Tom elinden geleni yapar hatta nakavt düşürme şurubu içirtir.Нік також починає розлітатись на пил, однак встигає включити секретний пейджер.
Elinden geldiğince eminti ve yaptı.Готувалася як могла і як розуміла.
Kolhoz idaresi ise Gülsarı'yı Tanabay'ın elinden alır.Ромбований прапор фактично відтворює стиль малого державного герба Баварії.
Eğer karşı tarafın elinde bir Guderian varsa, tanrı yardımcımız olsun."Якщо тепер якусь скотину не пускають на цей захід, то Бог з ним!».
Tony'nin elinden silahı düşer fakat kendisi hala ayaktadır.Тоні, отримавши від матері пістолет, випадково стріляє в себе.
Tüm sıfatları ve toprakları elinden alınır.Допустимі всі масті та їх відтінки.
O elinden geleni yaptı,yoksa ilk ödülü kazanamazdıВін виклався на повну силу, інакше він не виграв би перший приз.
O, elinde bir çiçeğe sahiptir.У неї в руці квітка.
Glaser elindeki kopyayla filmin dijital taramasını yaparak 2K çözünürlükte restore etmiştir.Глейзер відновив фільм у роздільній здатності 2К, зробивши цифрове сканування фільму з копії.
1168 itibarıyla neredeyse bütün Doğu Adriyatik kıyıları Manuil'in elindeydi.Kolem roku 1168 se tak celé východní pobřeží Jadranu nacházelo v Manuelově moci.
Sol elinde (ve sağ kalçasında) bulunmaktadır.Na na levé straně (před rovnítkem) je uveden neterminál (číslice, nenulová-číslice).
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.Král odpověděl, že udělá vše, co bude moci, aby těmto požadavkům vyhověl.
Ayrıca Roland Garros'ta en çok wild card alma (8) rekorunu da elinde bulundurmaktadır.V rámci Roland Garros získal také nejvyšší počet osmi divokých karet.
Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır.Žena drží v rukou plynovou lampu.
1455 yılı itibarı ile sancakta 170 tımar olup 27'si Hıristiyanların elinde bulunuyordu.Roku 1455 měl 170 timarů, z nichž 27 bylo v rukou křesťanů.
Knorr-Bremse, raylı ve ticari araç fren sistemleri üretiminde dünya liderliğini elinde bulundurmaktadır.Knorr-Bremse je výrobce brzdových systémů pro kolejová vozidla a nákladní automobily.
Elinde barsom veya kitap ile tasvirleri de vardır.Dobře se jí daří na půdách lehkých, hlinitopísčitých či písčitohlinitých.
Ancak tasarı, 22 Haziran 2005'te muhalif Halk Partisi'nin çoğunluğu elinde bulundurduğu Senato'da reddedildi.22. června 2005 jej Senát, v němž měla opoziční Lidová strana většinu, zamítnul.
Galaksinin kaderi onların elinde.Nyní je galaxie v obležení.
Banquo pusuya düşürülür ve öldürülür ama oğlu olan Fleanzio'nun onların elinden kurtulup kaçmasını sağlar.Banquo je při přepadení opravdu zabit, jeho syn Fleance ale unikne.
14 yıl hüküm yedi ve İngiliz vatandaşlığı elinden alındı.Byl odsouzen na 14 let do vězení a ke ztrátě britského občanství.
Ülkede yasama gücü parlamentonun elinde bulunmaktadır.Zákonodárnou moc má parlament.
Yürütme yetkisi hükümetin elindedir.Výkonná moc je v rukou vlády.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Používal pistolové střelivo 9 mm Luger.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Pomáhal také mladým talentům.
Çünkü iktidar daima tek partinin elinde bulunmaktadır.Tato postava je členem party vždy.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.V těchto společnostech mají ŽP majoritní podíl.
Biri diğerinin elinde ölecek.Oba dva zemřeli tomu druhému v náručí.
Elinde uzun saplı bir tavan süpürgesi bulunur.V ruce jsem držel dlouhou skleněnou tyčku.
Böylece kuzey tamamen komünist birliklerinin elinde kalmıştı.Policie se tak v hlavním městě zcela ocitla v rukou komunistů.
Savaş bitimi RAF'ın elinde 694 adet uçak kalmıştır.V době podepsání příměří se u jednotek RAF nacházelo 694 kusů F.K.8.
Sergius ise bunun elinde olmadığını geçmişte büyük bir şok geçirdiğini söyler.Sergius mu vysvětluje, že za to nemůže, že je to důsledek velkého šoku, který kdysi zažil.
Elinde sadece eski antrenörü Mickey'den kalma bir spor salonu vardır.Jediné, co zůstává nezadlužené je stará tělocvična po Mickeym Goldmillovi.
On binlerce kutsalıyla birlikte geldi, Sağ elinde halkı için alev alev yanan ateş vardı.V noci vypukl ve městě mohutný požár; ke smůle zdecimovaných obránců spálil domov 15 000 lidem.
Artık mafyababaları polisin elindedir.Musí si to přímo vyřídit s mafií.
Bütün ekip, oturma odasında sıraya dizilmiştir, herkesin elinde bir silah vardır.Posádce je nařízeno zůstat u brány a u každého je provedena prohlídka kajuty kvůli nalezení zbraně.
Malatesta elinden tutarak gideceği yere ona kılavuzluk etmektedir.Pak osloví Neda, kam se má schovat on.
Elinde ne varsa satar, bazı geceler aç yatardı.Obtíže začaly ustupovat a k ránu dokázal na několik hodin usnout.
Aynı dönemde Kenya elindeki tüm fildişi stoğunu yok etmiştir.Nakonec pod tlakem okolností Kongo svou zásobu slonoviny zničilo.
Nebukadnezar; "İçinizden, her kim, elindekini öldürmek isterse, öldürsün!" dedi.Islám říká: Zabíjejte je (nemuslimy), taste na ně meč a rozprašte (jejich armády).
Avantaj İngilizler'in elindeydi.Výhody byly na straně Němců.
Kadınlar 800 metre olimpiyat rekorunu hâlen elinde tutmaktadır.80 m překážek v olympijském rekordu.
Böylece iki yıl zarfında tüm yetkileri elinden alındı.Jeho nápadem bylo na dva roky pozastavit placení veškerých dluhů.
Bonservisi Valencia CF'nin elindedir.Bernat je odchovancem španělského klubu Valencia CF.
İhaleyi alan oyuncu elindeki kartlardan istediğini oynar.Hráč se také musí řídit tím, co je na kartách napsáno.
Ama elindeki defter sahtedir.Nápis na jeho čtverhranném štítku je nečitelný.
Elinde dikenli bir balyoz ya da buna benzer araçlar taşır.Jezdí v zářícím či bleskovém voze taženém jemu podobnými koňmi.
Jenner'ın elinde otomatik bir tüfek vardır.Marge má v rukávu ale tajnou zbraň.
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.Rovněž jeho pravá noha byla oddělena od těla.
Kemer Miz'in elindeydi.Mám eso v rukávu.
Ancak Gorbaçov’un önlemi hiç etkili olmayacaktır, artık ipler elinden çıkmıştır.Přestože byla Gorbačovova pozice zachována, ztratil téměř veškerou moc.
1994 yılında kabul edilen bir yasa, onun Yunan vatandaşlığını, pasaportunu ve mülkiyetini elinden aldı.V roce 2008 získal britský pas a občanství díky britskému původu svého otce a prarodičů.
Filmfare En İyi Kadın Oyuncu adaylığında (13) en yüksek sayıyla rekoru elinde bulundurur.Akustika Kongresového sálu patří podle odborníků k nejlepším na světě (13. v pořadí).
Yönetici, bütün siyasî yetkileri tek başına elinde bulundurur.Prezident soustřeďuje ve svých rukou veškerou exekutivní moc.
Bonservisi Spartak Moskova'nın elindedir.Mistrem se stal tým Spartak Moskva.
Enstitü, Freire arşivlerini elinde bulundurmaktadır.Podílel se na uspořádání Freudových Sebraných spisů.
Genelde ona çok yaklaşır ama hep bir aksilik çıkar, onu elinden kaçırır.Často je v nebezpečí, ale pevně věří tomu, že se mu nemůže nic stát.
Hem devlet elindeki hem de sivil internet siteleri hacklendi.Poslankyni pak někdo hacknul web.
Tom elinden geleni yapar hatta nakavt düşürme şurubu içirtir.Během požíraní kořisti nebo po něm tygr pije.
Leïto'yu elinden kaçıran Taha, Leïto'yu kendine çekebilmek için onun kız kardeşi Lola'yı kaçırır.Taho proto nechá unést Leïtovu sestru Lolu.