Ana içeriğe geç
Sözlük

elinde ile cümle

elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.Μετά το Δεύτερο Παγκόσμιο Πόλεμο η Ευρώπη ήταν κατεστραμμένη, αλλά είχε ακόμη πολλές υπερπόντιες αποικίες:
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.После Второй Мировой войны Европа была разгромлена, но она все еще владела обширными колониями:
424 kadarının özgürlüğü elinden alındı.Alespoň 424 osob bylo zbaveno svobody.
424 kadarının özgürlüğü elinden alındı.Banner mengatakan reli "Obyek kudeta"
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.Denn die USA haben ein Veto-Recht bei Entscheidungen, weil sie der größte Kapitalgeber sind.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.Já que os EUA detêm poder de voto sobre as decisões, sendo o maior fornecedor de capital.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.미국은 최대자본제공자로써 거부권을 갖고 있기 때문이다
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.Koska Yhdysvaloilla on veto-oikeus päätöksentekoon, sillä se on suurin valuutan tuottaja.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.SUA are drept de veto asupra deciziilor deoarece aduce cel mai mult capital.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.USA har nemlig vetoret over beslutninger, fordi de bidrager med mest kapital.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.USA har vetorätt, som största kapitalägare.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.ZDA imajo namreč pravico veta glede odločitev, saj so vložile največ kapitala.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.Οι ΗΠΑ έχουν τεράστια δύναμη για βέτο σε οποιαδήποτε απόφαση, μιας και είναι οι μεγαλύτεροι παροχής κεφαλαίου.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.Защото САЩ притежават правото на вето над нейните решения, като най-големия доставчик на капитал.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.США имеет право вето над его решениями, так как он крупнейший поставщик капитала.
ABD karalar üzerindeki veto gücünü elinde tuttuğundan Kapitalizmin en büyük destekçisidir.،حيث تمتلك الولايات المتحدة حق نقض القرارات . لأنها هي التي تقدم أكبر قدر من رأس المال
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Dieu lance sans pitié des traits contre lui, Et le méchant voudrait fuir pour les éviter.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Dio lo bersaglia senza pietà; tenta di sfuggire alla sua mano
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Dios descargará contra él y no tendrá compasión, y él se esforzará para escapar de su poder
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Ðức Chúa Trời giáng tai vạ trên mình hắn, chẳng thương xót lấy; Hắn rất muốn chạy trốn khỏi tay Ngài.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Ðức_Chúa_Trời giáng tai_vạ trên mình hắn , chẳng thương_xót lấy ; Hắn rất muốn chạy trốn khỏi tay Ngài .
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Dumnezeu aruncă fără milă săgeţi împotriva lui, şi cel rău ar vrea să fugă să scape de ele.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Gud skyter sine piler mot ham og sparer ham ikke; for hans hånd flyr han i hast.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Ia dilanda tanpa kasihan, dan terpaksa lari mencari perlindungan
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Jumala ampuu häneen nuolensa säälimättä; hänen täytyy paeta hänen kättänsä, minkä voi.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.하나님이 그를 아끼지 아니하시고 쏘시나니 그가 그 손에서 피하려 하여도 못할 것이라
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Pois atira contra ele, e não o poupa, e ele foge precipitadamente do seu poder.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Skånselsløst skyder han på ham, i Hast må han fly fra hans Hånd;
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Také veci vrhne na neho a nezľutuje sa; bude utekať pred jeho rukou, čo bude stačiť.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Takové věci na něj dopustí Bůh bez lítosti, ačkoli před rukou jeho prudce utíkati bude.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Toć Bóg nań dopuści, a nie przepuści mu, choć przed ręką jego prędko uciekać będzie.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Utan förskoning skjuter Gud sina pilar mot honom; för hans hand måste han flykta med hast.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Want God zal hem er genadeloos van langs geven. Hij zal snel van God willen wegvluchten.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.yilakat] szór reá és nem kiméli; futva kell futnia keze elõl.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Διοτι ο Θεος θελει ριψει κατ' αυτου συμφορας και δεν θελει φεισθη απο της χειρος αυτου σπευδει να φυγη.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Защото Бог ще хвърли върху него беди, и не ще го пожали; Той ще се старае да избяга от ръката Му.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.Устремится на него и не пощадит, как бы он ни силился убежать отруки его.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.וישלך עליו ולא יחמל מידו ברוח יברח׃
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.يلقي الله عليه ولا يشفق. من يده يهرب هربا.
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.神 要 向 他 射 箭 、 並 不 留 情 . 他 恨 不 得 逃 脫 神 的 手
Acımasızca üzerine eser, Elinden kaçmaya çalışırken.神要 向 他 射箭 、 並 不 留情 . 他 恨不得逃脫神 的 手
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Chú sẽ cầm ống nghe và chờ đợi tôi quay số.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Držal slúchadlo a odo mňa očakával, že mu budem vytáčať číslo.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Er hielt den Hörer und erwartete von mir, für ihn zu wählen.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Fogta a kagylót és elvárta, hogy én tárcsázzak helyette.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Han höll i luren och förväntade sig att jag skulle slå numret.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Hij hield de hoorn vast en verwachtte dat ik een nummer voor hem draaide.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Ia akan memegang gagang telepon dan berharap saya yang memutar nomornya.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Il avait pour habitude de porter le téléphone à son oreille et d'attendre que je compose un numéro pour lui.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.그는 수화기를 들고 제가 번호를 누르도록 했었습니다.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.On držel sluchátko a čekal, že mu budu vytáčet čísla.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Segurava no auscultador e esperava que eu marcasse o número.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Teneva il telefono vicino all'orecchio in attesa che componessi un numero per lui.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Ținea receptorul și astepta ca eu să formez numărul.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Tomaba el teléfono y esperaba que yo marcara los números por él.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Trzymał słuchawkę, czekając aż wykręcę za niego numer.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Κρατούσε το ακουστικό και περίμενε από μένα να του καλέσω τον αριθμό.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Він тримав телефону трубку і чекав поки я не наберу йому номер.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Он поднимал трубку и ожидал, что я наберу ему номер.
Ahizeyi elinde tutar ve benim onun için numarayı çevirmemi isterdi.Той държеше приемника и очакваше от мен да набера номера за него.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod