Kara Kerler yanı başımızda: birinin elinde yaşlılık, öbüründe ölüm.Vienas senas, kitas jaunas, vienas susietas su gyvenimu, kitas – su mirtimi.
O Allah'ın elinde.Jis Dievo rankose.
O Allah'ın elinde.Ji Dievo rankose.
Elinde bir kitap var.Tal oli raamat käes.
Serbest dalışta Türkiye rekorunu elinde bulundurmaktadır.Kaubandus Venemaaga elavdus rekordiliselt.
Bu reformlar Champlain'ın ölümünün ardından gücü elinde tutan Quebec Piskoposu'nun zayıflamasına yol açtı.Need reformid piirasid Québeci piiskopi võimu, kelle käes oli olnud suurim võim pärast Champlaini surma.
Montreal Canadiens Stanley Kupası'nı 24 kez kazanarak en çok şampiyon olma unvanını elinde tutmaktadır.Montreal Canadiens on võitnud Stanley karika 24 korda.
1951-60 yılları arasında Uganda ağır sıklet boks şampiyonluğunu elinde tuttu.Aastatel 1951–1960 oli ta Uganda raskekaalu poksitšempion.
Adamın elinde bir silah vardı.Tal oli väidetavalt sõidukis veel relvi.
Georgios, 25 Kasım'da Yunanistan'a geri döndü ve Kondilis'i başbakan olarak elinde tuttu.25. novembril naasis Georgios Kreekasse ja kuulutati kuningaks.
Buna göre 1086 yılı itibarıyla İngiliz topraklarının sadece %5'i İngiliz derebeylerinin elinde kalmıştır.Hinnanguliselt oli aastaks 1087 ainult umbes 8% maast anglosakside kontrolli all.
1168 itibarıyla neredeyse bütün Doğu Adriyatik kıyıları Manuil'in elindeydi.Tänu sellele võidule sai Bütsants 1168. aastaks peaaegu kogu Aadria mere idaranniku oma kontrolli alla.
Diğer oyuncu da atılan karta karşı kendi elinden bir kart atar.Partner annab talle ühe kaardi omal valikul vastu.
Genelde ona çok yaklaşır ama hep bir aksilik çıkar, onu elinden kaçırır.Tema saab olema Sinuga igal ajal, kui Sa oled õige ja hoidud ülekohtust.
Devrimden sonra topraklar halkın elinden alınmıştı.Revolutsiooni järel villa võõrandati.
Bu müdürlüğün elinde az sayıda küçük gemi ve personel bulunuyordu.Merekaitseliitlaste käsutuses on olnud mitu väiksemat laeva ja paati.
Başlangıçta Persler için savaş Romalılar'ın elinde sadece Anadolu kalıncaya kadar iyi gidiyordu.Sõja algul elasid roomlased üle raske lüüasaamise.
Kemer Miz'in elindeydi.Kantselei asus Malla mõisas.
Kadınlar 800 metre olimpiyat rekorunu hâlen elinde tutmaktadır.Uuesti võeti olümpiakavva naiste 800 m jooks.
Sağ elinde zafer tanrıçası Nike'ı tutuyordu.Vasakut kätt hoidis armastusjumalanna üleval.
İlk Lotus'un elinden kaçan da odur.Ta saab alguse Lozère'i departemangust.
Ancak, karısı ve çocuğu Nazi’lerin elinde rehine olarak tutuluyordu.Nad vabastati, kuid pidid saatma oma pojad pantvangidena Napolisse.
Her bir oyuncunun elinde 20 kart bulunur.Igal konsoolil on 20 mängu.
Avantaj İngilizler'in elindeydi.Jõudude tasakaal kaldus järjekindlalt inglaste kasuks.
Senato evvelce halk meclislerinin elinde olan tüm yasama gücünü ve hukukî yetkileri kendisinde toplamıştı.Egiptuse Relvajõudude Ülemnõukogu võttis endale laialdased täidesaatvad ja seadusandlikud volitused.
Gün sonunda şehir Almanların elindeydi.Ülejärgmisel päeval olid linnas sakslased.
Ve elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışır.Jumal soovib armastada nii palju kui võimalik.
Burundi rekorunu elinde bulundurmaktadır.Siin on loetletud Burundi linnu.
