Rock and Roll Hall of Fame tahnitçi Sergio Vigilato'ya elbiseyi koruması için $6.000 ödedi.Зал славы рок-н-ролла в Кливленде заплатил $6000 таксидермисту Серджо Виджилато, чтобы сохранить платье.
Tek üzüntüsünün (elbise hakkında) ise elbisenin mavi yerine yeşil olmamasi idi.Иши не принимал предложенную пищу и не спал, опасаясь белых людей.
Barney'in Ted'e takım elbise giyme geleneğinin devam edeceğini söylemesi bloğun ilk girişidir.Барни говорит, что история, как Тед надел костюм, попадет в его блог.
Hanbok onların amaçlarına göre sınıflandırılır: günlük elbiseler, törensel elbise ve özel elbiseler.Ханбок бывает разным в зависимости от цели ношения: ежедневное, церемониальное и особое платье.
Gaga daha sonra elbiseyi basının fotoğraf çekebilmesi için ve The Ellen DeGeneres Show'a katılırken giydi.Гага носила платье для фотографий прессы и на шоу Эллен ДеДженерес.
Elbise kumaşları ve battaniye yapımında kullanılır.Очень приветствуются постельное бельё и одеяла.
Daha sonra elbisenin arşivlenmeden önce tahnitlenerek kurutulmuş et şeklinde korunacağını açıkladı.Позже он объяснил, что платье будет сохранено в вялёном виде ещё до сдачи в архив.
Frig erkek elbisesi.Мужской клетчатый костюм.
Çuldan elbiseler giyiyorlardı ve üzerlerine kül serpiliyordu.Они облекли её в златотканую одежду и увенчали венком из благоухающих цветов.
Mistress Ford içine bir adam sığabilecek sepetten yapılan bir kocaman elbise sandığı tedarik etmiştir.Тем временем миссис Форд уже принесла большую корзину для одежды.
Gaga elbiseyi "Americano" ve "Poker Face" performansları sırasında giydi.Она носила его, исполняя песни «Americano» и «Poker Face».
Bunun için Krimehild Siegfried’in elbisesinin üzerine, tam o bölgeye bir haç diker.Кримхильда обещает отметить это место крестиком на одежде Зигфрида.
2010 yılını özetleyen listeler hazırlayan Time et elbiseyi yılın moda olayı seçti.Журнал «Time», подводя итоги 2010 года, отозвался о платье как о вершине моды того года.
Kadın elbisesini tutunca Yusuf elbiseyi bırakarak odadan çıktı.Когда Иосиф убегал от неё, его плащ остался у неё в руках.
Beyaz elbiselidir.Белые костюмы.
Yeni elbisemi nasıl buldun?Ему нравится её новая татуировка.
Soldaki kırmızı elbiseli kadının genelde Friedrich'in eşi Caroline olduğu düşünülür.На заднем плане картины на обитой красным софе восседает любимая сестра Фридриха Великого Вильгельмина.
Elbisenin kumaşını Kapalıçarşı'dan aldı.Я расстегнул ворот своей одежды.
Perdenin rengi kadının elbisesinin rengiyle aynıdır.Жёлтые занавески создают цветовой баланс с одеждой женщины.
Fernandez elbisenin bakımlı olması için özellikle parça et kullandı.Фернандес специально сделал разрез, чтобы платье сохранилось в хорошем состоянии.
Böylece, elbise üstüne rahatça giyilebilirdi.Теперь же должно было появляться в полном костюме.
Beyaz elbiseli genç bir kız veya ak saçlı bir kadındır.Ры́жая — женщина или девушка с рыжими волосами.
Amadeus(Fare): Mozart elbisesi giyen bir besteci faredir."Amends": Он носит шляпу Санты.
Bazı medya kaynakları elbiseyi veganlık karşıtı olarak yorumladı.Некоторые СМИ предположили, что платье истолковывается как анти-вегетарианское.
Sovyet Krechet uzay elbisesi.Культовые костюмы Бритни Спирс.
Jeffrey, sarı takım elbiseli adamın tabancasıyla Frank'i vurur.Харрисон прячет пистолет шерифа в карман куртки.
Şövalyeler, üzerinde siyah bir haç olan uzun beyaz elbiseler giyerlerdi.Рыцари носили кресты на красной с белыми краями ленте в петлице.
Geleneksel olarak erkekler takım elbise ile sahneye çıkardı.До этого, как правило, его играли актёры в костюмах.
Elbise dolabı içinden gelen bir tıkırdı duyar.На помещице треснуло платье.
4 Aralık - İstanbul, Topkapı'da, Elbiseciler sitesinde yangın çıktı; 250 dükkan yandı.И к 25 декабря, в отведённом месте, великолепно украшенном, сгорало четыре свечи.
Elbise askısı - Giyisileri asmaya yarayan alet.Защита тела: защитная рабочая одежда.
Çığlık atarken, bir figür, annesinin elbiselerini giymiş bir bıçak Norman Bates ile odaya fırladı.В ту же минуту на неё нападает старуха с ножом, оказавшаяся переодетым в костюм матери Норманом.
En güzel elbiselerimi giydireceksin.За лучшие костюмы.
Sucre elbiseyi yatağın altına saklar.Торс прикрывала куртка ниже пояса.
Sadece tek tip bir takım elbise giyer.Такой же костюм носят некоторые враги.
Sari, Hindistan'daki kadınların oldukça yaygın olarak giydikleri dış elbise.Прочее Сари — женская одежда в Индии.
Hamile kadınların doğacak çocuğa elbise hazırlaması hem ayıplanır hem de çocuğun öleceği sanılır.Неожиданно человек в чёрном костюме сказал, что он голоден и собирается съесть мальчика.
Hanbok onların amaçlarına göre sınıflandırılır: günlük elbiseler, törensel elbise ve özel elbiseler.ويصنف الهانبوك وفقا لأهدافه: اللباس اليومي و لباس المراسم واللباس الخاص.
Günümüzde bu elbiseyi artık yaşlı kadınlar dışında kimse giymemektedir.حالياً لا تلبسها إلا النساء الكبيرات في السن.
Beyaz elbiselidir.الرداء الأبيض .
Yeni elbisemi nasıl buldun?فكيف يعشق البحر القمر؟!
Elbise askısı - Giyisileri asmaya yarayan alet.الكرته: أداة تساعد في لبس الحذاء.
Savaş elbiseleri ortalama 39 kg.'dı.يبلغ وزن الثوب كاملا حوالي 20 كيلو غرام.
Takım elbisesiyle suyun giderini tıkar.اغسل ثيابك بالماء.
Frig erkek elbisesi.لباس الرجال السلاجقة.
En güzel elbiselerimi giydireceksin.أفضل مصمم ملابس.
Tüm kostümler elbiselerin olduğu gibi el yapımı yapıldı."أنا حقا أعني مصنوعا، مثل الفساتين شيء مصنوع.
Çok mukaddes bir renk olduğundan lacivert renkli elbiseler giyilmez.ولاتكون للثوب السعودي ألوان فاقعة.
Törensel elbiseler çocuğun ilk doğum günü (doljanchi), bir düğün veya bir cenazeyi içeren günlerde giyilir.ولباس المراسم يتم ارتداؤه في المناسبات الرسمية، بما في ذلك عيد الميلاد الأول للطفل أو حفل زفاف أو جنازة.
Kadınlardan biri parlak yeşil elbise içindedir ve saçları turuncudur.من بينهم سيدة تلبس ثوبا أحمرا تجلس في العشب الأخضر وشعرها مضفر.
Sonradan bana bir takım elbiseler giydirmeye çalıştılar.قالت انها كانت تريد اصدار خط ملابس من فترة طويلة.
Her kim çıplak bir mümini giydirirse, Allah onu Cennet'in yeşil elbiselerinden giydirir."ومن صدَق في ترك شهوة ذهب االله بها من قلبه، واالله تعالى كرم من أن يعذِّب قلباً بشهوة تُركت له.»
Elbiseler bütün vücudu örtmektedir.الشرش وهو الثوب الذي يغطي كامل الجسم.
Ayrıldığı zaman yatağa elbisesiz girecek kadar fakir olduğu söylenir.ولدى مغادرته وقيل أنه كان الفقراء حتى أنه كثيرا ما اضطر إلى البقاء في السرير نقص الملابس.
Elbise dolabı içinden gelen bir tıkırdı duyar.ثم سمي جيبًا الكيسُ المخاط باللباس إلى داخله.
Dışarıda belirsiz bir grup takım elbiseli adam vardır ve motel odasına doğru gelirler.ثم كل ذلك الأثاث الجميل الذي كان ليكون في الصالون.
Elbiselerini kendisi tasarlıyor.يمكن للاعبين إنشاء الملابس الخاصة بهم.
Kayken kadınlarca elbiselerinin altında saklı olarak taşınılırdı.معظم النساء تم خنقهن حتى الموت باستخدام ملابسهن.
Bazı Türk boyları yas tutarken elbiseleri ters giyerler.تحت رداء النموذج التركي، تم إخفاء بابين آخرين.
Adamları yeşil takım elbise giyer.فهو يرتدي أحذية رياضية خضراء.