Ana içeriğe geç
Sözlük

elinde ile cümle

elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hükümet bu hareketliliği dağıtmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.Urząd zrobił wszystko, by to zatuszować .
Tacını Roma'da İmparator Nero'nun elinden aldı.Za panowania cesarza Nerona przebywał w Rzymie.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Chodźże o własnych siłach.
Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAAF) ise elindeki F-111'leri 2010 yılında hizmet dışına çıkarmıştır.Jedynym użytkownikiem F-111 poza USA zostały Królewskie Siły Powietrzne Australii (RAAF).
Bunun üzerine hükümet, halkın elinde bulunan paraları toplattı.Dysponują funduszami przyznawanymi przez rząd.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Poświęca dużo swego czasu młodym talentom.
Bir yıl sonra ölünceye kadar bu unvanı elinde tuttu.Funkcję tę sprawował aż do śmierci niecały rok później.
Öğrenme Zorluğu Oyundaki amaç elinde aynı numaradan dört kart biriktirmektir.Gra polega na zdobyciu czterech kart jednakowej wartości.
1480'de İtalya sahillerine çıkarak Napoli Krallığı'nın elinde bulunan Otranto'yu fethetti.W 1480 zaatakował włoski port Otranto należący do Królestwa Neapolu.
Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar.Na sobie ma jasno zieloną szatę z żółtym płaszczem przewieszonym przez prawe ramię.
İktidar: Egemenliği elinde bulunduran,yönetme gücüne sahip siyasal topluluktur.Nadrzędność systemu politycznego – urzeczywistnia on zwierzchnią władzę w społeczeństwie.
Kemeri en uzun süre elinde tutan takım 478 günle Demolition takımıdır.Najdłużej mistrzostwo posiadali Demolition, których pierwsze panowanie trwało 478 dni.
Horasan Sistan bölgesinin idaresi Seferîler elinde bulunmaktaydı.Według niego dzielnice szczecińską przejąć mieli pozostali Gryfici.
Bellick sonunda elindeki bağlardan kurtulur.Imberios na koniec ucieka z niewoli.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.Głęboko podziwia Bjorna, byłby zdolny do wszystkiego aby mu pomóc.
Öneme "bir elinde çiçek, öbüründe çikolatayla istemeye geleyim seni?No, thanks, I`ll be having lunch anyway → Zrobić ci kanapkę? – Nie, dzięki, będę przecież jadł lunch.
Yerdeki kafasını eğilip almış ve elindeki sancağı tepeye dikmek üzere ilerlemeye başlamıştır.Wspina się więc na ich wysokość i trzyma przy ich twarzach zapaloną pochodnię.
Ayrıca surlar o kadar uzundu ki bu surları çevreliyecek kadar sayıda asker Haçlılar elinde bulunmamaktaydı.Krzyżacy nie mieli po prostu dość czasu na przygotowanie tego rodzaju zasadzki.
Elinde bir çekiç ve önünde bir örs ile betimlenir.Widoczna jest tylko wyrazista twarz i skrzyżowane na piersiach dłonie.
Tom elindeki baltayla Jerry'in kuyruğunu bastırır.Rzucił świece z ręki Erika na perukę Jerry'ego.
O onu elinden öptü.Pocałował ją w rękę.
Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun.Hvad din högra hand Planterat, du själv föröka.
Elinde şapkası vardı.Har hon en hatt?
Kırk sekiz maçla yenilmezliği elinde bulunduran Bart, Homer'ın boksörünün kafasını tek raund ile koparır.Obesegrad 48 matcher i rad, behöver Bart bara gå en rond för att slå av huvudet på Homers boxare.
Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.Du skall inte tillbe dem eller tjäna dem.
Ülkede yasama gücü parlamentonun elinde bulunmaktadır.Den lagstiftande makten innehas av parlamentet.
Moğolistan 1919 yılından bu yana Çinli cumhuriyetçi güçlerin elinde bulunmaktaydı.Sedan 1919 hade Mongoliet varit ockuperat av kinesiska republikanska styrkor.
3. Ordunun elinde 74.057 tüfek, 77 makineli tüfek ve 180 topçu vardı.De hade 74 000 gevär, 77 kulsprutor och 180 artilleripjäser.
Elinde bir lamba tutmaktadır.Mitt på har den en lampa.
Bu liderliği Danimarka'nın elinden almıştır.Det leddes av Danmark.
