1962'den 2004'e kadar dünyanın en işlek deniz limanı olma özelliğini elinde bulundurdu.De 1962 até 2002, foi o porto mais ativo do mundo.
Inferno: Cehennemsi yaratıkları konu alan ve şeytanın kalesi unvanını elinde bulunduran kale türüdür.O inferno é a sepultura onde ambos os justos e os injustos dormem na morte.
Gaga kontrolü elinde tutmanın tek yolu olarak mastürbasyona sığınıyor." dedi.Como a única maneira de manter o controle, Gaga refugia-se na masturbação."
Otoritenin bir kralın veya bir imparatorun elinde olduğu yönetim türüdür.A carruagem é dirigida por um rei, ou imperador.
Elinde şapkası vardı.Ele usa um chapéu.
Bavyera daha sonra 1918'e kadar elinde tutacak olan Wittelsbach Hanedanı'na devredildi.A Baviera passou então para a Casa de Wittelsbach, que controlou a região até 1918.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Você tem que jogar com o Jerry para escapar do Tom.
Babası ona yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi.O Imperador disse que iria fazer o que ele poderia ajudar.
Bence uyuşturucu yasallaştırılmalı, uyuşturucu piyasası devletin elinde olmalı.A disputa entre as facções teriam a ver com o comando do tráfico de drogas no Estado.
Ayrıca surlar o kadar uzundu ki bu surları çevreliyecek kadar sayıda asker Haçlılar elinde bulunmamaktaydı.O Império é tão grande que não há soldados suficientes para defender as fronteiras.
1953 yılında amblem, arkasına bakan ve elinde bir değnek tutan mavi aslan olarak değiştirildi.Em 1953, o escudo foi novamente alterado, agora, para um leão olhando para trás e segurando uma bengala.
Köprüden düşmek üzere olan Lokiyi elinden yakalar.Acede-se ao palácio por uma ponte que atravessa o fosso.
Herkes elinden bir kart çıkarana kadar kartlar açılamaz-alınamaz.Não se pode esvaziar todas as cartas da mão de uma vez só.
Elinde AK-74 olan Kazakistan'lı asker.Um soldado sírio com sua AK-47.
Aleksios çocuk olduğu için, güç annesi İmparatoriçe Antakyalı Maria'nın elindeydi.Como ele era apenas uma criança, o poder estava nas mãos de sua mãe, a imperatriz Maria de Antioquia.
Kanadı kırıldı ve hakları elinden alındı.Gang perdeu e foi obrigado a cortar o cabelo.
Bir yıl sonra ölünceye kadar bu unvanı elinde tuttu.Ela permaneceu na posição até a sua morte, um ano depois.
Elinde çoğu zaman hayvan başlı bir sopası veya topuzu bulunur.Geralmente possui motor traseiro ou central.
Banquo pusuya düşürülür ve öldürülür ama oğlu olan Fleanzio'nun onların elinden kurtulup kaçmasını sağlar.No ataque, porém, Banquo é morto mas o filho consegue escapar.
Şimdi elinde dört tüy vardır.Hoje possui apenas quatro.
Bonservisi Spartak Moskova'nın elindedir.Atualmente defende o Spartak Moscou.
Elinde bir lamba tutmaktadır.L se prende a Light com uma algema.
Oyuncu, topu elinde en fazla 3 saniye tutabilir ve topla sadece 3 adım atabilir.Segurar a bola durante o máximo de 3 segundos mesmo se ela está no chão.
Ayrıca Shen ve Zhao, genel toplamda 216.57 puan ile yeni dünya rekorunu elinde bulundurmaktadır.Shen Xue e Zhao Hongbo, da China, cravaram um novo recorde para a pontuação total, com 216,57 pontos.
Mesleğini çok ciddiye alır ve en büyük amacı çocuklara elinden geldiğince çok şey öğretmektir.É bastante orgulhoso de si e tenta fazer com que seus filhos se assemelhem o máximo possível com ele.
Halife bu grubu kınından çekilmiş yalın kılıcı elinde olarak karşıladı.Ele mata a bruxa com uma espada retirada desse tesouro.
Elindeki tüfeği ile hedefini günlerce yemek yemeden ve uyumadan bekleyebilir.Pode esperar pelo seu alvo durante semanas, na mesma posição, sem comer nem beber.
Üstelik elinde hiç ihtiyat yoktur.Você simplesmente não tem chance.
Yine de, niteleyici sınavlarda en yüksek bilgi standardını elinde tutmaktaydı.Na Faculdade de Ciências de Lisboa, fez os exames preparatórios com as notas mais elevadas.
Devrinde hazırlanan kanunların ve kurulan kurumların büyük kısmı onun elinden çıkmıştı.A maior parte das composições e arranjos foram feitas por ele.
Rick kısa bir süre sonra Alex'in elindeki et tabağından şüphelenir ve onu esir alır.Ele derruba um prato de carne da mão de Alex e leva-o como refém.
Elinde kesik başıyla dolaşan hayaletinin Tower of London'da (Londra Kulesi) dolaştığı iddia edilir.Além disso, há uma lenda popular, de que seu espírito ronda pela Torre de Londres.
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.Uma das suas servas corre para tirar o ovo de suas mãos, mas ela queima suas mãos no processo.
Thomas Edison sinema dalındaki birçok patent haklarını elinde bulunduruyordu.Thomas Edison teve um papel determinante no surto da indústria do cinema.
Elinde aynı karttan dört adet biriktiren kişi, "Eşşek" der.Quem ganhar, ou seja, tiver as quatro cartas diz "Peixinho".
Madonna portresi çocuğu elinde kitap okurken tutar.A Virgem Maria a ler um livro; após o mesmo.
Sol elindeyse üzerinde çeşitli metallerden kakmalar olan ve üzerinde kartal olan bir hükümdar asası vardı.Com sua mão esquerda empunhava um cetro feito de vários metais, em cuja extremidade havia uma águia.
İleride bu top Wehrmacht elindeki en etkili tanksavar silahı oldu.Foi a maior arma autoautopropulsada a ver serviço.
Birden telefonu elinden düşürür.Deixou cair o telefone.
Bu gruptakiler daha sonra, polisin elinden tutuklu arkadaşlarını almak suçlamasıyla yargılandılar.Posteriormente, os grupos detidos condenaram o tratamento dispensado pelos policiais.
Onu çok sevdiğini ve onu kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapacağını bildiirir.No entanto, ela ama profundamente seu filho e quer protegê-lo o tempo que puder.
Bir defa kapanın elinde kalıyor, istediğini istediği zaman, istediği şekilde dinleyebiliyor.O aluno inscreve-se quando quiser, participa quando quiser e termina quando quiser.
Adamın elinde bir silah vardı.Outro tinha uma espingarda.
İktidar, yönetme gücünü elinde bulunduran kişi ya da kişiler.É o estado de quem ou do que tem liberdade ou autonomia.
Böylece iki yıl zarfında tüm yetkileri elinden alındı.Serviu dois mandatos completos de 4 anos cada.
Bu ortam, Somali'nin laik güçlerin elinde bulunmasını isteyen Etiyopya'nın da savaşa girmesini tetiklemiştir.Isso também causou a intervenção da Etiópia, que apoiava as forças seculares da Somália.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.Muito amigo de Suzannah, faz qualquer coisa para ajudá-la.
İki elinde de bir ağız vardır.O mais interessante é que possuem duas bocas.
Elinde objeyle ilgili tüm belge ve bilgiler vardır ama ona henüz ulaşamamıştır.Eles encontram uma chave no bolso e não têm a menor ideia onde ela se encaixa.
ÖVP'nin (2008)de belediyesini elinde bulundurmaktadır.Hoje em dia (2008), Kubati permanece na prisão.
İlk Lotus'un elinden kaçan da odur.Assim nasceu o primeiro loteamento de Lutece.
MÖ 50'ye gelindiğinde, Galya'nın bütünü Roma'nın elinde bulunmaktaydı.Por 50 a.C., a Gália inteira caiu em mãos romanas.
Tabak elinden kaydı ve yere düştü.O prato escorregou da mão dela e caiu no chão.
Onun elinde bir bıçak ve peynir var.Ele tem a faca e o queijo na mão.
B plakasındaki tanrı ise her elinde bir deniz atı ya da ejderha tutmaktadır.De god op plaat b houdt in elke hand een zeepaard of een draak.
1168 itibarıyla neredeyse bütün Doğu Adriyatik kıyıları Manuil'in elindeydi.Rond 1168 had Manuel bijna de gehele oostelijke Adriatische kust in handen.
Sol elinde (ve sağ kalçasında) bulunmaktadır.Hij hernam zijn activiteiten in (uiterst) rechtse Vlaamse kringen.
Nebukadnezar; "İçinizden, her kim, elindekini öldürmek isterse, öldürsün!" dedi.Van Nes antwoordde: "Ik wou het insgelijks; maar men sterft juist niet wanneer men 't wenst".
Bu durumda ben kulunun veya başkalarının elinden ne gelir?”Wat maakt het nou uit of ik in Mehabad ben of ergens anders?”
Sonrasında, 695 yılında yetkileri elinden alındı ve önce Hazarlar'a, sonra Bulgarlar'a sığındı.Hij werd in 695 afgezet en vluchtte eerst naar de Khazaren en daarna naar de Bulgaren.