elverişli ile cümle

elverişli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Her şeye rağmen Kalfat topraklarının tamamı tarıma elverişlidir.Das Bodendenkmal erstreckt sich allerdings auf das gesamte Anwesen.
Köyün batı kısmı tarım için elverişlidir.Der westliche Teil des Stadtteils wird landwirtschaftlich genutzt.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Vorstufen von Leben werden jedoch nicht ausgeschlossen.
Tarıma elverişli arazi 4454 Da dır.La surface à terre est de 4 454 ha.
Ünye, deniz turizmi için de çok elverişlidir.Son principal inconvénient est d'être excessivement dangereux pour le touriste nautique.
Çünkü iklim orman yetişmesine elverişli durumdaydı.Le climat favorise la croissance des forêts.
Sahil şeridinde denize girmeye elverişli çok sayıda plaj vardır.Un nombre important de marchandises devait transiter par la plage.
Guadalquivir ırmağı İspanya'daki ulaşıma elverişli tek uzun nehirdir.Le Guadalquivir est le seul grand fleuve d'Espagne vraiment navigable.
Köy dağları hayvancılığa oldukça elverişlidir.Les espèces de haute montagne sont difficiles à cultiver.
Yaşam koşulları elverişli değildir.L’espérance de vie n’est pas diminuée.
Köpüklü şarap yapımına da elverişlidir.On fait aussi du vin de noix.
Bu haliyle savunmaya elverişli bir konumdadır.C'est l'une des suites de Defender.
Abdal ırmağı ve çakmak barajı, amatör balıkçılık için elverişlidir.Ayrıca fındık üretimi yapılmaktadır.L'épaule et le sein droit érotiquement dénudés évoquent la fécondité nourricière mais aussi les Amazones.
Bu durum sayıca az Grek kuvvetleri için daha elverişlidir.Il y fut précédé de peu par les troupes grecques.
Göldağı ormandan yoksun, ancak, yaylacılığa çok elverişlidir.Ce n'est qu'au Moyen Âge qu'elle devient Ripa (colline) Candida (candide, pure).
Köyün etrafı dağ ve tepelerle çevrili olup her bitkinin yeşerip yetişmesine elverişlidir.Le village est entouré de toutes parts par des collines et des vallons cultivés ou boisés.
Gecek Köyü rakım ve mera özellikleri açısından, küçükbaş hayvancılığa daha elverişlidir.Se reporter au tableau des dates et foyers par espèce, plus bas.
Buna karşılık, dev kara deliklerin konumu doğrudan gözlem bakımından daha elverişli görünmektedir.¿O no habéis sido testigos de la mayor canallada que humanos ojos han visto?
Kısmi gölgeli Güneş ışığı ve ılıman iklimde yetişmeye elverişlidir.Son lámparas] diseñadas para generar calor y no luz.
Hem deniz kıyısı, hem de denizi cepheden gören kısmıyla yaşamaya elverişli bir mahalledir.Admirándolas tan sólo, de la misma manera con la que se mira al mar.
Polonya ticaret hukuku yabancı girişimcilere oldukça elverişlidir.El sistema judicial de Nueva York tiende a producir una leve confusión para los extranjeros.
Geri kalan arazisi tarıma elverişlidir.El resto, proviene de tierra firme.
Yaşam koşulları elverişli değildir.La expectativa de vida no está disminuida.
Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı.El siguiente paso fue encontrar un lugar donde construir la sede.
Dağ sporu ve kır yürüyüşlerine elverişlidir.Deportes de montaña y paseos lacustres.
Denizciliğe elverişli tek nehir olan Guadalquivir ise Sevilla şehrinden geçer.El río Guadalquivir se desborda, inundando la ciudad de Sevilla.
Genellikle, çok yararlı işler için kullanılmaya elverişlidir.Suelen imponerse para realizar obras extraordinarias.
"En az bildiğim şeyler tanrılaşmaya en elverişli olanlarıdır".Sí, lo que menos entiendo de Dios es su amor.
Bu yayla Kamp için elverişli durumdadır.Esta fundación organiza el campamento.
Ayrıca köy arazisi arıcılık için çok elverişlidir.Asimismo, ha sido una villa afectada profundamente por la emigración.
Alesia, bir tepenin zirvesinde, nehir vadileriyle çevrelenmiş, savunmaya elverişli bir kaleydi.Alesia estaba situada en la cima de una colina rodeada por valles y ríos y contaba con importantes defensas.
İstasyonun kapasitesi aynı anda 2000 personelin çalışabilmesine elverişliydi.Disponía de la capacidad de gestionar hasta 10.000 transacciones simultáneamente.
Bunun için tarıma elverişli arazileri dağ ve tepelerin yamaçlarında bulunmaktadır.Esto es válido para las áreas altas ubicadas en las cabeceras de los valles y de las montañas.
Mısır ve diğer ürünler ekime elverişlidir.Alimentos y otros productos se envían por estas vías.
Ekim ve meraya elverişli bir sahadır.El secundario y bien conocido de mediados de marzo.
Tarıma elverişli arazi 4454 Da dır.La secuencia del árbol es 4445.
İnsan gücü (Manpower) bir ülkenin askere elverişli insan sayısını göstermektedir.La aviación militar comprende los medios materiales y humanos que conforman la fuerza aérea de una nación.
Ülkenin ılıman iklimi ve plajları turizm için elverişlidir.El clima y la geografía de Barbuda propician el turismo.
Bu haliyle savunmaya elverişli bir konumdadır.Es, en otras palabras, defensiva.
Bu süreçte, ormanlar ve bataklıklar, tarıma elverişli arazi durumuna getirildi.El aprovechamiento del bosque y la caza son, en gran medida, actividades desarrolladas en este espacio.
Yüksek tahsil görmeye elverişli olmak denince, belki de dünya üzerindeki en namüsait kişidir İrfan.En la aproximación a la arena, es fácil darse cuenta de que es el único de su tipo en el mundo.
Genellikle, çok yararlı işler için kullanılmaya elverişlidir.Talvolta è usata per scopi benefici.
Ayrıca köy tarıma elverişlidir.Al contempo la nazione si compenetra alla patria.
Tapkıran, yüksek ve sulak yaylaları ile mera hayvancılığına çok elverişlidir.Il fusto generalmente e eretto e ascendente (a parte i casi in cui è prostrato) e poco foglioso.
Topraklarının yalnızca %0.2'si tarıma elverişlidir.Solo lo 0,1% del territorio è composto da acque interne.
Daha sonra buranın coğrafi olarak daha elverişli olduğu kanısına varılıp yerleşik hayata geçilmiştir.In seguito veniva, e viene tuttora, applicato alla schiena come uno zaino.
1993'ün sonunda stad ışıklandırılarak, gece maçlarının da yapılabilmesine elverişli hale getirilmişti.Dal 2007 la pista è stata illuminata ed è possibile sciarvi anche di notte.
Bu topraklar onlar için yaşamaya elverişlidir.A questi prigionieri venne assegnata della terra per abitarvi.
Köy, tarıma elverişlidir.Il paesaggio è caratterizzato da campagna.
İlin coğrafyasında tarıma elverişli toprakların büyük bir kısmında tahıl ekimi yapılmaktadır.Come già detto, le aree coltivate costituiscono la maggioranza del territorio del parco.
Büyük orandaki hümik asitler ise elverişli demir kaynağıdırlar.I semi di cumino sono una buona fonte di ferro.
Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı.Il problema principale era trovare una sede adatta.
Köpüklü şarap yapımına da elverişlidir.È possibile servirla anche con del vino cotto.
Doğal yapısı gereği savunmaya çok elverişli olduğundan, tarihte hep vazgeçilmez olmuştur.Molto difficile da educare, poiché mantiene sempre la sua indipendenza.
Tarım ve yerleşime çok elverişlidir.Abbastanza sviluppata è l'agricoltura e l'edilizia residenziale.
Hayvan yetiştiriciliği elverişli otlakların azlığı nedeniyle çok az gelişmişti.La situazione dei Cristiani si andava però aggravando a causa della scarsità di cibo.
Engebeli bir araziye sahip olup tarıma elverişli araziler mevcuttur.Voi state acquisendo con questi pezzi di terra un paese dove vivere.
Hem Reichstag binasına bakan elverişli konumu hem de oturma kapasitesi için seçildi.Здание оперы было выбрано для Рейхстага из-за его удобного расположения и вместимости.
Yaşam koşulları elverişli değildir.Обстоятельства жизни не установлены.
Arazilerin, önceleri başka bir tarıma elverişli olmadığı sanılıyordu.Как сказано выше, своей земли им не хватало.

İlgili Sayfalar