Gaga elbiseyi ilk olarak 2010 MTV Video Müzik Ödülleri'nde Yılın Video Klibi ödülünü alırken giydi.Originalmente fue usado por Gaga en los MTV Video Music Awards 2010 para aceptar su premio al Video del Año.
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.El que me ha visto a mí, ha visto al Padre; ¿cómo, pues, dices tú: Muéstranos el Padre?
En güzel elbiselerimi giydireceksin.Tendré la ropa más linda de la escuela.
Birbirlerinin elbiselerini üst üste koymağa çalışırlar.Ambos tienen que intentar quitarle el sombrero al otro.
İlk asker elbisesini 1920’de giydi..Primer equipo italiano en utilizar su escudo en la camiseta: En 1924.
Hediyeler çoğunlukla görkemli elbiselerden seçilirdi.Generalmente se viste con ropas extravagantes.
Erkekler, traşlı ve tertemiz elbiseleri ile bayram namazına giderler.Por los pasillos siempre luce ropa cómoda y práctica pero bonita.
Kendisine, karısına ve çocuklarına elbise alır.El menaje de casa del deudor, y la ropa suya, de su mujer y de sus hijos.
Elbiseler bit ile kaplanmıştı.Su adversaria debió estar vestida con un quitón corto.
Cübbe, elbise üzerine giyilen bir çeşit üstlük.Sobre la cama un vestido viejo.
Bunun yerine, batı tarzı elbiseler giydiler.En su lugar, utilizaron trajes de cuero.
Anlatıldığına göre ölümünden üç gün önce yeni yaptırdığı bir takım elbise giymiş, resim çektirmiştir.Recuerdo muy bien un día que vino a la escuela con un nuevo traje que había comprado ella misma.
Perdenin rengi kadının elbisesinin rengiyle aynıdır.El colo de las medias coincide con el color de la camiseta.
Bu elbise komik görünebilir ama onu seviyorum.Questo vestito può sembrare buffo ma a me piace.
Uzun elbiseler bu yıl moda oldu.Quest'anno vanno di moda gli abiti lunghi.
O elbise ona mükemmel şekilde uyuyor.Quel vestito le sta benissimo.
Elbisesini değiştirmek için odasına gitti.Andò nella sua stanza per cambiarsi d'abito.
Kahverengi bir elbiseye uyacak bir şapka arıyorum.Sto cercando un cappello da abbinare ad un abito marrone.
Elbiselere çok para harcamayı tercih etmiyorum.Non voglio spendere troppi soldi in vestiti.
Tüm elbiselerini valize koydu.Mise tutti i suoi vestiti in valigia.
Tom elbiselerini değiştiriyor.Tom si sta cambiando.
Elbisen ne renk?Di che colore è il tuo vestito?
Şapkan ve elbisen içinde seni görmeye can atıyorum.Non vedo l'ora di vederti con il tuo cappello e il tuo vestito.
Mary koyu kahverengi elbise giyiyordu.Mary indossava un vestito marrone scuro.
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan inviò ulteriore denaro e vestiti ma nonostante ciò i debiti di Poe aumentarono.
Elbiseye, kül tablasına ve kahve fincanına dikkat edin.Notate il vestito, il posacenere e la tazza.
Cūnihitoe (十二単) eski çağlarda sarayda kadınlar tarafından giyilen on iki katlı elbisedir.Jūnihitoe (十二単): un abito a dodici strati indossato nell'antichità dalle donne di corte.
Bazı medya kaynakları elbiseyi veganlık karşıtı olarak yorumladı.Alcuni media hanno suggerito che il vestito doveva essere interpretato come anti-vegano.
Elbiselerde (örn.(In Il Camisutra)
Bu ailenin adamları mavi takım elbise giyerler.I membri di questa congregazione si vestono di azzurro.
Jack adada tekrar takım elbiseli adamı görür ve onun peşine düşer.Sull'isola Jack vede ancora una volta l'uomo misterioso e lo insegue.
Yeni elbisemi nasıl buldun?Senti... ti piaccio disegnata così?
Bunun yerine, batı tarzı elbiseler giydiler.Rispetto alla sorella preferisce un abbigliamento di stampo occidentale.
Videonun diğer karelerinde ise Kiraly siyah bir elbise içerisinde şarkısını söylemeye devam eder.Per sottolineare questa alternanza, nel video la giacca di Ryan ha un numero diverso ad ogni ripetizione.
Üzerimizdeki elbiseleri parçalardı ve hiçbir şekilde ona karşı bir şey yapamazdık.Le fregate erano in disparte e non ebbero alcuna parte nell'azione.
Hamile kadınların doğacak çocuğa elbise hazırlaması hem ayıplanır hem de çocuğun öleceği sanılır.La vediamo preparare un vestitino per il figlio che non nascerà.
(Orta yaşlı bir adamın kadın elbiseleri ile olan deneyimleri konu edilir.)(Con cui s'insegnano io un'ora le lettere ai fanciulli.)
Yardımcılardan biri makasla maktulün elbiselerini kesiyor ve kadın maktulun kasığındaki dövmeyi fark ediyor.I pattinatori indossano una fascia sul braccio per identificare in quale corsia sono partiti.
Kontes Susanna'nın elbisesini giymiş şekilde gelir.Così trova Tiana con indosso il vestito di Charlotte.
Cuneo ailesinin elemanları kırmızı renkte takım elbiseler giyerler.I patriarchi della Chiesa cattolica indossano gli abiti vescovili color paonazzo.
Bu elbiseyle hangi takıları takmayı düşünüyorsun?Какие украшения ты будешь носить с этой одеждой?
Elbiselerim ıslandı bu yüzden onları çıkardım.Моя одежда промокла, поэтому я снял её.
Elbise yeşildir.Это платье зелёное.
Bu kumaşı yeni bir elbise için almak istiyorum. Maliyeti nedir?Я хочу купить эту ткань для нового платья. Какова её стоимость?
Büyükannem bana yeni bir elbise yaptı.Моя бабушка сшила мне новое платье.
Onun elbiselerinin modası geçmiştir.Его одежда вышла из моды.
O elbisenin ona uyduğunu düşünüyor musunuz?Вы думаете, это платье ей идёт?
Pembe elbiseli kız kimdir?Кто та девочка в розовом платье?
Temiz elbiseleri giyiyorum.Я надеваю чистую одежду.
Elbise satın almak istiyorum.Я хочу купить платье.
Kırmızı bir elbise onun üzerinde iyi görünüyor.Красное платье на ней хорошо смотрится.
Elbiseler aldığında onların nerede yapıldıklarını kendine sorar mısın?Задаёшься ли ты при покупке одежды вопросом, где она была изготовлена?
Тom kirli elbisesini sepete attı.Том закинул свою грязную одежду в корзину.
Mary uzun elbise giymişti.На Мэри было длинное платье.
Tom kızına bir elbise satın aldı.Том купил дочери платье.
Bu mağazada kadın elbisesi satılmıyor.В этом магазине не продаётся женская одежда.
Tom elbisesini çıkardı ve pijamasını giydi.Том снял одежду и надел пижаму.
Her kim çıplak bir mümini giydirirse, Allah onu Cennet'in yeşil elbiselerinden giydirir."Те, кто не верит в богов или поклоняются им лишь на словах, будут впечатаны в Стену Душ в Городе Правосудия.
Kış zamanlarında halk pamukla beslenmiş elbise giyerdi.В зимнее время люди носили хлопковые наряды.
Eserlerde, elbise kumaşının altından vücudun formları belli olmaktadır.Под складками одежды чувствуются формы тела.