Ana içeriğe geç
Sözlük

elinde ile cümle

elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Albüm, bir haftada en yüksek dijital satış rekorunu elinde bulunduran çıkış albümüdür.L'album ha raggiunto in una settimana il secondo posto nella classifica degli album più venduti.
Bonservisi Milan'ın elindedir.L'Inter risponde al Milan.
O da, elinden geldiğince bana yardımcı oluyor.Cerca sempre di aiutare tutti quelli che può.
Yedi Yıl Savaşı sırasında Fransızların elinden Kanada alındı.È ricordato soprattutto per le sue vittorie in Canada sui francesi durante la guerra dei Sette Anni.
Piyade Tümeni'nin elinde kalmasına izin sağlamıştır.Caserma: consente di reclutare i soldati di fanteria.
Kate, Sawyer'ın elinden silahı alır ve Sayid'in tarifiyle parçalarına ayırır.Kate prende l'arma a Sawyer e Sayid le spiega come disarmarla.
Aynı zamanda, kilit işlevlerin açıkça Moskova'nın elinde olacağı yeni bir merkezi federal hükûmet yaratıldı.In parole povere un nucleo federale europeo dovrebbe esistere all'interno dell'attuale Unione europea.
Gözü iyileştikten sonra, 20 Aralık 2014 tarihinde elinden sakatlanmıştır.Dopo un intervento, è stato dichiarato completamente guarito nel settembre 2014.
Ayrıca Corbin'in yetkisi elinden alındı.Deluse anche il comportamento della Brabham.
Güney Afrika doğumlu,atlet kendi ülkesinin rekorunu 6.93 dereceyle elinde bulunduruyor.L'australiano attacca poi il record olimpico a 5,96.
Solaklık, doğal olarak kişinin sol elini sağ elinden daha iyi kullanabilmesi özelliği.Destro naturale, è in grado di usare indistintamente il sinistro.
Bunun için de elinden geleni yapmaya hazırdır.Così può sfruttare al meglio le sue capacità.
Partinin amblemi elinde güneş tutan emekçi, partinin marşı da 1 Mayıs Marşı'ydı.Anche per sé aveva composto un epitaffio: La sua festa ricorre l'11 dicembre.
Çiçek - Ford: Bir oyuncunun koz elinde sıfır alması durumda hanesine çizilen şekil.Madame Leota: il volto di un'attrice è proiettato su una forma di testa in plastica.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Türkiye'de kâğıt para basma hakkını tek başına elinde bulundurmaktadır.La Banca è stata investita del privilegio esclusivo di emettere banconote in Turchia.
Tom Mary ile göz temasından kaçınmak için elinden geleni yaptı.Том сделал все возможное, чтобы не встречаться взглядом с Мэри.
Jane geyiğin arkasından elinden geldiği kadar hızlı koştu.Женя бежала за оленем так быстро, как это возможно.
Elinden geliyorsa beni durdur.Останови меня, если сможешь!
Neden elinde bir bıçak var?Почему у тебя в руке нож?
Şu elindeki nedir?Это что в руках у тебя?
1168 itibarıyla neredeyse bütün Doğu Adriyatik kıyıları Manuil'in elindeydi.Таким образом, к 1168 году практически всё восточное побережье Адриатики принадлежало Мануилу.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Бери власть в свои руки.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.Трепетно ​​относится к Харви и она делает то, чтобы помочь ему.
İnşallah bir sonraki, inananların elinden olur."Малынича, распались и оставшиеся группы верующих".
Avantaj İngilizler'in elindeydi.Победа была на стороне англичан.
Universal Müzik Şirketi halen elinde 1 milyondan fazla eserin telif hakkına sahiptir.Музейная коллекция и насчитывает более миллиона предметов.
Nebukadnezar; "İçinizden, her kim, elindekini öldürmek isterse, öldürsün!" dedi.И сказал ему Господь : за то всякому, кто убьет Каина, отмстится всемеро.
Sol elinde o PPŞ-41 tutuyor, sağ elinde kırmızı bayrak uçuyor.В левой руке он держит ППШ-41, в правой руке — древко, на котором развевается красный флаг, развёрнутый влево.
Kadın elindeki mektubu dikkatlice okumaktadır.Ждем с нетерпением письма от Вас.
Bunun için de elinden geleni yapmaya hazırdır.Ради них он готов сделать всё, что в его силах.
1951-60 yılları arasında Uganda ağır sıklet boks şampiyonluğunu elinde tuttu.В 1951—1960 годах он был чемпионом среди боксёров-тяжеловесов Уганды.
Sol kıyısı ise Rusların elindeydi.Второй гребень остался в руках русских.
Genellikle elinde komik bir maske (gülen bir yüz ifadesi) ile resmedilmiştir.Лицо обычно скрывала смешная выразительная маска.
Nisan ayında elindeki kırık nedeniyle sezonu erken kapadı.В октябре преждевременно завершил сезон из-за повреждённой правой руки.
Sağ elinde içinde su olan bir çömlek, sol elinde ise bir söğüt dalı bulunmaktadır.Они держат в правой руке чашу, а в левой кинжал.
Galaksinin kaderi onların elinde.Решающее сражение за судьбу Галактики ещё впереди.
Tom elindeki baltayla Jerry'in kuyruğunu bastırır.Джерри привязывает к ноге Тома верёвку.
Canavarlar Denizi'nden Kıvırcığı kiklobun elinden kurtarmaya çalışırlar.Вместе они пытаются остановить морского монстра.
Kanada İngiltere'nin elinde kaldı.Впоследствии вся Канада была захвачена Англией.
Ayrıca 43,5 milyon £ karşılığında, satın alma opsiyonunu elinde bulundurmaktadır.«За 4,25 GBP вы приобретёте часы удовольствия.
Ama elindeki defter sahtedir.Рукопись фальшивая.
Şehrin Portland Adası nerdeyse tamamen onun elindedir.Стэйт-Айленд находился полностью в его руках.
Yemi tam vuracakken Eko elinden silahı alır ve yaşlı adamı öldürür.Чтобы спасти Йеми, Эко сам взял пистолет и застрелил старика.
Birden telefonu elinden düşürür.Не отрывается от телефона.
Katılmadan önce Charlie uyuşturucu alır, elindeki uyuşturucu azalmaktadır.Находясь в депрессии, Чарли начинает принимать наркотики.
İstasyon düşman elinde.Отделение атаковало врага.
Elinde bir kitap var.Девушка держит в руках книгу.
Elinden geldiğince eminti ve yaptı.Трудился и служил, сколько мог и как умел.
Yaşlılardan bir tanesi elindeki bıçakla toprağa bir çukur açmış.Один из участников взялся копать ножом землю в этом месте.
Rehineler Suriye hükümetinin elindeki esir muhaliflerle değişim sağlanarak serbest kalmıştır.Их освободили в результате обмена на трёх пленных сирийских офицеров.
Yani egemenlik haklarının başkasının elinde olmamasıdır.«Суверенитет других стран для него ничего не значит.
İngilizlerin elinde 50 uçak, beş kruvazör ve sekiz destroyer mevcuttu.Теперь английская эскадра насчитывала 3 крейсера, 8 эсминцев и 5 подводных лодок.
Her ne murad ederse, elinden geliyor.Как аукнется, так и откликнется.
Kısa süre sonra Homer'ın işini elinden almaya çalışır.Вскоре все соглашаются сделать то, что хочет Даг.
Adamın elinde bir silah vardı.В каждой руке он держал оружие.
Sadece savunma ve dışişlerini kendi elinde tuttu.Французские власти оставили себе только внешнюю политику и оборону.
Biraz sonra hazırlanmış, elinde çantasıyla Zehra gelir ve gitmeye karar verdiğini söyler.Она успевает как раз вовремя: он уже собрал вещи и собирается съехать.
Kerem annesine veda eder ve elinde bir sazla gurbete çıkar.Она прощается с Василием и умирает у него на руках.
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.Кроме того, ему была сохранена правая кисть руки.
1970 yılından beri Suriye'de siyasi otorite bu ailenin elindedir.В 1970-х гг. к власти в Сирии пришло алавитское меньшинство.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod