elinde ile cümle
elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Devrimden sonra topraklar halkın elinden alınmıştı.Depuis la Révolution, le pouvoir vient du peuple.
Çocuğun elinde Kral'a hitaben bir mektup bulunmaktaydı.Il reçoit à nouveau une lettre bienvaillante du roi.
Eddard'ın piç oğlu Jon Snow, Duvar'a yeni katılan bir nöbetçiyi diğerlerinin elinden kurtarır.Jon Snow, le fils bâtard d'Eddard, défend une nouvelle recrue qui vient de rejoindre la Garde de Nuit au Mur.
Bonservisi Spartak Moskova'nın elindedir.Supporter du Spartak Moscou.
Gün sonunda şehir Almanların elindeydi.Dans la journée, la ville sera aux mains des Allemands.
Ancak yeni İmparator Macrinus onu yasaklamadı ve parasını elinde tutmasına izin verdi.Le nouvel usurpateur Macrin ne l'exile pas et l'autorise à conserver sa fortune.
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.Elle a perdu sa main droite.
Bulgar Kralı Samuil dört yıl içinde elinde bulundurduğu toprakların yarısını kaybetmiş oldu.En quatre ans, Samuel a perdu la moitié de son empire.
1925 - İtalya'da Benito Mussolini, bütün yetkileri elinde topladı.1922 : Benito Mussolini reçoit les pleins pouvoirs.
Guilemet bir elinde sigara tutuyordu ve menekşe rengi bir kravat takmıştı.Phleg fume un gros cigare et porte un costume violet.
Siyasi ve dini güçlerin Hanan’ın elinde olmasına karşılık askeri güçler Hurin’in elindeydi.Le hanan détient les pouvoirs politiques et religieux et le hurin les pouvoirs militaires.
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.C’est nous qui tracerons par ta main.
Kale 22 yıl boyunca Osmanlıların elinde kaldı.Le château resta aux mains des métayers pendant quatre-vingts ans.
Szilárd ayrıca Nobel ödülü kazanan Enrico Fermi ile birlikte nükleer reaktör patentini elinde bulunduruyordu.Szilárd a déposé avec Enrico Fermi le brevet du réacteur nucléaire.
Kanada İngiltere'nin elinde kaldı.Le Canada restera alors britannique.
Bu bölge Konfederasyonun elinde kalan Mississippi Nehri'nin Meksika Körfezi doğusuna çıkan son önemli limandı.C'était la dernière capitale confédérée à l'est du Mississippi à se rendre.
Koyu yeşil bir palto giymiştir ve sağ elinde bir baston tutar.Il porte une redingote vert sombre et tient un bâton de marche dans sa main droite.
Elinde üç çatallı kargısı vardır.Il a trois griffes à chaque main.
Buna rağmen yine de köy insanın elindeki imkânlarla ihtiyaclarını görüyorlar.Pourtant, les fugitifs trouvent auprès de la population des alentours de quoi subvenir à leur besoin.
Artık Kilit Autobot'ların elindedir.Ils sont désormais alliés aux Autobots.
Pi3 Orionis, Avcı'nın elinde tuttuğu kalkanın en parlak yıldızıdır.Pi3 Orionis est l'étoile la plus brillante du bouclier que porte Orion.
Elinde siyah bir çanta var.Il a un masque noir.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Elle avait tout fait pour gagner l’amour de sa mère.
Ama polislerin elinden kaçarak hastaneye arkadaşlarını görmeye gider.Elle l'aide à contourner la police afin de rentrer dans l'hôpital.
Öte yandan, hükümet Yahudileri aşağılamak için elinden geleni yaptı.Pendant ces années le gouvernement fit tout en son pouvoir pour déraciner les juifs du judaïsme.
Çünkü insanı hapseder ve onun özgürlüğünü elinden alır.”Obéissons lui et la liberté est assurée ».
Bir elde, herkes elinden aynı anda bir kart çıkarır.Ils doivent sauver le monde, une mission à la fois.
Eğer sunucunun elinde kalan kart Maça ası ise, bu, yarışmacının seçimini değiştirerek kazanacağı bir devredir.Si c’est le camp du receveur qui gagne l’échange, c’est lui qui marque un point.
Sevmekten başka bir şey gelmez elinden.Rien de lui manque, sauf l’amour.
570-580 yıllarında Tiflis İranlıların elindeydi ve kenti yaklaşık on yıl İranlılar yönetti.À partir de 570/580, les Perses prennent Tbilissi et y règnent pour environ une décennie.
Bu liderliği Danimarka'nın elinden almıştır.Elle est remportée par le Danemark.
Böylece Almanya yarışmaya uzun süreli katılan ülke unvanını elinde bulunduruyor.L'Allemagne se met dans la course avec un certain retard.
Jerry onu Tom'a yem etmemek için elinden geleni yapar.Tommy est obligé de lui donner ses pouvoirs afin d'éviter que Rita n’en profite.
Elinde aynası eksik olmaz.Le patronyme est inexistant.
İmparator, elinde bugün tahrip olmuş olan bir mızrak tutmaktadır.Il tenait dans sa main un objet aujourd’hui disparu.
Bunun üzerine hükümet, halkın elinde bulunan paraları toplattı.Le gouvernement a déjà alloué les fonds nécessaires au projet.
Mısır, İskenderiye'den General Şahrbaraz'ın yönetiminde 10 yıl boyunca Pers elinde kalacaktı.L’Égypte reste aux mains des Perses pendant 10 ans, dirigée par le général Shahrbaraz d’Alexandrie.
Elinden gelen bir hizmeti, yardımı vermekten, yapmaktan kaçınmamaktır.Ses anciennes connaissances, incapables de lui fournir un travail et de l'aider, la fuient.
Genellikle otururken, elinde bir lir ile resmedilir.On le voit assez souvent une bouteille à la main.
Dünya geneli füze üretiminin büyük çoğunluğunu elinde bulundurur.Ici a lieu les majeures parties de la production de fusées.
Thomas Edison sinema dalındaki birçok patent haklarını elinde bulunduruyordu.Louis Doyen est détenteur de plusieurs brevets dans le domaine de l'emballage.
Bu at bir gün sahibinin elinden kaçarak kaybolmuş.Un camion renverse un jour le chien.
Ancak bu arada elinde kılıcı ile öldürüldü.Pourtant, un jour, il fut presque tué par l'Épée.
Armida'nin sarayında Rinaldo Armirena'yi tam buyucu Armida onu oldurmek uzereyken buyucunun elinden kurtarir.Dans le palais, Rinaldo sauve Almirena des mains d'Armida qui s'apprêtait à la tuer.
O da elinde bir para kesesi tutar halde tasvir edilmiştir.Il estime également avoir un compte à régler avec lui.
Büyüklük rekorunu Airbus A380'in hizmete girdiği 2006 yılına kadar elinde tutmuştur.Elle a été aménagée en 2006 pour accueillir l'Airbus A380.
O güruhun hiçbiri elinden canını kurtaramadı.Aucun de ces trésors n’a survécu.
Üstelik elinde hiç ihtiyat yoktur.Et il n'a pas du tout les mains propres.
1943 yılında vaizlik yetkisi elinden alındı.En 1943, il obtient même des pouvoirs constituants.
Otoritenin bir kralın veya bir imparatorun elinde olduğu yönetim türüdür.L’exarque est donc une sorte de gouverneur général ou un vice-empereur.
Daha sonra elinde işe yaramayacağını düşündüğü taşı sağındaki oyuncuya atar.Il pose à côté du joueur à sa droite une tuile dont il ne va pas utiliser.
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin elinde tuttuğu siyasal ve toplumsal yetkiler hakkında endişe duyuyorlardı.Il va délibérément à rebours des exigences politiques et artistiques du Parti Communiste chinois.
Avantaj İngilizler'in elindeydi.La cité tomba aux mains des Anglais.
Grubun ortasında elinde İsveç bayrağı tutan bir oğlan çocuğu oturur.Les deux enfants jouent avec un drapeau suédois à côté d'elle.
Esasen hüküm sürdüğü dönemde tüm iktidar Naib-ül Mülk Melik Nizameddin'in elindeydi.De son côté, elle tomba tout aussitôt sous le charme irrésistible de la petite cour mantouane.
Banquo pusuya düşürülür ve öldürülür ama oğlu olan Fleanzio'nun onların elinden kurtulup kaçmasını sağlar.Batman et les autres réussissent à le sauver mais Talia reprend son fils et s’enfuit.
Napar eder, mutlaka, her şeyi göze alıp elindeki malları birilerine satar.Qui que ce soit fera (ou peut faire) l'affaire. et de N'importe qui fait (ou faisait) l'affaire. ?
Adamın elinde bir silah vardı.Il avait encore un revolver.
Şu anda elinde bir şans var ve bu şansı değerlendirirse dünyanın en iyi stoperlerinden biri olabilir.S’il travaille dur, il peut devenir l’un des meilleurs joueurs du monde.
Sermaye az sayıda insanın elinde yoğunlaşır.Tirage à très petit nombre pour quelques amis.