Ana içeriğe geç
Sözlük

elinde ile cümle

elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Dönen suitten kart olmayan oyuncunun elinde K♥ varsa atması, K♥ yoksa ♥ atması zorunludur.Először kiválasztjuk azt az 1 darab K királyt a {♠K, ♥K, ♦K, ♣K} halmazból, mely a kezünkben lesz.
Herkes elindeki kâğıtları bitirdikten sonra oyun biter.A játék akkor ér véget, ha az összes kocka be van pakolva a táblába, egymást követően.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Romanya, Bukovina üzerinde kontrolü elinde tuttu.Az első világháború után Romániához csatolták Bukovina déli részével együtt.
Artçı elinde silah taşır.A kesztyűtartóból fegyvert vesz elő.
Ancak, karısı ve çocuğu Nazi’lerin elinde rehine olarak tutuluyordu.Attól is félt, hogy feleségével és gyermekeivel mi fog történni a náci megszállás alatt Varsóban.
Katılmadan önce Charlie uyuşturucu alır, elindeki uyuşturucu azalmaktadır.Charlie felidézi a múltját, amikor még drogozott.
Üstelik Düzmece Dimitri, Polonyalılar'ın elinde iyi bir koz olmuştu.A bronzmérkőzésen a lengyel Paweł Zagrodnik volt az ellenfele.
Cromwell elindeki süvari ve piyadelerle Goring'in birliklerine cepheden saldırır.Bornemissza maga a nehéz lovassággal és a gyalogsággal indult nyomukba.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.Kuningas vastasi tekevänsä voitavansa näiden pyyntöjen täyttämiseksi.
1168 itibarıyla neredeyse bütün Doğu Adriyatik kıyıları Manuil'in elindeydi.Vuonna 1168 lähes kaikki Adrianmeren rannat kuuluivat Manuelille.
Elinden geldiğince eminti ve yaptı.Se oli tehnyt voitavansa ja epäonnistunut.
Elinden yapacak bir şey gelmez.En voi sille mitään.
Herkes elinden bir kart çıkarana kadar kartlar açılamaz-alınamaz.Kortteja ei saa nostaa käteensä ennen kuin kaikki kortit on jaettu.
Galaksinin kaderi onların elinde.Molemmat olivat galaksin poliisivoimissa.
Kemeri en uzun süre elinde tutan, Bruno Sammartino olmuştur.Kauimmin mestaruutta on pitänyt Bruno Sammartino, joka piti sitä kaikkiaan 8 vuotta.
Biraz sonra elinde bir makasla dönmüş.Kuukautta myöhemmin hän palasi takaisin tyhjin käsin.
Aralık 1950’de İngiliz vatandaşlığı elinden alındı.Joulukuussa 1950 Fuchs menetti Britannian kansalaisuuden.
Fakat Dış İşleri Bakanı Kun, güçleri elinde tutmaktaydı.Sisäisissä asioissa päälliköt saivat pitää valtansa.
Genellikle otururken, elinde bir lir ile resmedilir.Hänet kuvataan usein istuvana, lyyra kädessään.
Amaç kendi elindeki kartları bitirmektir.Tavoite saada kaikki kortit itselleen.
Burundi rekorunu elinde bulundurmaktadır.Hän pitää hallussaan Kyproksen ennätystä.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.Intian valtiolla on osake-enemmistö yhtiöstä.
Kanada İngiltere'nin elinde kaldı.Ranska luovutti Kanadan Isolle-Britannialle.
Ancak esas yetki Attila'nın elindeydi.Todellinen valta oli kuitenkin Antipaterin käsissä.
Tom elindeki baltayla Jerry'in kuyruğunu bastırır.Eric puukottaa Davidia kaulaan.
Montezuma hala İspanyolların elinde mahkûm olmasına rağmen Aztekler yeni kral olarak Cuitláhuac’ı seçerler.Montezuman kuoltua asteekit valitsivat Cuitláhuacin uudeksi kuninkaaksi.
Moğolistan 1919 yılından bu yana Çinli cumhuriyetçi güçlerin elinde bulunmaktaydı.Vuoden 1919 jälkeen Mongolia oli Kiinan tasavallan joukkojen miehittämä.
Bonservisi Valencia CF'nin elinde bulunmaktadır.Villalba on Valencia CF:n kasvatti.
Bonservisi Spartak Moskova'nın elindedir.Tulupov on Spartak Moskovan kasvatti.
İhaleyi alan oyuncu elindeki kartlardan istediğini oynar.Lähinnä vasemmalla istuva pelaaja katsoo onko hänellä jokin kysytyistä korteista.
İkincisi ABD'nin ve üçüncüsü de Japon İmparatorluğu'nun elinde idi.Ensimmäiseksi sijoittui Yhdysvallat, toiseksi Japani ja kolmenneksi Puerto Rico.
Taht naibi olarak gerçek iktidar gücü Tuğtekin'in elinde idi.Oli selvää, että todellinen valta olisi Ioannídiksella.
Bu durum Ness’in mahkemeye sunacağı ipuçlarını elinden alır.Hän toivoo saavansa tältä jotain tietoja, jotka auttaisivat Navis'ta hänen oikeudenkäynnissään.
Sağ elinde ise çubuğu vardır.Hänen oikeassa kädessään on kiikari.
Cansu ise çocukları çeşitli suçlara alet ederek onları sömüren kötü bir adamın elinde tutsaktır.Hän syyttää oikeusistunnossa hänen vangitsemisensa aikaansaaneita poikia eri rikoksista.
Knorr-Bremse, raylı ve ticari araç fren sistemleri üretiminde dünya liderliğini elinde bulundurmaktadır.Knorr-Bremse Group on jarrujärjestelmiä raideliikennekalustoon ja hyötyajoneuvoihin valmistava yhtiö.
Ariovistus bir grup Aedular savaşçısını da rehine olarak elinde tuttu.Se pitää yhdessä Destron kanssa ryhmän tiedemiehiä panttivankina.
Ama tüm iktidar gücü kendi elinde idi.Valta pysyi kuitenkin edelleen hänen käsissään.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Hän yrittääkin keinoja kaihtamatta syöstä Danielin vallasta.
Ona özel yapılmış bir türbede elinde bir testere ile yaşar.Tämä seuraa häntä taloon, jonka omistaa eriskummallinen tiedemies...
Ayrıca Corbin'in yetkisi elinden alındı.Flackin juoksu hylättiin.
İktidar: Egemenliği elinde bulunduran,yönetme gücüne sahip siyasal topluluktur.Establishment tarkoittaa vallitsevaa yhteiskunnallista järjestelmää, ja varsinkin sen valtaa pitäviä.
Sırası gelen oyuncu elindeki bir kartı yüzü yukarı gelecek şekilde ortadaki ıskarta kartların üzerine koyar.Hän laittaa kortin kuvapuoli ylöspäin keskellä olevan kortin päälle.
Sözde, hakimiyet imparatora aitti fakat gerçekte asil Fujiwara boyu bu gücü elinde tutuyordu.Nimellisesti valta oli keisarilla, mutta todellisuudessa sitä käytti Fujiwara-klaani.
Orta sınıf, elinden geldiğince üst sınıfların lüks yemek biçimlerini taklit etmeye çalıştı.Aalto pyrki saamaan opiskelijoille niin paljon jokinäköalaa kuin mahdollista.
1 Şubat 2005’te Gyanendra, hükümeti düşürmüş, tüm güçleri elinde toplamış ve olağanüstü durum duyurmuştur.Kuningas erotti hallituksen 1. helmikuuta 2005, julisti hätätilan ja otti vallan suoraan itselleen.
Ancak direnişçilerin elinde az silah vardı.Kapinallisilla oli pulaa ammuksista.
MFA'nın elindeki kuvvetler stratejik noktaları ele geçirdi.NATO-johtoiset IFOR-joukot asetettiin vastaamaan sopimuksen sotilaallisista kohdista.
18.000 kişilik birlikten sadece 5.000 kişi bu ortak ordunun elinden kaçabildi.Maan 8 000 lähetyssaarnaajasta vain 500 saattoi jäädä työmaalleen.
Elindeki silah Walther PPK'dir.Asetta valmisti Walther.
Onun için üzülmemek elinde değildi.Hän ei voinut olla surematta hänen vuokseen.
3. Ordunun elinde 74.057 tüfek, 77 makineli tüfek ve 180 topçu vardı.Υπήρχαν 74.057 τουφέκια, 77 πολυβόλα και 180 όπλα πυροβολικού.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.Η οικογένεια Kuzu έχει την απόλυτη πλειοψηφεία των μετοχών.
Gün sonunda şehir Almanların elindeydi.Στο τέλος της ημέρας ολόκληρη η πόλη ήταν υπό τον έλεγχο των Γερμανών.
Elinde dikenli bir balyoz ya da buna benzer araçlar taşır.Έχει στο εσωτερικό της μια σαμπρέλα από λάστιχο ή παρόμοιο υλικό.
Hizmetçinin elinden aldığı mektubu gösterir.Γράμματα διδάχτηκε από τη γυναίκα του.
Madonna'nın elinde albüm için yazılmış bazı şarkılar vardı; Timberlake bunları görünce şaşırdı.Η Μαντόνα είχε μια σειρά από τραγούδια που έγραψε για το άλμπουμ, τα οποία κατέπληξαν τον Timberlake.
Sağ elinde ise çubuğu vardır.Στο δεξί χέρι κρατάει κάνθαρο.
İngiltere pazarının %80'i ise Tommy Atkins kültür türünün elindedir.Για παράδειγμα, το 80% των μάνγκο στα σούπερ μάρκετ του Ηνωμένου Βασιλείου είναι "Tommy Atkins".
Yerde yatmakta olan bir cesedin elinde mikrokaset kayıt cihazı ve bir Altıpatlar tabanca tutmaktadır.Το πτώμα που βρίσκεται στο κέντρο του δωματίου κρατά ένα περίστροφο και ένα μίνι κασετόφωνο είναι στο πάτωμα.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod