Ana içeriğe geç
Sözlük

elbise ile cümle

elbise kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu elbise, kanı tabii hâliyle tutmaya yarar.Csak így tudjuk vérünket tisztán tartani.
Bu elbise kendi kendini tamir edebilir ve şekil değiştirebilir.Kérdés: önmagát megborotválhatja-e?
Ölümlerde ölünün elbiseleri toplanıp ağıtlar yakılır.Először is a halottat ruhában máglyára rakták, s elégették.
Gaga siyah apoletli bir elbise ve siyah bir maske giydi.Gaga egy fekete vállrésszel ellátott ruhát viselt, illetve fekete álarcot.
Müzenin devamı olan bu kulede Atatürk'ün giydiği elbiseler sergilenmektedir.Ebben a bástyában állították ki Atatürk ruháit.
Kızıl elbiseler giyer.Piros ruhát visel.
Uzay çamaşırının üzerine giyilen özel elbise kat kattır.Kik vagy mik rejtőznek az űrhajósruhában.
Bunun yerine, batı tarzı elbiseler giydiler.A tengerészeti ruha helyett minden bizonnyal aranyos nyugati stílusú ruhát láttak benne.
Lady Gaga'nın çok sevdiği baloncuklu elbisesinin de tasarımcısıdır.Rajzfilm Lady Gaga kosztümjei és színháziassága még mindig szórakoztató volt.
Adamları yeşil takım elbise giyer.Például ők zöld övet viselnek.
Phoebe, Holden'ın yanına vardığında elbiselerle dolu bir bavul taşımaktadır.Mrs. McLean akárhova ment, viselte a Hope-gyémántot.
Tarikat mensuplarının giymiş oldukları kolsuz elbiseye de denir.Minden bizonnyal ebből ered a nadrághoz használt szövet elnevezése.
AEG Live yaptığı açıklamada bunun nedeninin elbise provalarıyla ilgili olduğunu belirtmiştir.Előtte úgy nyilatkozott, hogy ezúttal felöltözve jelenik meg a várható hideg időjárás miatt.
Elbiseye, kül tablasına ve kahve fincanına dikkat edin.Az öblítő csésze mosásáról és a pohár töltéséről gondoskodik.
Kadınlar da bazen kendilerini savunmak için elbiselerinin içinde tanto taşırlardı.Az asszonyok gyakran ruháik alá rejtették gyermekeiket.
Fakat kalkış başarılı olmuşsa bir saat kadar sonra uzay elbiselerini çıkarabilirler.Az űrhajósok csak a pihenés után, űrruhában szálltak át az űrállomásra.
Susan, Jill için bir elbise yaptı.Susan egy ruhát készített Jillnek.
Ne güzel bir elbise!De szép ruha!
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.Jack näkee jälleen pukumiehen ja jahtaa tätä.
Elbiselerini kendisi tasarlıyor.Hän suunnittelee vaatteet itse.
Yeni elbisemi nasıl buldun?Yhtye piti uudesta soundistaan.
Beyaz elbiselidir.Valkeat vaatteet.
Çoğunlukla pantolon ya da kendini bir elbise giymez.Täytyy välillä vähän nostaa näitä housuja...
Bitmez gökte karanlık gece elbiselerini çıkartmakta.")Aion ottaa nokosia pääsi päällä auringonvalossa.”).
Bir kaza olursa bu elbiseler, onları daha iyi koruyacaktır.Jos pukamat oireilevat, niitä on syytä hoitaa.
Penguenler takım elbise (İngilizce'de tuxedo) giydikleri gibi göründükleri için maskota Tux ismi verilmiştir.Toinen selitys on, että pingviinit näyttävät siltä kuin olisivat pukeutuneet smokkiin (englanniksi tuxedo).
İnsanlık elbisesi giydim.Ihmisen vaatteissa.
Frig erkek elbisesi.Takkinsa värinen mies.
Bu tarihten itibaren fabrikasında Almanya ve Hollanda' ya erkek takım elbise fason üretimi yapmıştır.Viimeisessä vaiheessa miesten ja naisten hattujen valmistus tapahtui Kiikassa.
İnsanlık elbisesinin yanına Türkmen olduğumdan dolayı Türk elbisesi giyindim.Hän sai lisänimen ”turkkilainen maalari”, koska pukeutui turkkilaiseen asuun.
Bu elbiselerde nakış El Halil'dakiler kadar yoğun değildi.Haarniska ei kuitenkaan ollut läheskään yhtä hienostunut kuin mitä Starkin.
Elbiselerde (örn.Tigers) paidassa.
Elbiseler giydiriliyor, süslendiriyorlar ve makyaj yapıyorlar.Naiset kutoivat, ompelivat sekä valmistivat huopia ja jalkineita.
Aztek imparatoru göz kamaştırıcı elbiseler giymişti.Herakleeksi pukeutunut keisari Commodus.
Kızıl elbiseler giyer.Pukeutuu punaiseen pukuun.
Gaga siyah apoletli bir elbise ve siyah bir maske giydi.Sloughilla voi olla musta maski tai musta mantteli.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Hän teki ensimmäisen reikänauhatallenteensa vuonna 1916.
Avtomatı sıktın göğsüne Demir elbise giyiyor, Vezir!Naiset käyttävät nilkkaan ulottuvaa pukua, kiraa.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Ei tiedetä, oliko suksessa kärkinipukkaa.
Mary bütün elbiselerini kendi diker.Mary ompelee itse kaikki vaatteensa.
John elbiseleri hakkında kayıtsız.John ei välitä vaatetuksestaan.
O ipek bir elbise giymişti.Hänellä oli silkkileninki yllään.
Takım elbise giydiği için göze battı.Pukeutuneena pukuun, hän erottui joukosta.
Elbiselerini giy.Pue päällesi.
Elbisemi çıkarmalıyım.Minun täytyy riisuutua.
Siyah takım elbisen nerede?Missä musta pukusi on?
Mason'a bir takım elbise ve Beatles şarkılarından oluşan bir CD hediye eder.Δίνει στο Μέισον ένα κοστούμι και ένα cd με τραγούδια των Beatles.
Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi.Ήταν αδύνατο να της βγάλει το φλεγόμενο φόρεμα.
Kodinos'e göre, tören elbisesi kırmızı tünik (chlamys) ve kırmızı ve altın bir tactı (stephanos).Σύμφωνα με τον Κωδινό, η επίσημη στολή περιελάμβανε επίσης κόκκινη χλαμύδα και κοκκινόχρυσο διάδημα (στέφανο).
Fegelein biraz nakit para ve sahte pasaport ile sivil elbiselerini giymişti.Στην Άνω Δρόπολη φορούσαν φακιόλι και μονέτρα.
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.Τα σώματα διαγράφονται κάτω από τα ενδύματα.
Elbiselerini çıkardığı zaman omuzları dökülmüş gümüş yuvarlağını andırıyordu.Λέγεται ότι όταν γνωρίστηκαν φορούσαν πανομοιότυπα ασημένια βραχιόλια.
Elbiselerini kendisi tasarlıyor.Διατηρεί επιχείρηση ενδυμάτων.
Swift performansı sırasında parlak, gümüş renkli iki parçalı bir elbise giydi.Στη σειρά κλέβει ένα ζευγάρι γυαλιά ηλίου.
Kız, altın sarısı renkli bir bindallı elbise giymiştir.Στο λαιμό φοράει χρυσό περιδέραιο με φιαλίδια.
Avtomatı sıktın göğsüne Demir elbise giyiyor, Vezir!Φοράει ελληνική παραδοσιακή φορεσιά, ξεκούμπωτη στο στήθος.
Tom'un elbiseleri eski ama temizdi.Τα ρούχα του Τομ είναι παλιά, αλλά καθαρά.
Elbiselerim orada.Τα ρούχα μου είναι εκεί.
Elbiselerimi kurutma makinesine koydum.Έβαλα τα ρούχα μου στο στεγνωτήριο.
O kendi elbiselerini yapıyor.Φτιάχνει η ίδια τα ρούχα της.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod