Burada en başından beridir elinde olan Okyanusun Kalbi'ni çıkarır ve denize atar.Здесь он впервые увидел море, и оно потянуло его к себе.
Kemeri en uzun süre elinde tutan takım 478 günle Demolition takımıdır.Самыми долгими чемпионами была команда Демолишен — 478 дней.
1655'te, İspanyolların elindeki Jamaika'nın alınmasıyla kuruldu.В 1655 году под контролем англичан оказалась Ямайка, отнятая у Испанской империи.
Babasının ve kendi hayatı artık Kitai 'in elindedir.Волею судьбы его отец и мать оказались в Баку.
Babası Aruz Koca Tepegöz'ün elinde perişan olur.Их отец Ган от горя ослеп.
I. Henry 1135'te ölünce İngiltere Krallığı sanki kapanin elinde kaldi.Со смертью короля Генриха I в 1135 году центральная власть в Англии существенно ослабла.
Ancak, karısı ve çocuğu Nazi’lerin elinde rehine olarak tutuluyordu.Как Чехия и её жители стали заложниками нацистов.
Elinde fazla para bulunan sarraflar, altın karşılığı yüksek faizle para vermeye başladılar.Воры Тени готовы оказать помощь в этом за крупную сумму денег.
Biri diğerinin elinde ölecek.Загибает один за другим пальцы.
Vatandaşlığı elinden alındı ve gıyabında ölüm cezasına çarptırıldı.Он был лишен гражданства, приговорен к смертной казни заочно.
Daha önce Almanya'nın elinde bulunan Pasifik adaları da Japon egemenliğine girmiştir.В других районах Тихого океана японские войска уже продвинулись вперёд.
Alpert elinde bir gazete tutar ve günün tarihini gösterir: 22 Eylül 2004.Ольмерт выполнил обещание, Время новостей (22 сентября 2008).
Her şeyin anahtarı O'nun yanında, her şeyin dizgini O'nun elindedir.Он равен им всем, и все они равны ему».
Tüm sıfatları ve toprakları elinden alınır.Его вывозят во все земли и страны...
Aksi halde arabası elinden alınacaktır.Тебе всё равно крутить машину.
Kadınların birinin elinde flüt vardır, diğeri ise sürahi taşımaktadır.Одна женщина держит в руках книгу и меч, другая — цветок.
Bütün yetki Yüce Sovyet’in elindeydi.Все эти политические образования находились под верховной властью Византии.
Hindistan'ın elinde kalan topraklar bu iki Pakistan'ı birbirinden ayırıyor ve bağlantıyı kesiyordu.На Земле остаются три материнских куба, которые народы решают разделить и спрятать.
Devrimden sonra topraklar halkın elinden alınmıştı.После революции дом был разграблен.
17 Aralık 1961'de, Hint birlikleri bu üç toprağı da Portekiz'in elinden aldılar.В 1961 году индийские войска аннексировали все три португальские колонии.
Anavatan Çağırıyor, elinde kılıçla arkasındakileri düşmana karşı savaşmaya çağıran bir kadın figürüdür.Это — женщина, держащая в руке меч, которая стоит в позе призыва к борьбе.
Elindeki çakmakla zifiri karanlıkta zarar görmeden ilerleyebilir.В темноте хищнику легче подобраться к своей жертве незамеченным.
Thomas Edison sinema dalındaki birçok patent haklarını elinde bulunduruyordu.Во время формирования MPPC Томасу Эдисону принадлежало большинство ключевых патентов в области кинотехники.
Böylece Cena, iki kemeri elinde bulunduruyordu.В знак благодарности они продали ему один из двух парных браслетов.
Malatesta elinden tutarak gideceği yere ona kılavuzluk etmektedir.Помогает ему Матильда, которая прячет его.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Стремится восстановить честь своего отца.
Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.Таким образом, Адапа упустил шанс стать бессмертным.
Tüm iktidar devletin elinde toplanmıştı.Вся реальная власть оставалась в руках Конте..
Kuzey ve Doğu Suriye büyük bir oranda rejimin elinden çıkmıştır.Север и юг заключили временное перемирие.
Madonna'nın elinde albüm için yazılmış bazı şarkılar vardı; Timberlake bunları görünce şaşırdı.Мадонна уже имела несколько песен для альбома, которые изменял Тимберлейк.
Seride krallığı elinde bulunduran hanedir.А вот кто тут, к примеру, в цари крайний?
