidup serba tidak menentu.
Diğer kısımlarını ise meşelikler ve hayvan otlatmaya elverişli çayırlar oluşturmaktadır.Ketiga, ia memakan daging sapi, hewan yang disucikan.
Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı.Sarana kesehatan adalah tempat yang digunakan untuk menyelenggarakan upaya kesehatan.
İstasyonun kapasitesi aynı anda 2000 personelin çalışabilmesine elverişliydi.Thư viện có khả năng phục vụ cùng một lúc hơn 2000 sinh viên.
Guadalquivir ırmağı İspanya'daki ulaşıma elverişli tek uzun nehirdir.Con sông Guadalquivir chỉ là dòng sông có thể thông thuyền lớn ở Tây Ban Nha.
Kıyı bölgeler kerestecilik, balıkçılık ve zeytin ticaretine elverişliydi.Vùng bờ biển rất giàu về gõ,cá và buôn bán ôliu.
Ön kamera "Selfie"ler için daha elverişli hale getirilmiştir.Chương trình quản lý cửa sổ còn chịu trách nhiệm với các biểu tượng (icon) nữa.
Her şeye rağmen Kalfat topraklarının tamamı tarıma elverişlidir.Tuy nhiên, chúng sẽ được chào đón trên vùng đất chỉ toàn con đực.
Mahallenin arazisi yüzde 70'i taban arazidir ve her türlü tarıma elverişlidir.Phần còn lại chủ yếu là vùng đồi, chiếm 70% lãnh thổ.
Callisto, Jüpiter’in Galilean uyduları arasından insan keşfine elverişli olan tek uydudur.Callisto là vệ tinh Galileo duy nhất mà việc khám phá có sự tham gia của con người dường như là khả thi.
Tesisin yeri ulaşım açısından elverişlidir.用地売却に伴い消滅。
316, mali ve bakım kolaylığı açısından 516'ya göre daha elverişliydi.316は516より集積化が進んでおり、安価で保守が容易だった。