Trireme ilk ortaya çıktığında asıl amaç düşman gemisini borda edip ele geçirmek değil, vurup batırmaktı.Lo, bylo to poprvé, co vystřelila na nepřátelskou loď, ale minula.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Mají ho vzít, mrsknout ho tam a zničit.
Fakat ağır basan hedef, Berlin'i ele geçirmekti.Dar obiectivul de căpătâi era cucerirea Berlinului.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Toată lumea știa că avea în plan cucerirea întregii lumi.
Bu planlar; annesi Lois Griffin'i öldürmek ve dünyayı ele geçirmektir.El își urăște foarte tare mama, pe Lois Griffin și își dorește să o ucidă.
Boemondo uzaktayken, Aleksios Antakya ve Kilikya'nın şehirlerini yeniden ele geçirmek için bir ordu gönderdi.În timp ce Bohemond era departe, Alexios a trimis o armată pentru a reocupa Antiohia și orașele Ciliciei.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Ea plănuia să îl omoare și să moștenească toată averea.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Esențial nu e să cucerești ci să lupți bine. ”
"Hikaye Ele Geçirme Sanatı, s.Memoriile Secțiunii Istorice”, s.
Sonra her biri onu tek başına ele geçirmek için diğerleri ile kavgaya tutuşurlar.Reușește să îi facă sa lupte unii cu ceilalți după care îi învinge.
Kleopatra oğlunu tahtı ele geçirmek için öldürdü.Cu toate acestea, Ptolemeu și-a ucis fiul pentru a-i lua soția.
Hesse, Nasyonal Sosyalistlerin Almanya’da iktidarı ele geçirmelerini büyük bir endişeyle izledi.Hesse aggodalommal figyelte a nemzetiszocialisták hatalomra jutását Németországban.
Sonra her biri onu tek başına ele geçirmek için diğerleri ile kavgaya tutuşurlar.A többiek egyenként szállingózva utánuk.
Bütün düşüncesi yüzüğü ele geçirmektir.Ez a reakció a gyűrű teljes felnyílásával jár.
Al-Masdar News, yerel kaynaklara cevap olarak IŞİD'in hastaneyi hiç ele geçirmediğini söyledi.Az Al-Masdar News helyiekre hivatkozva azt közölte, az épület soha nem volt az ISIL-é.
Saldırı takımının amacı harita üzerinde bulunan ana noktaları ele geçirmek ( O1,O2 noktalarını).Ezen a pályán csak az számít, hogy a támadók elfoglalják a fő pontot (E).
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.A hatalmat keresni: elhagyni az Erő útját.
Dr. Proton isimli çılgın bilim adamı, dünyayı kendi tasarladığı robotlar ile ele geçirmek istemektedir.Hullulla tiedemiehellä, tohtori Protonilla on aikeena vallata maailma hänen robottiarmeijallaan.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Hänellä on vain yksi tavoite, universumin hallinta.
Aztek kaynaklarına göre ise İspanyollar Aztek altınlarını ele geçirmek için bu şekilde davranmıştır.Asteekit väittivät että espanjalaiset halusivat ryöstää heidän kultakorunsa.
Bu genişleme Galya'lıların Roma'yı ele geçirmelerini kolaylaştıracaktı.Tämä helpotti roomalaisten Gallian valloitusta.
Ele geçirme başarısız olur.Kaappaus epäonnistuu.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Niiden tavoitteena oli valloittaa maailma.
Stalingrad'ı ele geçirme kararı ise cephe hattını daha da uzattı.Se mursi Stalin-linjan ja ylitti Väinäjoen.
Savaş kesinlikle adaları ele geçirmek gayesiyle yapılmamıştı.Rauta ei liene tullut samaan aikaan kuin kaupunkeja tuhottiin.
Dr. Proton isimli çılgın bilim adamı, dünyayı kendi tasarladığı robotlar ile ele geçirmek istemektedir.Dr. Proton er en galning som er fast besluttet på at overtage Jorden med sin hær af Techbots.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Det er altså ikke et spørgsmål om at få opmærksomhed, men et spørgsmål om at få hjælp.
Çoğu oyunda, Crash Cortex'i yenip dünyayı ele geçirme planlarını önlemektedir. ^ "".Det er som regel op til Crash at bekæmpe Cortex og spolere enhver plan, han måtte have om at erobre verden.
Zehir vücudunu ele geçirmektedir.Dette kan forhindre at giften optages i kroppen.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Derefter deltog han i forsøget på at erobre Stalingrad.
Fransızların bu sıradaki asıl amacı Namur'u ele geçirmekti.Franskmennene hadde klart målet sitt med å erobre Namur.