Sonuç olarak ticaret son derece karlıydı ve tüccarların elinde büyük bir servet birikiyordu.По-видимому, имел прибыльную торговлю, поскольку оставил сыновьям огромное состояние.
Bir insanın bir elindeki veya bir ayağındaki parmakların sayısı.Количество пальцев на двух руках (и ногах) у человека.
MÖ 7. yüzyılın ortalarında topraklar az sayıda aristokratın elinde toplandı.С VII века его площадь состояла из множества мелких графств.
Neticede Luftflott 2'nin elinde muharebe edebilecek durumda 549 uçak vardır.В 249 воздушных боях было сбито 250 самолётов противника.
Bir savaş arabasında elinde kılıç veya yanan bir çıra ile tasvir edilir.В режиме робота вооружён огнемётом и огненным мечом.
Uzun bir zaman boyunca bölgenin büyük bir kısmı Hysia'de Spartalıları mağlup eden Argosluların elindeydi.В Сенате долго обсуждали, кто внёс наибольший вклад в победу над Спартаком.
Aile bireylerinin elinde bulunan şirketin hisseleri de büyük ölçüde bir araya toparlandı.Таким образом, жители одного общинного дома держали все запасы вместе.
Hayati'ninse elinde sadece hayalleri kalmıştır...Их мечты о будущем остаются лишь мечтами.
Bunun sonucu olarak elinde sadece Noctowl kalmıştır.И в результате остались просто Gabin.
Jack-in-the-box zombie: Elinde jack-in-the-box olan bir zombidir.Джек-из-табакерки (англ. Jack in the box) — игрушка, представляющая собой коробку с крышкой.
Paolo'nun elinde hikâyeyi okudukları kitap görülmektedir.На скульптуре можно видеть, как Паоло держит в руке книгу.
Yönetim ve karar verme yetkisi tek bir kişinin elindeydi.И полученное решение верно только в одной из них.
Askerlerin bir elinde miğfer, diğer elinde ise silah yer alır.В одной его руке зажат плеер, в другой — револьвер.
Marat'ın sağ elinde bir tüy kalem var.Ефим держит в правой руке молоток.
Jenny'ye elinden geldiğince yardımcı olur.Джерри делает для него все возможное, чтобы ему помочь.
Nathan Mayer, Londra borsasında elinde bulunan bütün hisseleri satmaya başladı.Тогда Ротшильд немедленно начал продавать на бирже свои акции.
İlk Lotus'un elinden kaçan da odur.Эта победа стала первой для автомобилей Lotus.
Elindeki bir fotoğrafa bakar.Смотри старую фотографию.
Sol elinde (ve sağ kalçasında) bulunmaktadır.و( كان صلى الله عليه وسلم يضع يده اليمنى على اليسرى ) .
Acıdan deliye dönmüştur ve elinde bulunan zehri içmeye başlar.'السموم: إذا شرب بالخل ينفع من السموم كلها.'
Sonra elindeki terlikle ona vuruyor.سوف تقطع اليد التي مدها عليه.
Doğu Roma İmparatorluğu, elindeki Hun esirleri iade edecek.ستقوم امبراطورية روما الشرقية بإعادةأسرى الهون الموجودين بحوذتها.
Ancak tasarı, 22 Haziran 2005'te muhalif Halk Partisi'nin çoğunluğu elinde bulundurduğu Senato'da reddedildi.ولكن رفُض في 22 يونيو 2005 في مجلس الشيوخ أين لدى حزب الشعب المعارض المحافظ الأغلبية.
Avustralya Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAAF) ise elindeki F-111'leri 2010 yılında hizmet dışına çıkarmıştır.كانت القوات الجوية الملكية الأسترالية هي أخر مستخدم للإف-111 وانتهت خدمتها في ديسمبر 2010.
Sağ elinde ise çubuğu vardır.الفخذ الأيسر / يملك دابة .
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin elinde tuttuğu siyasal ve toplumsal yetkiler hakkında endişe duyuyorlardı.وكانوا منزعجين من السيطرة الإجتماعية والسياسية للحزب الشيوعي الصيني.
Bu müdürlüğün elinde az sayıda küçük gemi ve personel bulunuyordu.لدي هذة الأدارة عدد قليل من السفن و موظفي الطاقم.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.وما يزال يساند المواهب الشابة.
Böylece onların elinden kendini kurtarır.وله حق التصرف بهم من بيع وغيره.