Ana içeriğe geç
Sözlük

elinde ile cümle

elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Elinde aynası eksik olmaz.Δεν αποπέμπεται ο υπουργός Άμυνας.
Donanması ve Birlik'teki oy hakkı elinden alındı.Έγινε αξιολόγησή του από το Ναυτικό και τον Στρατό.
Artçı elinde silah taşır.Ένας νεαρός άνδρας εμφανίζεται κρατώντας ένα όπλο.
1970 yılından beri Suriye'de siyasi otorite bu ailenin elindedir.Από την δεκαετία του 1970 η Συρία κυβερνιέται από την Αλαουιτική οικογένεια των Άσαντ.
Bonservisi Valencia CF'nin elindedir.Ο Κανός είναι υποστηρικτής της Βαλένθια ΚΦ.
Cüceleri dağdan kovan ejderha iki yüzyıl boyunca bölgeyi elinde tuttu.Το χιόνι και ο άνεμος κράτησε τους δύο ορειβάτες στο Νότιο Πέρασμα για δύο μέρες.
Bölge 1806 yılına kadar Almanya topraklarının elinde kaldı.Το μονοπώλιο της οικογένειας διατηρήθηκε σε ολόκληρη τη νότια Γερμανία ως το 1806.
Daha kötüsü, elinde Sovyet ilerlemesine karşı koyacak birlik bulunmamaktadır.Επιπλέον, δεν υπήρχαν άλλες δυνάμεις που να είναι σε θέση να αντιμετωπίσουν τη σοβιετική προώθηση.
Galaksinin kaderi onların elinde.To κέντρο του γαλαξία μας.
Çünkü iktidar daima tek partinin elinde bulunmaktadır.Ο σκελετός βρίσκεται πάντα μαζί μας στη γιορτή.
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.Πρέπει να είμαστε έτοιμοι να εκμεταλλευτούμε ευκαιρίες που θα παρουσιαστούν.
Ve elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışır.Προσπαθούν να βοηθήσουν τους ανθρώπους με όποιο τρόπο μπορούν.
9 yıl bu takıma hizmet etti ve 222 karşılaşmada 4 gol ile elinden geleni yaptı.Η ομάδα ολοκλήρωσε τις αγωνιστικές της υποχρεώσεις με 9 νίκες στο ενεργητικό της σε σύνολο 22 αγωνιστικών.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Romanya, Bukovina üzerinde kontrolü elinde tuttu.Μετά τον Α΄ Παγκόσμιο Πόλεμο τον έλεγχο της Βουκοβίνας απέκτησε η Ρουμανία.
Hayati'ninse elinde sadece hayalleri kalmıştır...Δεν είχε πλέον, στη συνέχεια, παρά ψεύτικες ελπίδες.
Örgüt elinde pek az silah vardı.Άλλοτε διέθετε αρκετά τέτοια όπλα.
İnsan bilemez yarın neler getirecektir: Tanrı’nın elindedir yarının gerçekleri.Δεν ξέρουμε τι θα μας κρύψει και τι θα μας βγάλει η αυριανή μέρα.
1455 yılı itibarı ile sancakta 170 tımar olup 27'si Hıristiyanların elinde bulunuyordu.Το 1455, το σαντζάκι είχε 170 τιμάρια εκ των οποίων 27 ήταν στα χέρια χριστιανών.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Πάρε την τύχη σου στα χέρια σου!
Genellikle otururken, elinde bir lir ile resmedilir.Συνήθως απεικονίζεται καθισμένη και κρατώντας μια λύρα.
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.Η γυναίκα στρέφει το πρόσωπό της προς το δεξί της χέρι.
Uzun yıllar pist ile salon rekorlarını elinde tuttu ve defalarca ay-yıldızlı formayı giydi.Για αρκετούς μήνες διατηρούσε το πρωτάθλημα, συχνά χρησιμοποιώντας ένα γάντι με γέμιση.
Sonuç olarak ticaret son derece karlıydı ve tüccarların elinde büyük bir servet birikiyordu.Η επιχείρηση πήγαινε πολύ καλά και τα κέρδη ήταν πολλά για το αφεντικό.
Super Mario, "dünyanın en çok satılan video oyunu serisi" unvanını elinde bulundurmaktadır.Το "Hold Me Now" είναι ο δίσκος με τις μεγαλύτερες πωλήσεις παγκοσμίως.
Oğlunun parti içinde yeri korunsun istedi, yani partinin eşbaşkani halen baba-oğulun elindedir.Θα τον δεχθεί στο εξοχικό του μόνο υπό την προϋπόθεση ότι ο πατέρας του θα σταματήσει τον πολιτικό αγώνα.
Ülkede yasama gücü parlamentonun elinde bulunmaktadır.Τα δικαιώματα στο Μπαγκλαντές κατοχυρώνονται στο σύνταγμα της χώρας.
Elinde plançeta, gözünde gözlüğüyle dolaşır ve bilmediği bir şey yoktur.Φοράει γυαλιά και δεν βλέπει σχεδόν καθόλου χωρίς αυτά.
Savaşın ilk 3 senesinde Çarlistler savaşta üstünlüğü elinde tutuyordu.Κατά τα πρώτα χρόνια του πολέμου, οι δυνάμεις της αντιβασιλείας επικράτησαν.
Neden elinde bir bıçak var?Γιατί έχεις ένα μαχαίρι στο χέρι σου;
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.Han havde 280.000 mand til rådighed, hvilket ikke var nok til at forsvare hele landet.
1168 itibarıyla neredeyse bütün Doğu Adriyatik kıyıları Manuil'in elindeydi.Fra 1168 var næsten hele østkysten af Adriaterhavet på Manuels hænder.
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin elinde tuttuğu siyasal ve toplumsal yetkiler hakkında endişe duyuyorlardı.De var oprørte over den sociale og politiske kontrol som det kinesiske kommunistparti stadig opretholdt.
Bu reformlar Champlain'ın ölümünün ardından gücü elinde tutan Quebec Piskoposu'nun zayıflamasına yol açtı.Disse tiltag mindskede den magt, biskoppen af Québec hidtil havde haft siden Champlains død.
Adamın elinde bir silah vardı.Med sig havde han en pistol i lommen.
Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar.Han er iført en mørkegrøn overfrakke og holder en vandrestav i sin højre hånd.
Mektubu Kate'in elinden alarak kendisine acımamasını ve gitmesini söyler.Han tager brevet fra Kate og beder hende om ikke at være ked af det på hans vejne og om at gå.
Michael, tehditkar bir şekilde elinde baltayla Jin'in yanına gelir ve kelepçelerini kırar.Michael går truende hen til Jin med en økse og skærer ham fri fra håndjernene.
İngiltere, Danimarka krallarının elinden çıkınca bile Danimarka’da húskarlar devam etmiştir.Selv efter Englands løsrivelse fra Danmark, fortsatte danskernes indflydelse her.
Charlie elinden geldiğince Claire’i rahatlatmaya çalışır.Charlie er desperate overfor Claire.
Gün sonunda şehir Almanların elindeydi.Ved dagens slutning var hele byen kommet på tyske hænder.
Ve elinden geldiği kadar yardım etmeye çalışır.Han forsøger at hjælpe familien så godt han kan.
20. yüzyıl başında manuel telefon santrali piyasasını elinde tutuyordu.I starten af det 20. århundrede dominerede Ericsson verdensmarkedet for manuelle telefoncentraler.
Brahma, elinde vedaları tutuyor olarak da tasvir edilir.Brahma bliver også vist med fire arme.
Bu Dünyada meydana gelmiş insan elinden çıkmış en güçlü patlamaydı.Dette punkt vil være det, der har taget allerstørst skade ved sprængningen.
Elinde beyaz ve çok uzun bir asa tutar.Den er hvid og har et bredt langt næb.
Tüccarlık daha çok Yahudilerin elindeydi.Du er mere nedrig end jøderne.
2013 yılında Bayır-Bucak bölgesi rejimin elinden alındı.I 2013 udtrådte Sjálvstýrisflokkurin af regeringen.
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.Hun blev født uden venstre hånd.
1655'te, İspanyolların elindeki Jamaika'nın alınmasıyla kuruldu.I 1655 erobrede englænderne Jamaica.
"Hande Yener elinde "Sopa"sıyla geliyor...""Heksedansen (Her kommer mutter med kost og spand)".
Yönetimi Fiat'ın elindedir.Fiji's president takes over power.
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Men de mister alle deres penge på grund af svindel.
Eddard'ın piç oğlu Jon Snow, Duvar'a yeni katılan bir nöbetçiyi diğerlerinin elinden kurtarır.Jon Snow Eddards uægte søn, forsvarer en ny rekrut, der netop har tilsluttet sig Nattens Vogtere på "uren".
Drake oldukça utangaçtı, konser vermekten elinden geldiğince kaçınırdı.Haydn brugte derfor opfindsomhed for at få mest muligt ud af sit orkester.
22 Aralık tarihinde 3. Ordu Rusların elindeki Kars'a yönelme emrini aldı.Den 22. december fik den 3. osmanniske armé ordre til at rykke mod Kars.
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.De hjælpemidler man benyttede var primitive.
Bir işçinin hayatta kaldığı ve elinde kararlı ve öfkeli bir şekilde kızıl bayrak tuttuğu görülür.Forbundspræsidenten fører et flag inspireret af militære faner, noget flammeborden i rødt og hvidt vidner om.
Ali'nin Başkan'ın elinden kurtulmasında yardım etmiştir.Grant var efterfølgende glad for at slippe med præsidentembedet.
Bu liderliği Danimarka'nın elinden almıştır.Det skal Danmark leve af.
Bu sırada ihtiyar, elinde aşk kadehiyle gelir; Kerem kadehi alıp içer ve nihayet aşkına kavuşur.Tilbage i nutiden undskylder manden til sin elskerinde og drikker senere sprut, mens de forsones.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod