Ana içeriğe geç
Sözlük

elinde ile cümle

elinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Divan çalışmalarında elinde gümüş bir değnek ile ayakta dururdu.He has had everything handed to him on a silver platter.
Thomas Edison sinema dalındaki birçok patent haklarını elinde bulunduruyordu.At the time, Thomas Edison owned almost all the patents relevant to motion picture production.
Bu arada, Rose Daleklerin elindedir ve Dalekler, Dünya'yı yok etmek için harekete geçeceklerdir.Rose agrees, and the Dalek implodes.
Sağ elinde ejder şeklinde bir doğum lekesi vardır.The child holds a bird in his right hand.
Milano kenti ise 1513 yılında Fransızların elinden çıkar.The French were eventually driven from Milan in 1513 by the Swiss.
Dışlanmışlığını değiştirmek için elinden pek bir şey gelmemekte, kendisini güçsüz hissetmektedir.Feeling himself unable to move about, he refused.
Perdeye elinde bıçak taşıyan bir gölge düşer.It tapered to a knife-edge at the tail.
Eğer karşı tarafın elinde bir Guderian varsa, tanrı yardımcımız olsun."If we lose Kentucky now, God help us."
Gücümüzü senin elinden alıyoruz.We're realizing our power.
2003 yılından bu yana yayım hakları Avatar Press'in elindeydi.It was published by Avatar Press in 2003.
Saddam Hüseyin yönetiminin yıllardır kitlesel imha silahlarını elinde tuttuğu iddia ediliyordu.Saddam denied possession of weapons of mass destruction.
Bütün ekip, oturma odasında sıraya dizilmiştir, herkesin elinde bir silah vardır.Each Constable in a six-man crew was armed with a pistol and a cutlass.
Karısı elindeki merdane ile uyuyakalmıştır.Florent settled with his wife in Morea.
Genellikle elinde oklar ve yanında bir keçi ile resmedilmiştir.It is normally represented by a horse's head and neck.
Babası ona yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapacağını söyledi.He promises her that he will do his best to help her.
Bu liderliği Danimarka'nın elinden almıştır.The power is supplied from Denmark.
Bir elinde cehennemin kapılarını açan bir değnek ve bir dilek taşı (Cintamani) tutar.A patient may lie beside a fire, so they can be comforted by the warmth and sound of the flames.
O sıralarda şehrin iktidarı Beyazların elindeydi ve Siyahların çoğunluğu sürgün edilmişti.The police force of the city was overwhelmingly white and the blacks resented this.
Herkes elinden bir kart çıkarana kadar kartlar açılamaz-alınamaz.No one can call a card before it reaches the table.
Bilim adamlarının elinde, İspanyol gribi vürüsünden sadece beş adet örnek daha vardı.There are only five other extant samples of the Spanish Flu virus.
Kısa sürede Springfield'da herkesin elinde bu resim olur.This drawing was held every week in Springfield.
Şimdi elinde dört tüy vardır.Here she has four hands.
Seidel %49'luk hisseyi elinde tuttu.Seidel kept the other 49% of the shares.
Napar eder, mutlaka, her şeyi göze alıp elindeki malları birilerine satar.He banters with them, trying to undermine each of them and their hold on the guards.
Bonservisi elinde bulunmaktadır.Panfish is present.
O yüzden yer avantajını elinde bulundurabileceği yerlere kurulmalıdırlar.We must be ready to seize opportunities which will present themselves.
Genelde ona çok yaklaşır ama hep bir aksilik çıkar, onu elinden kaçırır.He seems to get hurt a lot, and when something is thrown, it almost always hits him.
Daha önce Almanya'nın elinde bulunan Pasifik adaları da Japon egemenliğine girmiştir.Similarly, Germany's former Pacific islands were put under a Japanese mandate.
Grubun tamamının elinde uzun bir asa bulunur.He has the entire package.
Elinde bir çekiç ve önünde bir örs ile betimlenir.Her hands are clasped in prayer and she wears a veil.
Savaş sonrası elinde kalan 4 lejyonla yakındaki dağlara saklandı.After the defeat, he fled into the nearby hills with only about four legions.
Sadece Snape'e onun elinde toplamasını söylemiştir.)He then asks Snape to join his ranks.
Bu at bir gün sahibinin elinden kaçarak kaybolmuş.Control of the host is lost once removed from the victim.
1141' de Selçuklular tarafından esir alındı ve bir yıl onların elinde esir kaldı.In 1141 he was taken captive by the Seljuq Turks and remained in their hands for a year.
Birden telefonu elinden düşürür.Suddenly the phone rang.
Hükümet bu hareketliliği dağıtmak için elinden gelen her şeyi yapıyordu.The King did all he could to address the issue.
Hristiyan sanatında kendisi elinde bir kafatası ile tasvir edilir.He wants to imagine a Christ in his own image.
Adalet işleri, başkanına Nasi (başkan) denilen Sanhedrin'in elindeydi.Justice was administered by the Sanhedrin, whose leader was known as the Nasi.
Ticaret ise rahiplerin elindeydi.The daily administration was in the hands of priests.
Jenny'ye elinden geldiğince yardımcı olur.Tania takes care of him as best as she can.
Kartaca, elindeki savaş esirlerini fidye talep etmeden serbest bırakacaktır.Morocco claims it no longer holds any prisoners of war.
Bir elinde yelpaze, çiçek ya da şemsiye taşır.You must register with a cover, church, or umbrella.
İktidar, yönetme gücünü elinde bulunduran kişi ya da kişiler.A powerful or commanding person, a leader.
Kadınların birinin elinde flüt vardır, diğeri ise sürahi taşımaktadır.The wife has one arm and the husband has hold of the other.
Canavarlar Denizi'nden Kıvırcığı kiklobun elinden kurtarmaya çalışırlar.They wish to expand the seas by awakening Kyogre.
Hieronymus elindeki Yahudi İncilinin bazı kısımlarını Yunancaya çevirmiştir.Jerome translated parts of this Hebrew Gospel into Greek.
Musaddık, İngiliz petrol şirketlerinin elindeki tesisleri kamulaştırmıştı.The British were influenced by the de facto operations of oil companies at the time.
Kerem annesine veda eder ve elinde bir sazla gurbete çıkar.He says goodbye to Caine, and offers his hand for a handshake.
Ama polislerin elinden kaçarak hastaneye arkadaşlarını görmeye gider.After they leave Bobby goes to the hospital to see his parents.
Bu mücadelede giderek güç kaybetti ve teker teker elinde bulunan yetkileri kaybetti.During this time his physical condition grew worse, and he even lost the use of one of his hands.
Nebukadnezar; "İçinizden, her kim, elindekini öldürmek isterse, öldürsün!" dedi.He said, "If you find him - shoot and kill him, wherever he is.
Her ne murad ederse, elinden geliyor.Ինչ էլ անենք Հայաստանում, լինելու է հեղափոխություն.
Ali'nin Başkan'ın elinden kurtulmasında yardım etmiştir.Jai, however, was able to save the Chief Minister.
Kadınlar 800 metre olimpiyat rekorunu hâlen elinde tutmaktadır.He remains the Games record holder in the 800 m.
Albazar Zaida için bir kostüm elinde olarak sahneye girer ve geçer.Albazar passes by holding a costume - for Zaida!
Adam elindeki kürekle toprağı kaldırır ve kadın patates tohumunu eker.He turns the earth with a spade and she plants the potato seed.
Kişinin bunlardan birisini seçmesi kendi elindedir.He selected a group of servants to his power.
Yakup, "Şilo gelene kadar Krallık asası Yahuda'nın elinden çıkmayacak..." demiştir.Jacob states that "the sceptre will not depart from Judah... until Shiloh comes...".
Ayrıca, kadının sol eli sağ elinden kısaydı.As a result of her fall, her right hand ached.
Grubun elinde çok sayıda demo şarkı birikmiştir.She had several demo songs released.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod