elinde ile cümle
elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ardut elinde padişahın yazılı bir fermanı ve yanında korumaları ile birlikte Şam kadısına müracaat etmiştir.Ele um dos servos de Naga e age passando suas mensagens aos seus servos.
Chaplin bu filmde gardiyanların elinden kaçmayı başaran bir suçluyu canlandırmaktadır.Chaplin interpreta um foragido que escapa dos guardas da polícia.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.A divisão, no entanto, era meramente nominal e a autoridade real ficou por completo nas mãos de Graciano.
İflas: Elindeki tüm parayı kaybetmektir.Caso contrário, você perde todas as suas moedas.
Mehmet Şehu, İkinci Dünya Savaşı sonuna kadar elindeki gücü Enver Hoca ile paylaştı.Mehmet Shehu dividiu o poder com Enver Hoxha a partir do final da Segunda Guerra Mundial.
Galaksinin kaderi onların elinde.No Coração das Galáxias.
Daha önce Almanya'nın elinde bulunan Pasifik adaları da Japon egemenliğine girmiştir.Semelhantemente, as antigas ilhas alemãs no Pacífico foram passadas para o domínio japonês.
Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun.Geralmente é interpretado dedilhando-se as cordas com a mão direita e formando os acordes com a mão esquerda.
Doğarken elinde bir kan pıhtısı vardır.Tu não achas que ele tem as mãos manchadas de sangue?
Elinde dönen markadan kalmayan oyuncu, koz oynanıyorsa; İsterse koz atar.A cada pato que jogador erra, ele ri.
Yakup, "Şilo gelene kadar Krallık asası Yahuda'nın elinden çıkmayacak..." demiştir.Jacó afirma que "o cetro não se afastará de Judá... até que venha Siló".
Görevi sırasında halk ile politika arasındaki uçurumu azaltmak için elinden geleni yaptı.Durante a guerra esforçou-se por minimizar os danos para com a sociedade.
1962'den 2004'e kadar dünyanın en işlek deniz limanı olma özelliğini elinde bulundurdu.De 1962 até 2002, foi o porto mais ativo do mundo.
Inferno: Cehennemsi yaratıkları konu alan ve şeytanın kalesi unvanını elinde bulunduran kale türüdür.O inferno é a sepultura onde ambos os justos e os injustos dormem na morte.
Gaga kontrolü elinde tutmanın tek yolu olarak mastürbasyona sığınıyor." dedi.Como a única maneira de manter o controle, Gaga refugia-se na masturbação."
Otoritenin bir kralın veya bir imparatorun elinde olduğu yönetim türüdür.A carruagem é dirigida por um rei, ou imperador.
Elinde şapkası vardı.Ele usa um chapéu.
Bavyera daha sonra 1918'e kadar elinde tutacak olan Wittelsbach Hanedanı'na devredildi.A Baviera passou então para a Casa de Wittelsbach, que controlou a região até 1918.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Você tem que jogar com o Jerry para escapar do Tom.
Babası ona yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi.O Imperador disse que iria fazer o que ele poderia ajudar.
Bence uyuşturucu yasallaştırılmalı, uyuşturucu piyasası devletin elinde olmalı.A disputa entre as facções teriam a ver com o comando do tráfico de drogas no Estado.
Ayrıca surlar o kadar uzundu ki bu surları çevreliyecek kadar sayıda asker Haçlılar elinde bulunmamaktaydı.O Império é tão grande que não há soldados suficientes para defender as fronteiras.
1953 yılında amblem, arkasına bakan ve elinde bir değnek tutan mavi aslan olarak değiştirildi.Em 1953, o escudo foi novamente alterado, agora, para um leão olhando para trás e segurando uma bengala.
Köprüden düşmek üzere olan Lokiyi elinden yakalar.Acede-se ao palácio por uma ponte que atravessa o fosso.
Herkes elinden bir kart çıkarana kadar kartlar açılamaz-alınamaz.Não se pode esvaziar todas as cartas da mão de uma vez só.
Elinde AK-74 olan Kazakistan'lı asker.Um soldado sírio com sua AK-47.
Aleksios çocuk olduğu için, güç annesi İmparatoriçe Antakyalı Maria'nın elindeydi.Como ele era apenas uma criança, o poder estava nas mãos de sua mãe, a imperatriz Maria de Antioquia.
Kanadı kırıldı ve hakları elinden alındı.Gang perdeu e foi obrigado a cortar o cabelo.
Bir yıl sonra ölünceye kadar bu unvanı elinde tuttu.Ela permaneceu na posição até a sua morte, um ano depois.
Elinde çoğu zaman hayvan başlı bir sopası veya topuzu bulunur.Geralmente possui motor traseiro ou central.
Banquo pusuya düşürülür ve öldürülür ama oğlu olan Fleanzio'nun onların elinden kurtulup kaçmasını sağlar.No ataque, porém, Banquo é morto mas o filho consegue escapar.
Şimdi elinde dört tüy vardır.Hoje possui apenas quatro.
Bonservisi Spartak Moskova'nın elindedir.Atualmente defende o Spartak Moscou.
Elinde bir lamba tutmaktadır.L se prende a Light com uma algema.
Oyuncu, topu elinde en fazla 3 saniye tutabilir ve topla sadece 3 adım atabilir.Segurar a bola durante o máximo de 3 segundos mesmo se ela está no chão.
Ayrıca Shen ve Zhao, genel toplamda 216.57 puan ile yeni dünya rekorunu elinde bulundurmaktadır.Shen Xue e Zhao Hongbo, da China, cravaram um novo recorde para a pontuação total, com 216,57 pontos.
Mesleğini çok ciddiye alır ve en büyük amacı çocuklara elinden geldiğince çok şey öğretmektir.É bastante orgulhoso de si e tenta fazer com que seus filhos se assemelhem o máximo possível com ele.
Halife bu grubu kınından çekilmiş yalın kılıcı elinde olarak karşıladı.Ele mata a bruxa com uma espada retirada desse tesouro.
Elindeki tüfeği ile hedefini günlerce yemek yemeden ve uyumadan bekleyebilir.Pode esperar pelo seu alvo durante semanas, na mesma posição, sem comer nem beber.
Üstelik elinde hiç ihtiyat yoktur.Você simplesmente não tem chance.
Yine de, niteleyici sınavlarda en yüksek bilgi standardını elinde tutmaktaydı.Na Faculdade de Ciências de Lisboa, fez os exames preparatórios com as notas mais elevadas.
Devrinde hazırlanan kanunların ve kurulan kurumların büyük kısmı onun elinden çıkmıştı.A maior parte das composições e arranjos foram feitas por ele.
Rick kısa bir süre sonra Alex'in elindeki et tabağından şüphelenir ve onu esir alır.Ele derruba um prato de carne da mão de Alex e leva-o como refém.
Elinde kesik başıyla dolaşan hayaletinin Tower of London'da (Londra Kulesi) dolaştığı iddia edilir.Além disso, há uma lenda popular, de que seu espírito ronda pela Torre de Londres.
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.Uma das suas servas corre para tirar o ovo de suas mãos, mas ela queima suas mãos no processo.
Thomas Edison sinema dalındaki birçok patent haklarını elinde bulunduruyordu.Thomas Edison teve um papel determinante no surto da indústria do cinema.
Elinde aynı karttan dört adet biriktiren kişi, "Eşşek" der.Quem ganhar, ou seja, tiver as quatro cartas diz "Peixinho".
Madonna portresi çocuğu elinde kitap okurken tutar.A Virgem Maria a ler um livro; após o mesmo.
Sol elindeyse üzerinde çeşitli metallerden kakmalar olan ve üzerinde kartal olan bir hükümdar asası vardı.Com sua mão esquerda empunhava um cetro feito de vários metais, em cuja extremidade havia uma águia.
İleride bu top Wehrmacht elindeki en etkili tanksavar silahı oldu.Foi a maior arma autoautopropulsada a ver serviço.
Birden telefonu elinden düşürür.Deixou cair o telefone.
Bu gruptakiler daha sonra, polisin elinden tutuklu arkadaşlarını almak suçlamasıyla yargılandılar.Posteriormente, os grupos detidos condenaram o tratamento dispensado pelos policiais.
Onu çok sevdiğini ve onu kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapacağını bildiirir.No entanto, ela ama profundamente seu filho e quer protegê-lo o tempo que puder.
Bir defa kapanın elinde kalıyor, istediğini istediği zaman, istediği şekilde dinleyebiliyor.O aluno inscreve-se quando quiser, participa quando quiser e termina quando quiser.
Adamın elinde bir silah vardı.Outro tinha uma espingarda.
İktidar, yönetme gücünü elinde bulunduran kişi ya da kişiler.É o estado de quem ou do que tem liberdade ou autonomia.
Böylece iki yıl zarfında tüm yetkileri elinden alındı.Serviu dois mandatos completos de 4 anos cada.
Bu ortam, Somali'nin laik güçlerin elinde bulunmasını isteyen Etiyopya'nın da savaşa girmesini tetiklemiştir.Isso também causou a intervenção da Etiópia, que apoiava as forças seculares da Somália.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.Muito amigo de Suzannah, faz qualquer coisa para ajudá-la.
İki elinde de bir ağız vardır.O mais interessante é que possuem duas bocas.