elinde ile cümle

elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca ABD kretek piyasasının yaklaşık %80’ini de elinde bulundurmaktadır.L'État fournit aussi environ la moitié du tabac australien.
İnatçıdır ve avını asla elinden bırakmaz.Il n'est jamais grossier et ne perd jamais son sang-froid.
Bilim adamlarının büyük çoğunluğu yıkımların insan elinden çıktığı konusunda hemfikirdir.Il apparaît que la majorité des scientifiques du climat se sont unis pour faire face aux critiques.
Sadece Snape'e onun elinde toplamasını söylemiştir.)Il veut convaincre Snake de le rejoindre dans son camp.
Biri diğerinin elinde ölecek.L'un mourra à cause de l'autre.
Serbest dalışta Türkiye rekorunu elinde bulundurmaktadır.La frontière fait des disques de souveraineté dans l'espace tunisien.
Schaunnard'ın elinde bulunan paranın bu faturaya yetmiyeceğini görüp canları sıkılır.À leur consternation, ils se rendent compte que l'argent de Schaunard ne suffit pas.
Çanakkale elinde toplar kuruldu Vay bizim uşaklar orda vuruldu, off, gençliğim eyvah!Prends, prends ton épieu Bats, rebats du tambour Ils sont ici, mes amis, Pour nous sauver.
Yolda Osman, nişanlısını üç zorbanın elinden kurtarır.Fantômette parvient à libérer ses trois amis.
Babası öldükten sonra annesi "elinde bir Ouija tahtası ile saçmalardı".Après le départ de son « faux père », la fille saigne de l'oreille.
Tosca sevgilisinin bağırmalarını duymaktadır ama elinde bir şey yapabilecek hiç gücü yoktur.Shūichi confesse son amour à Yoshino, mais celle-ci répond qu'elle ne peut pas lui rendre ses sentiments.
O da, elinden geldiğince bana yardımcı oluyor.Celles-ci faisaient de leur mieux pour nous aider.
İç kale daha Şems-ül Devle'nin elinde idi.Il y avait aussi un autre château appartenant à M. Wasseige.
Dursun'u muhallebiciden attırmak için elinden geleni yapar.Il fera le maximum de lui-même pour réveiller Midori.
Halen 3000 metre Avrupa rekorunu elinde tutmaktadır.Elle y détient le record du 5 000 mètres.
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.Il pourrait plutôt s'agir des lieux jusqu'où va son influence.
Elindeki parayı çabucak harcayan sanatçı yoksul düşmüştür.L'argent qu'il avait si rapidement gagné au blackjack est vite dilapidé.
İktidar, yönetme gücünü elinde bulunduran kişi ya da kişiler.Qu’on le veuille ou non, le pouvoir se personnalise.
Her oyuncu elinden geleni yaptı.Cada jugador dio lo mejor de si mismo.
Elinde ne var?¿Qué tienes en la mano?
Elinden geleni yaparsan, kimse seni suçlamaz.Si das lo mejor de ti, nadie te culpará.
Tom'un elinde ne var?¿Qué tiene Tom en su mano?
Elinde bir çiçek vardı.Ella tenía una flor en la mano.
Elinde bir bastonla yürüyordu.Él caminaba con un bastón en su mano.
Tom elinde bir silah ile öldü.Tom murió con un arma en la mano.
Tom her zaman elinden geleni yapar.Tom siempre hace su mejor esfuerzo.
Bana elinde ne olduğunu söyle.Dime qué tienes en la mano.
Tom'un elinde değil.No está en manos de Tom.
Tom'un elinde bir bıçak vardı.Tom tenía un cuchillo en la mano.
Kapıyı açan adamın elinde silah vardı.El hombre que abrió la puerta llevaba un arma en la mano.
Elinde 280.000 asker vardı; Tüm ülkeyi savunmak için yeterli değildi.Solo tenía 280.000 hombres a su disposición, insuficientes como para defender a todo el país.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.El Rey respondió que haría lo posible para cumplir sus peticiones.
Yaklaşık iki düzine minyatür özel koleksiyoncuların elinde bulunmaktadır.Alrededor de dos docenas de las miniaturas están en manos de coleccionistas privados.
Konsey, Rick'in kötü liderliği gerekçesiyle Rick'in liderliğini elinden alır.El comité desempodera a Rick debido a su pobre liderazgo.
Heykel, sağ elinde bir meşale, sol elinde ise bir hitabe tutar.Carece de pergamino y muestra la palma de la mano izquierda.
Renkli çizimi Barbarossa Harekatı başladığında Kızıl Ordunun elinde 508 adet KV tankı bulunuyordu.Al iniciarse la Operación Barbarroja, el Ejército Rojo estaba equipado con 508 KV.
Bir bıçak çekip karısını tehdit eder ama Beppe hemen bıçağı elinden alir.La amenaza con un cuchillo, pero Beppe lo desarma.
3. Ordunun elinde 74.057 tüfek, 77 makineli tüfek ve 180 topçu vardı.Había 74 057 fusiles, 77 ametralladoras y 180 piezas de artillería.
Spielberg elindekinden katı bir ahlaki ve duygusal bir bütün çıkarmış.Spielberg demuestra una firme comprensión moral y emocional del tema.
Madonna'nın elinde albüm için yazılmış bazı şarkılar vardı; Timberlake bunları görünce şaşırdı.Madonna tenía varias canciones escritas para el álbum, lo que asombró a Timberlake.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Apoyar a los jóvenes talentos.
Bu durum, oyuncuların elinde ateşli silah olan düşmanlara çabuk bir şekilde saldırmasını teşvik eder.Esto anima a los jugadores para atacar a enemigos con armas de fuego rápidamente.
Bir versiyonda, elçiye “elinden ne beklemeleri gerektiğini öğrenmelerinin çok uzun sürmeyeceğini” söyler.Tal como él dice: "es algo que no descubres hasta más tarde".
Eğer elinde oynayabilecek hiçbir kartı yoksa pas geçer.Si no se puede jugar una carta se debe pasar.
2. Sahne: Prens Gremin'nin Misafir odasi Tatyana'nın elinde Onegin'in mektubu vardır.Escena 2: Sala de recibir en la casa del príncipe Gremin Tatiana ha recibido una carta de Oneguin.
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin elinde tuttuğu siyasal ve toplumsal yetkiler hakkında endişe duyuyorlardı.Estaban descontentos con los controles políticos y sociales que ejercía el Partido Comunista de China.
Parlamento tüm kanunları yapma yetkisini elinde tutar.El parlamento reserva el poder de hacer todas las leyes del país.
Perro Aguayo ve Scotty 2 Hotty, bu kemeri sekiz günle en kısa süre elinde tutmuştur.Reinado más corto: Perro Aguayo y Scotty 2 Hotty, 8 días.
Birden telefonu elinden düşürür.De repente se corta el teléfono.
Humboldt elinde bulundurduğu devlet dairelerindeki görevlerinden ayrıldığı için saldırıya uğramıştır.Humboldt fue criticado por dejar los cargos que ocupaba en el gobierno.
Ticaret ise rahiplerin elindeydi.Las frutas pertenecían a los Sacerdotes.
1980'lerden sonra Amstrad Avrupa'nın bilişim sektörünün %25'ini elinde tutuyordu.A finales de la década de 1980 Amstrad logró hacerse con un 25% del mercado de ordenadores en Europa.
Banquo pusuya düşürülür ve öldürülür ama oğlu olan Fleanzio'nun onların elinden kurtulup kaçmasını sağlar.Matan a Banco, pero su hijo Fleanzio consigue escapar.
Görünmezlik pelerini Harry Potter'ın elindeki görünmezlik pelerinidir.La capa de invisibilidad podría ser una parodia a la capa de invisibilidad de Harry Potter.
Sağ elinde ise çubuğu vardır.En su mano derecha lleva un hatillo.
Adamın elinde bir silah vardı.Claro que llevaba un arma.
MÖ 50'ye gelindiğinde, Galya'nın bütünü Roma'nın elinde bulunmaktaydı.Para 1560, lo que quedaba de esta gente habría ido a Galapa.
Yürütme yetkisi hükümetin elindedir.El poder ejecutivo está en manos del gobierno.
Galaksinin kaderi onların elinde.«Crisis en la Galaxia».
Çünkü iktidar daima tek partinin elinde bulunmaktadır.La minga termina siempre con una fiesta.

İlgili Sayfalar