Galaksinin kaderi onların elinde.Klonkriget rasar i galaxen.
Bununla birlikte gerçek güç başbakan yardımcısı ve SED birinci sekreteri Walter Ulbricht'in elinde kaldı.I praktiken innehades den verkliga makten av SED:s partiledning och dess ordförande Walter Ulbricht.
Kimisi elinde roketatarlarla, kimisi av tüfeği ile peşinize düşüyor.Några har till och med försökt med raketdrift.
Elindeki çakmakla zifiri karanlıkta zarar görmeden ilerleyebilir.Annars hinner man inte till sitt läger innan mörkret.
Çoğu zaman elinde bir şimşek ile resmedilmiştir.Tärnorna bär ofta ett ljus i handen.
Köprüden düşmek üzere olan Lokiyi elinden yakalar.Tjörnbron från gåbanan på bron.
Elinde siyah bir çanta var.Den har ett svart halsband.
Adamları ile beraber elinde tabanca ile Goebbels'in çalışma ofisine girdi.Med dragen pistol skyndade Remer iväg till Goebbels arbetsrum.
Bunun üzerine hükümet, halkın elinde bulunan paraları toplattı.Till slut accepterade hon dock den summa pengar regeringen erbjöd.
Elinden yapacak bir şey gelmez.Jag kan inte hjälpa det!
Rosatom tesisi işletiyor ve geri kalan %75 mülkiyeti elinde bulundurmaktadır.75% förvaltas av det ryska försvarsdepartementet, medan resten förvaltas av Rosatom.
Genelde Buzölüm Drizzt'in sağ elinde yer alır.I princip körs tågen alltid i högertrafik.
Her ne murad ederse, elinden geliyor.Vad han än vidrör så dör det.
Adamın elinde bir silah vardı.Han hade en sparre i vapnet.
Kartlar, kartı elinden çıkaran kişinin sağına, yüzü (hangi kart olduğu)görünmeyecek şekilde koyulur.Ett par sådana bockar (utan skiva) syns uppe till vänster på den undre bilden.
Mesleğini çok ciddiye alır ve en büyük amacı çocuklara elinden geldiğince çok şey öğretmektir.Jag är ärlig mot mig själv och jag gör mitt bästa och riktigaste kraftansträngningar i skolarbetet.
Buna göre 1086 yılı itibarıyla İngiliz topraklarının sadece %5'i İngiliz derebeylerinin elinde kalmıştır.Den avslöjade att år 1086 var bara omkring 5% av landet söder om floden Tees i anglosaxiska händer.
Sağ elinde zafer tanrıçası Nike'ı tutuyordu.Namnet är taget efter den grekiska segergudinnan Nike.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Vad är emot din makt .....
Fakat elindeki alet henüz pek ilkel bir vaziyetteydi.Deras utrustning var väldigt primitiv.
Vurucu ise elindeki sopayla gelen topa vurarak wicketı savunmaya çalışır.Antingen vinner puttaren de kulor som han lyckas få i gropen.
Her oyuncunun elinde 25 kart bulunur.Varje spelare har 5 kort på handen.
Elinde bir kitap var.Hon har en Fil.
Eğer yere inerse topu derhal elinden çıkarmalıdır, aksi takdirde penaltı verilir.Om bollen ska återplaceras måste den markeras, annars får man ett pliktslag.
Bir insan bu börkü kapmayı başarırsa elinde börk büyüklüğünde altın kalacağına inanılır.Har man tur kan man få se storlommen som häckar i sjön.
1962'den 2004'e kadar dünyanın en işlek deniz limanı olma özelliğini elinde bulundurdu.Det är den klart största hamnen i Europa, och var mellan 1962 och 2004 världens största hamn.
Volkan, elinden geleni yapmış, müthiş kurtarışlara imza atmıştır.Boone försöker bidra så mycket som han kan för att höja säkerheten för de överlevande.
Aksi halde arabası elinden alınacaktır.Istället blir de tvungna att ta bilen.
1945 yılının Nisan ayından Eylül ayına kadar, İngilizlerin ve Amerikalıların elinde savaş esiri oldu.Hösten 1944 till och med vintern 1945 övergick initiativet definitivt till britterna och amerikanerna.
Üstelik 6. Ordu'nun zırhlı desteği de elinden alınmış oldu.Även den 6:e armén retirerade.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod