elverişli ile cümle

elverişli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Köpüklü şarap yapımına da elverişlidir.Z imbiru można również robić wino.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Podczas prześladowań przez długi czas ukrywał się.
Ülke topraklarının %55'i tarıma elverişlidir.Około 55% sieci znajduje się na powierzchni ziemi.
Nehirler ve denizler, ticaret ve ulaşım için elverişli yollar sunmuştur.Budowane były drogi i linie kolejowe, rozkwit przeżywała flota i handel morski.
Amundsen-Scott Güney Kutbu İstasyonu Dünya'da sürekli yaşamaya elverişli en güneydeki yerdir.Amundsen-Scott-basen är den sydligast belägna bebodda platsen på planeten.
Bunlar özellikle arktik bölgelerinde kullanmaya elverişli şekilde yapılmışlardır.Som civilt används det bland annat under arktiska förhållanden.
Alesia, bir tepenin zirvesinde, nehir vadileriyle çevrelenmiş, savunmaya elverişli bir kaleydi.Staden låg uppe på en bergskulle med flera naturliga klippor som var lätta att försvara.
Geniş tarım arazileri yazın yaylacılık yapmak içinde elverişlidir.Det finns aktiva jordbruk och stugor att hyra över sommaren.
Köyde bol bol verimli arazi bulunur. tarıma elverişli alanlar çoktur.Det finns ett antal varor som de i byn betalar bra för.
Çizme ata binenler için çok elverişliydi.Vadstället hade stor betydelse för Kävlinge.
Köy dağları hayvancılığa oldukça elverişlidir.De glest befolkade bergsområdena passar bäst för boskapsskötsel.
Tarıma elverişli alanların çoğu Nijer nehri kıyısındadır.De flesta turistanläggningarna finns längst floddalen.
Elverişli kıyı sularında büyük sürüler meydana getirir.Vid kusten kan kraftiga så kallade fallvindar uppstå.
Arazi engebeli olup tarıma elverişli değildir.De är icke-territoriella och omfattar hela landet.
Tarıma elverişli arazi alanı çok yoktur.Det finns en stor jordtäktsgrop inte långt därifrån.
Göldağı ormandan yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir.Сад бароко було легко зіпсувати, покинувши лише вистрігання рослин.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Довгий час він переховувався.
Sağlık turizmine elverişli değildir.Туристична індустрія не розвинена.
Gerçekte doğal koşullar da tarıma pek elverişli değildir.Проте природні системи дуже незручні на практиці.
Ayrıca hayvancılığa elverişli bir alan olup köylülerin asıl geçim kaynağını oluşturmaktadır.Крім того, він став привабливим місцем для втечі селян.
Tarıma elverişli arazi alanı çok yoktur.Рівних земельних ділянок тут бракує.
Ayrıca köy tarıma elverişlidir.Сколихнула вона і наше село.
Ancak ülkede tarıma elverişli arazi hemen hemen yoktur.Зараз виплавки сталі в місті практично нема.
Zeytin ticareti çok elverişlidir.Янтарна торгівля була високо розвинена.
Arazinin yaklaşık % 60 civarı sulu tarıma elverişlidir.Під його впливом виявилося близько 60 % території країни.
Hayvan yetiştiriciliği elverişli otlakların azlığı nedeniyle çok az gelişmişti.Селянство небагато скористалося з наділу ґрунтів.
Feriköy'de, tiyatro binası olarak kullanılmaya pek elverişli olmayan bir yerde olan salon hasar görmüştü.У Ферікей зал, який був пошкоджений і знаходився на місці, не придатному для використання як будівля театру.
Bu bölge tarıma elverişli değildir ancak geniş mineral kaynakları vardır.Region ovšem nenabízí jen to, nachází se zde mnoho nalezišť nerostných surovin.
Şehirde ulaşım oldukça elverişlidir.Doprava do města je velmi špatná.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Délka života není zkrácena.
2. Gemiyi elverişli halde bulundurma borcu (TTK m.Zlínský (2): ČSK Uherský Brod, TJ FS Napajedla.
Çünkü bunun oluşumu için klimatik şartlar elverişli değildir.Klimatické modely navíc nejsou schopny dosáhnout takového stavu.
Köprü her türlü ulaşıma elverişlidir.Dopravní indukce se týká všech druhů dopravy.
Tarıma elverişli toprakların az oluşu halkın başka geçim kaynakları aramasına neden olmaktadır.Úpadek těžby v Krušných horách způsobil, že si lidé museli hledat nové zdroje obživy.
Topraklarının yalnızca %0.2'si tarıma elverişlidir.Pouze 0,2 % povrchu ostrova tvoří voda.
Köpüklü şarap yapımına da elverişlidir.Tím se reguluje sladkost výsledného vína.
Fakat, 10 Kw'ı geçen makinelerin üretimini elverişli şekilde düzenleme çaresi henüz bulunamamıştır.Mechanické pohony pro velikost 00 se již ale nevyráběly.
Arazi yapısı tarıma çok elverişli değildir.Tato rostlina není příliš náročná na půdu.
Bu durum sayıca az Grek kuvvetleri için daha elverişlidir.Taktéž turistika je zde oproti ostatním řeckým regionům jen slabě rozvinutá.
Bölge üzüm yetiştirilmesine çok elverişlidir.Oblast je velmi vhodná pro pěstování vinné révy.
General Halder de iklim koşullarının 22 Haziran'dan önce elverişli olmadığını belirtmektedir.Podle společnosti Patria připadne až na 22. června.
Hem elverişli konumu hem de oturma kapasitesi nedeniyle seçildi.Místo bylo vybráno díky své poloze.
Arazi yapısı ise tarıma elverişli olmayıp çok engebelidir.Druh je společenský a nepříliš teritoriální.
Ancak topoğrafya ve iklim koşulları yüzünden, ülke topraklarının sadece yüzde dördü tarıma elverişlidir.Topografie a klimatické podmínky jej však značně limitují, takže pouze 4 % území jsou kultivována.
Ön kamera "Selfie"ler için daha elverişli hale getirilmiştir.Camera foto secundară (frontală) este folosită pentru selfie-uri.
Ünye, deniz turizmi için de çok elverişlidir.Acest lucru o face un loc foarte atractiv pentru turismul nautic.
Kesime elverişli ağaçlar yetişmiştir.Copaci înfricoșători se profilează.
2005'in başlarında koruncaklar pratiksel olarak limitsiz olmaya elverişliydi.Primele melodii ale sale au fost înregistrate în 2005, fiind inițial destinate unui grup limitat de prieteni.
Uzun süre saklanmaya elverişlidir.Te-au ținut prea mult ascuns.
Adaların bazı bölgeleri, yaşanan tatlı su sıkıntısından dolayı yaşanmaya elverişli değildir.Este un proces necesar in zonele unde nu e disponibilă apă dulce.
Tarım için çok elverişlidirler.Asta ajuta foarte mult pentru agricultură.
Kaçanik bölgesi, kış ve yaz turizmi açısından çok elverişlidir.Regiunea este punct de atracție turistică, atât vara cât și iarna.
Onun fikri elverişli değildi.Ideea lui nu era propice.
Bu yer yüzmek için elverişli.Acest loc este potrivit pentru înot.
Ne kadar da elverişli!Cât de convenabil!
Elverişli bir dağıtım sistemi kurup uygulamak.Egységes tűrés- és illesztésrendszer lefektetése.
Tarıma elverişli alan çok azdır.Feldolgozó ipar az országban alig van.
Bu besleyici toprak yaşamı taşımaya gayet elverişliydi.Ennek löszös talajtakarója kiválóan alkalmas volt a szőlőtermesztésre.
Ortamın elverişli olması bu isteğin sonuçlanmasını sağladı.Ez a körülmény az akció lefújását eredményezte.
Arazi yapısı tarıma çok elverişli değildir.Kalotaszeg peremvidéke nem tartozik szorosan a területhez.

İlgili Sayfalar