Elinde bir kitap var.En la otra mano, un libro.
Ali elinde valiziyle karşılarında dikilmektedir.Yo mismo la guarde en la maleta.
Şam doğusundaki kalan Suriye doğusu İskender Balas'ın kalıntılarının elindeydi.Del Báltico proceden los restos de ámbar.
2013 yılında Bayır-Bucak bölgesi rejimin elinden alındı.Las provincias fueron reemplazadas por un sistema de condados en 2013.
Divan çalışmalarında elinde gümüş bir değnek ile ayakta dururdu.En sus manos él mantiene una hermosa pipa.
Elindeki silah Walther PPK'dir.Un arma de fuego, el Walther PP Kurz.
İskoç en son Jack'i Aku'nun elinden kurtarır.Desde aquí pude cubrir a Jack hasta mi posición.
Manisa Büyükşehir Belediyesi şehrin tüm karar yetkisini elinde bulundurmaktadır.La familia Orbe controla la vida municipal plenamente.
Tom elindeki baltayla Jerry'in kuyruğunu bastırır.Tom se acerca al agujero de Jerry con un mazo en la mano.
Artık Kilit Autobot'ların elindedir.Muere a manos de los Autobots.
Alaska kıyılarının kontrolü büyük ölçüde Rusların elindeydi.Los rusos controlaban la mayor parte de la costa de lo que hoy es Alaska durante toda esa época.
İoannis Dukas, Kıbrıs Düklüğü unvanını 1155 yılında almıştır, bu makamı ölümüne kadar elinde tutmuştur.Juan Ducas fue nombrado doux de Chipre en 1155, cargo que ocupó hasta su muerte.
Zaman geçti hayatının sorumluluğunu kendi ellerine alır ve kontrolün kendi elinde olduğunu fark eder.Por primera vez, podrás controlar las acciones de tu Sim mientras está en el trabajo.
Artık bu katliamı durdurmak için tekerlekli sandalyesinde elinden geleni yapacaktır.Ahora, debe desaparecer para acabar con la cadena de odio.
Dread Central şunları yazdı: "Bu Hooper'ın elinden gelenin en iyisi.Eddie Vedder dijo: "Es fácilmente el mejor material que hemos hecho.
Ama gerçek iktidar gücü atabek olan Seyfeddin Kutuz'un elindeydi.Su verdadera pasión entonces, sin embargo, fue la patineta.
Ceren'i önemsiyor, ona yardım etmek için elinden geleni yapıyor.Está enamorada de Masato y hará todo lo posible para conseguir su amor.
20. yüzyıl başında manuel telefon santrali piyasasını elinde tutuyordu.A principios del siglo XX, estaba en su apogeo la industria del salitre.
Genellikle elinde komik bir maske (gülen bir yüz ifadesi) ile resmedilmiştir.Siempre suele tener una gran sonrisa en su rostro.
Biraz sonra elinde bir makasla dönmüş.Tras largo tiempo regresó con un botín.
Daha sonra Marie, Ruth'un beş çocuğunun elinden geçer.Russell deja a los Chicos del mañana.
Bir yıl sonra ölünceye kadar bu unvanı elinde tuttu.Desempeñará el cargo hasta su muerte un año después.
Ülkede yasama gücü parlamentonun elinde bulunmaktadır.Al Parlamento le corresponde el poder legislativo.
Biri diğerinin elinde ölecek.Ahora solo pueden morir uno a manos del otro.
Hasret doğum yapınca bebek elinden alınır.Evita hemorragias después del parto.
Sonra bir anda odaya elinde silahla Asker girer.Finalmente sale de la habitación con una pistola en la mano.
Elinde bir el feneri ve 9mmlik Luger tabanca tutmaktaydı.Entonces disparó con una Luger 9mm.
En arkadaki oyuncu elinde topla koşarak sıranın başına geçer ve topu bacak arasından ikinci oyuncuya verir.El método más sencillo es dejar que pase junto al jugador y correr pegado a su espalda.
Telif hakkını elinde bulunduran şirketler eklenen videoları sildirme hakkına sahiplerdir.Los centros donde se conserve el material deberán disponer de las suficientes garantías para la pareja.
Bir defa kapanın elinde kalıyor, istediğini istediği zaman, istediği şekilde dinleyebiliyor.La ley es su ley, la que él quiera, como quiera, a la hora que quiera, donde quiera.
Dünyanın elindeki tek koz ise Glorft'lardan çaldıkları M.E.G.A.S. robotudur.A este single le sucederían la balada rock compuesta por F.I.R.
Bu durumda ben kulunun veya başkalarının elinden ne gelir?”¿Qué tiene que ver todo esto con los derechos de las mujeres y de los negros?"
Sağ elinde zafer tanrıçası Nike'ı tutuyordu.Su divinidad tutelar era la diosa guerrera Neit.
Moğolistan 1919 yılından bu yana Çinli cumhuriyetçi güçlerin elinde bulunmaktaydı.Desde 1919, Mongolia había estado ocupada por tropas de la República de China.
Szilárd ayrıca Nobel ödülü kazanan Enrico Fermi ile birlikte nükleer reaktör patentini elinde bulunduruyordu.Allí trabajó junto al premio Nobel Enrico Fermi.
Bugüne kadar Dearden ailesi malikane arazisinin alt sahipliliğini elinde tutmaktadır.En la actualidad los descendientes de Saravia mantienen el control económico de las tierras.
Ayrıca Donanmanın elinde nükleer başlıklı denizaltı füzesi bulunmaktadır.La ciudad cuenta también con una base naval de submarinos.
Yargı, inanıyorum ki elinden geleni yapacak.Decidido a ganar, él hace todo lo posible para lograr su objetivo.
Bu eller, bir kişi elinde aynı karttan dört adet biriktirene kadar tekrarlanır.El juego sigue así hasta que alguien del grupo tenga las cuatro cartas iguales.
Rory ve River, elinde zayıflamış bir Ağlayan Melek olan Bay Grayle tarafından esir alınır.River es llevada a su oficina, donde se ve que Grayle mantiene un Ángel lloroso debilitado encadenado.
Yıkılacak proteini iyi tutamayan "Ubikuitin", proteini elinden kaçırır.Por ejemplo una distracción o la ausencia de proteínas necesarias puede borrarlo de nuestra mente.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra Romanya, Bukovina üzerinde kontrolü elinde tuttu.Después de la Primera Guerra Mundial, Rumania recibe Besarabia.
Sizin silah olarak ancak kılıçlarınız, erzak olarak da düşmanın elinden sahip olabileceğiniz vardır.”No enviáis perros y pastores para vigilar vuestros rebaños, sino que colocáis lobos hambrientos".
Ebu Bekir elindeki kuvvetleri böler.Alber Ponte, corto en las venas.
Bilim adamlarının elinde, İspanyol gribi vürüsünden sadece beş adet örnek daha vardı.Del conjunto enviado, sólo tres ejemplares sobrevivieron a la travesía desde España.
Ali'yi elinden tutup bir kaya aralığına bırakır.Ella se marcha, dejando olvidada una estaca.
Öte yandan elindeki avucundakini de şans oyunlarına yatırır.A continuación debe jugar al menos una de las cartas de su mano.
O da elinde bir para kesesi tutar halde tasvir edilmiştir.También le enviaron una bolsa de monedas de oro en caso de necesidad.
Erkek bir elini karısının omzuna koymuş, diğer elinde ise bir rulo tutmaktadır.Su victoria postura es más bien femenina, sosteniendo con una mano en sus caderas, y la otra a su cara.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Se trata de un ave muy elusiva y tímida, que nunca abandona la cobertura forestal durante el día.
KİA’nın kullanımı ve idaresi, iktidar seçkinlerinin elindedir.El Estado y la construcción identitaria durante los primeros gobiernos electivos.
Aksi halde arabası elinden alınacaktır.Puedes conseguir su coche.
Bunu aşmak için de elinden geleni yapmaktadır.Él ha hecho todo lo posible para evitarlo.
Elinde siyah bir çanta var.Como tal, lleva un guante negro en esa mano.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.Nuestra seguridad está en sus manos.
Yaptığın bir şeyde elinden geleni yap.Fai del tuo meglio in ogni cosa che fai.
Tom'un elinde bir şey var.Tom ha qualcosa in mano.
Her birimiz elinden geleni yapmalı.Tutti dovremmo fare del nostro meglio.
Elinden geleni yap, Tom.Fai del tuo meglio, Tom.
Elindeki bu otoriteyi servetini artırmak için kullanmıştı.Egli usò il suo incarico per aumentare i suoi beni.