Bu çerçevede, 31 Temmuz'da Ordu Saarbrücken'i ele geçirmek için Saar Nehri'nden ileriye doğru yürüdü.31. juli rykket denne over elven Saar for å innta Saarbrücken.
Bu tarz savaşmanın amacı toprak kazanmak değil kaynakları ele geçirmek ve prestij sağlamaktı.Hensiktene med disse var vanligvis ikke å skaffe seg territorium, men å erobre ressurser og sikre prestisje.
Sonraki yıl, Karam Allah Ekvator'u ve Emin Paşa'yı ele geçirmek için güneye hareket etti.Året etter marsjerte Karam Allah sydover for å erobre Ekvatorialprovinsen og fange Emin.
Yeni görevi Stalingrad'ı ele geçirmekti.Han deltok deretter i forsøket på å ta Stalingrad.
Leopold Avusturya Hollandasını yeniden ele geçirmek üzere derhal harekete geçti.Leopold segera mencoba merebut kembali Belanda Austria.
1799 - Napolyon, Fransa'da iktidarı ele geçirmek üzere Mısır'dan ayrıldı.1799 - Napoleon merebut kekuasaan di Prancis.
Godfrey ayrıca Raymond'ı Arsuf'u ele geçirmekte başarısız olmakla suçluyordu.Godefroy juga menyalahkannya atas kegagalan pasukannya untuk menangkap Arsuf.
Herkes bilir ki onun hedefi dünyayı ele geçirmekti.Mereka masing-masing memiliki ambisi untuk menaklukan dunia.
Tempest, Edge city'den başlayarak Dünya'yı ele geçirmek isteyen bir megalomanyaktır.Tugas dari Tokyo Mew Mew adalah menghancurkan alien yang ingin menguasai Bumi.
Bu planlar; annesi Lois Griffin'i öldürmek ve dünyayı ele geçirmektir.Dia adalah anak genius yang bercita-cita untuk membunuh ibunya, Lois dan mengambil alih dunia.
Zehir vücudunu ele geçirmektedir.Membuang racun dari dalam tubuh.
Amacı dünyayı ele geçirmektir.Ia bertujuan untuk menguasai Bumi.
İdari ve adli yargıyı ele geçirmek.Majelis Sidang Dan Pengurus Sidang.
Burada onu öldürüp, mirası ele geçirmek istemişlerdir.Maka mereka ingin menangkapnya dan membunuhnya.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Apalagi tujuan bisnis ini tidak untuk mencari uang.
Yaklaşık 5 ay boyunca Ruslar, bu kasabayı ele geçirmek için savaştı.Hal yang sama terjadi lagi sekitar 50 tahun kemudian saat pasukan Rusia menyerang kota ini.
Bu çerçevede, 31 Temmuz'da Ordu Saarbrücken'i ele geçirmek için Saar Nehri'nden ileriye doğru yürüdü.Tiếp đó, ngày 31 tháng 7, quân Pháp tiến về phía sông Saar để chiếm Saarbrücken.
Bunlardan biri karşı takımın bayrağını ele geçirme amacıdır.Sau đó họ sẽ cố gắng tìm cách để trao cho đồng đội mình 1 lá cờ.
Hesse, Nasyonal Sosyalistlerin Almanya’da iktidarı ele geçirmelerini büyük bir endişeyle izledi.Hesse theo dõi việc những người thuộc đảng quốc xã lên cầm quyền ở Đức với một nỗi lo âu lớn.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Nên phải giữ lấy đất, chứ không phải chống trả đâu".
Ele geçirme başarısız olur.Việc đổ bộ thất bại.
Aran Atya toprağı ele geçirmek istemektedir.Tôn Vũ thừa thắng tiến lên chiếm đất Sào.
Sadece tek amacı vardır dünya'yı ele geçirmek.Một trong những điểm quan trọng của Trí là phải nắm được mệnh trời.
Ele geçirme başarısız olur.捕獲に失敗する。
Leopold Avusturya Hollandasını yeniden ele geçirmek üzere derhal harekete geçti.レオポルトはオーストリア領ネーデルラントを奪還するために素早く行動した。
Mutlak gücü ele geçirme amacıyla Dünya'da tanrılarla insanlar arasında bir savaş sürmektedir.そして人間たちは神々に反旗を翻し、神と人間の間で地上の支配者をめぐる戦争が勃発。
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.受け取る際には、獲得するのではなく、体験するという事が大切である。
Amacı ürettiği robotlarla dünyayı ele geçirmektir.自分の作ったロボットで世界征服する野望に燃える。
Bu durum, Roma Cumhuriyeti'ne deniz üstünlüğünü yeniden ele geçirmek için beklenmedik bir fırsat sağlamıştır.これにより、ローマ軍は海上の優位性を奪い返す機会を得た。