John Couch Adams, 1843 yılında elindeki verilerden yararlanarak Uranüs'ün yörüngesi üzerine çalışmaya başladı.1843. aastal asus Uraani orbiidi kallal olemasolevaid andmeid kasutades tööle John Couch Adams.
Şehir savaş sonuna kadar müttefiklerin elinde kalmıştır.Liitlasvägede okupatsioon kestis sõja lõpuni.
9 yıl bu takıma hizmet etti ve 222 karşılaşmada 4 gol ile elinden geleni yaptı.Ta osales harrastajana üldse 269 kohtumisel, millest võitis 242 ning neist 87 nokaudiga.
Jenner'ın elinde otomatik bir tüfek vardır.Negev on automaatne tulirelv.
Börilerin elinden Şam'ı aldı.Usundilt on nad šamanistid.
I. Henry 1135'te ölünce İngiltere Krallığı sanki kapanin elinde kaldi.1135. aastal jättis Henry I surm Inglismaa troonipärijata.
Medea biraz sonra tapınaktan çıkar ve elinde iki çocuğunu öldürdüğü kanlı hançer bulunmaktadır.Vendela Skytte suri Stralsundis katku koos vastsündinud lapsega, temast jäi maha kaks tütart.
Eğer elinde istenen karttan birden fazla varsa, sadece bir tanesini verebilir veya hepsini de verebilir.Ta on valmis töötama ainult ühe ülesande kallal korraga, andes siis kõik, mida tal anda on.
Ama Temeşvar Avusturyalıların elinde kaldı.Dalmaatsia jäi austerlaste kätte.
Çünkü iktidar daima tek partinin elinde bulunmaktadır.Armastus on alati võimalus viibida maailma sünni juures.
- 10. günde elinde ne var?10日目には彼は何を持っているでしょうか? 彼は、160ドルを持っています。(※間違い)
- 10. günde elinde ne var?Co tedy má v den 10.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --제가 약 14-15살 됐었을때 하루는 제형이 어디서 났는지는 모르는데
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --6本組のビールを 持って帰ってきて -どこで手に入れたのか知りませんが-
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Als ich so 14 oder 15 war, kam eines Tages mein Bruder nach Hause und brachte dieses Sixpack Bier mit.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Đến khi tôi 14, 15 tuổi một ngày kia, anh tôi về nhà và mang về 6 chai bia
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Když mi bylo asi 14 nebo 15, přinesl brácha domů šest piv
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Kiedy miałem ok.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Quand j'avais environ 14 ou 15 ans, un jour, mon frère est venu à la maison et il avait ce pack de bière -
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Toen ik 14 of 15 was, kwam mijn broer op een dag thuis met zes blikjes bier.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --כשהייתי כבן 14 או 15, יום אחד אחי חזר הביתה והייתה לו שישיית בירות --
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --وعندما بلغت ال ١٤ أو الـ ١٥ عاد أخي إلى البيت ومعه ست زجاجاتٍ من البيرة --
21 üyesi olup bu üyelerin arasýnda genel yetkileri elinde bulunduran yabancý uzmanlar da bulunur.Die Kommission hat 21 Mitglieder, darin eingeschlossen renommierte ausländische Sachverständige.
21 üyesi olup bu üyelerin arasýnda genel yetkileri elinde bulunduran yabancý uzmanlar da bulunur.La commission compte 21 membres, dont des experts étrangers largement reconnus en tant que tels.
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.A II. világháború után Európa romokban hevert, de még mindig hatalmas tengerentúli gyarmatai voltak:
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.Dopo la seconda guerra mondiale, l'Europa era devastata, ma ancora deteneva grandi domini coloniali:
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.După al 2-lea război mondial Europa era devastată, dar totuși deținea largi colonii peste ocean:
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.Nach dem Zweiten Weltkrieg war Europa am Boden, hatte aber noch große Überseekolonien
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.Na de Tweede Wereldoorlog was Europa verwoest, maar nog altijd in het bezit van grote overzeese kolonies:
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.Po drugiej wojnie światowej Europa była zniszczona. ale wciąż utrzymywała duże zamorskie kolonie:
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.Sau Thế Chiến Thứ Hai, Châu Âu bị tàn phá, nhưng vẫn nắm giữ một số lượng lớn các thuộc địa:
2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa harap olmuştu. Ancak yine de denizaşırı büyük kolonileri elinde tutuyordu.Tras la Segunda Guerra Mundial Europa quedó devastada, pero aún mantenían extensas colonias en ultramar: