O kendi elbiselerini yapıyor.Φτιάχνει ο ίδιος τα ρούχα του.
Elbisenizi çok beğeniyorum.Μ' αρέσει πολύ το φόρεμά σας.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.På øen ser Jack manden i jakkesættet igen, og han jagter ham.
Elbiseler ve silahlar detaylı bir şekilde işlenmiştir.Tøj og insignier er nøje regulerede.
En güzel elbiselerimi giydireceksin.De er klædt i deres mest smukkeste tøj.".
Böylece, elbise üstüne rahatça giyilebilirdi.Hun havde ikke råd til en ny kjole.
Kesik elbise bugün hale Topkapı Sarayı'ndadır.På hjørnet af Tøjhusgade ligger den trefløjede Staldmestergården.
O anda Kontes'in elbiselerini giymiş Susanna da aynı yere gelir.Tidligt i firmaets produktion, syede Tabitha selv tøjet.
İnsanlık elbisesi giydim.Personalet var civilklædte.
Kadınlardan biri parlak yeşil elbise içindedir ve saçları turuncudur.Man kan altid kende hende på hendes grønne kjole og grønne hår.
Beyaz elbiselidir.Strømper: Hvid.
Kumaşçılar Sınıfı (Caste of Clothiers): Elbiseler için malzeme üğreten sınıftır.Dresscode (engelsk: påklædningsregler) er de krav, der stilles til påklædningen.
Ben bütün bu elbiseleri yırttım.Disse er dog påklædte.
Bazı medya kaynakları elbiseyi veganlık karşıtı olarak yorumladı.Gerningsmanden var ifølge nogle kilder klædt ud som julemand.
Çoğunlukla pantolon ya da kendini bir elbise giymez.En skjorte benyttes ofte sammen med bukser eller et jakkesæt.
Cilbab dış elbise olarak tanımlanır.Titan bruges som ydre beklædning på bygninger.
1980 yılında Bundestag'a seçildi ve parlamentoda geleneksel kazak elbise giydi.Han fik en bronzemedalje ved VM for frisører i 1980 i Rotterdam for sin Aftenfrisure.
Homer ve Bart'ın yiyecek bulma girişimleri sonuçsuz kalır ve nehre düşerler ve elbiselerini kaybederler.Derefter går Bart og Homer efter hjælp, men bliver skyllet ned ad et vandfald, og mister al deres tøj.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan sendte mer penger, men likevel økte Poes gjeld.
O hiç görülmeyen karakterdir (bir macerada eli ve elbisesi görünmüştü).Den er en av nakensneglene (uten synlig skall.
Hanbok onların amaçlarına göre sınıflandırılır: günlük elbiseler, törensel elbise ve özel elbiseler.Hanbok er klassifisert etter bruken; hverdagsklær, seremonielle klær eller spesielle klær.
Beyaz elbiselidir.Hvite strømper.
Elbiselerde (örn.Din Vestiar (engelsk).
Kızıl elbiseler giyer.Kvinnene går da i røde kjoler.
Balıkadam elbiseleri kalınlık ve inceliklerine göre de değerlendirilir.(For skostørrelser bør også fotens bredde og omkrets tas i betraktning.
Bill kız için yeni elbiseler çalar ve kızı güzel bir gece geçirmeye davet eder.En av jentene forlater festen for å ta et nattbad.
Soldaki kırmızı elbiseli kadının genelde Friedrich'in eşi Caroline olduğu düşünülür.Hennes Yorks hvite rose er vanligvis sidestilt med ektemannens Lancasters røde rose.
Kızların üzerinde kadife ve saten gece elbiseleri vardı.Tilsvarende har det vært matrosdrakter og -kjoler for jenter.
Filmin 1998 kısmında, gerçek hayatta o karanlık grimsi/kahverengi takım elbise giymişti.I 1997 kom de nåværende rød/hvite stripete draktene.
Medea'nın Glauce'ye çok güzel bir elbise hediye etmesini ister.Isabel insisterer på at hun vil kjøpe en brudekjole til Sophie som en gave.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Det nåværende himmelblå draktsettet ble innført 1920.
İngiliz ve Fransızlar 16. Yüzyılda deriden dalış elbiseleri yapmaya başlamışlardı.Franskmennene begynte å bruke gafler på 1600-tallet.
Kesik elbise bugün hale Topkapı Sarayı'ndadır.En frisørsalong holder i dag til i stasjonsbygningen.
Çuldan elbiseler giyiyorlardı ve üzerlerine kül serpiliyordu.Mereka menanggalkan pakaian-Nya dan mengenakan jubah ungu kepada-Nya.
Bill kız için yeni elbiseler çalar ve kızı güzel bir gece geçirmeye davet eder.Rio menyimpan rasa pada gadis cantik itu dan mengajaknya berkencan.
Sari, Hindistan'daki kadınların oldukça yaygın olarak giydikleri dış elbise.Sari adalah pakaian tradisional wanita dari India.
Elbiselerini kendisi tasarlıyor.Dia kadang-kadang membuat pakaiannya sendiri.
Elbisesini kaldırdıktan sonra onun kendisinin küçük bir halinin olduğunu görüyor.Setelah itu, dia bangun dan menemukan dirinya telah menjadi seorang anak kecil.
Korunmak için mutlaka koruyucu elbise ve koruyucu maske takmak gerekir.Tidak ada pekerja yang diperintahkan untuk mengenakan masker pelindung.
Birincisi zahiri, savurgan olarak elbiseleri, yemeği, rahatlığı, uykuyu ve konaklamayı bırakmayı içerir.Misalnya dengan mempengaruhi cara kita berpakaian, makan, dll.
Giyim Tarzı Püsküllü Çeşan Olmayıp Normal Elbise giyinmektedir.Berenang secara alami tidak membutuhkan perlengkapan atau pakaian khusus.
Barney'in Ted'e takım elbise giyme geleneğinin devam edeceğini söylemesi bloğun ilk girişidir.Barney memberitahu Ted bahwa cara berpakaian rapi akan diterbitkan di blog Barney.
Bu lakabın kendisine verilmesinin sebebi kendisinin elbisesiz olan Hint zahitlerden biri olmasıdır.Penghinaan itu tampaknya terkait jilbab yang dia kenakan.
Rock and Roll Hall of Fame tahnitçi Sergio Vigilato'ya elbiseyi koruması için $6.000 ödedi.Đại sảnh Danh vọng Rock and Roll chia trả 6.000 đô-la Mỹ cho Sergio Vigilato để bảo quản chiếc váy.
En güzel elbiselerimi giydireceksin.Tôi đã mua quần áo tốt nhất.
Kış zamanlarında halk pamukla beslenmiş elbise giyerdi.Vào mùa đông, người dân mặc trang phục có lót bông.
Bir dizi gymnasium ve tiyatro inşa ettirdi ve oyunculara Yunan tarzı elbiseler giydirdi.Nero xây nhiều phòng tập thể dục và nhà hát theo mô hình người Hy Lạp.
2010 yılını özetleyen listeler hazırlayan Time et elbiseyi yılın moda olayı seçti.Trong danh sách tổng hợp năm 2010, Time bình chọn chiếc váy này là tuyên bố thời trang hàng đầu của năm.
Yeni elbisemi nasıl buldun?Chú thích Chấn thương gần đây nhất.
Savaş elbiseleri ortalama 39 kg.'dı.Áo này nặng đến 27 kg.
Bu elbise kendi kendini tamir edebilir ve şekil değiştirebilir.Vị thần này có thể tự thay đổi hình dạng của mình.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Đó là mất mát từ thất bại của Áo.
Gaga et elbiseyi "Bad Romance" için kazandığı Yılın Video Klibi ödülünü almak için giydi.Gaga mặc bộ váy lúc nhận giải "Video của năm" cho "Bad Romance", do Cher trao tặng.
Slender Man, siyah takım elbiseli, yüzü olmayan, ince bir kişi olarak tasvir edilir.Ban đầu, Uncle Sam xuất hiện với khuôn mặt không râu, mặc đồ đen.
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.Chúng có bộ lông mịn phủ toàn cơ thể.
Tekrar ortaya çıkarıldığında başka bir elbise olacak.Khi ra ngoài giao tiếp mới mặc thêm áo.
Kayken kadınlarca elbiselerinin altında saklı olarak taşınılırdı.Cô gái khỏa thân đứng chống tay lên chiếc tủ.
Oyun ilerledikçe Tommy'ye daha fazla elbise seçeneği sunulur.ゲームが進むにつれてトミーはさらなる持ち衣装を提供される。
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.荀羨は賈堅へ「君の祖父や父は代々晋の臣下であった。
Sapık (Psycho) (1960) - Anthony Perkins annesinin elbiselerini giyen sapık canidir.サイコ Psycho (1960) - アンソニー・パーキンスが自分の母親の服を着る殺人鬼を演じる。