el ile cümle
el kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Küçük kız kardeşimin elini yakaladım ve ardından ikimiz koşmaya başladık.I grabbed my little sister's hand, and the two of us started to run.
Sağ elin yaptığından sol elin haberi yok.The left hand doesn't know what the right hand is doing.
O Allah'ın elinde.It's in God's hands.
Trend elbiseler için değil adalet için kavga ederiz.We don't fight for trendy clothes, we fight for justice.
Onun teyzesi bir elma mı yoksa bir muz mu yiyor?Is his aunt eating an apple or a banana?
Fabio'nun arabası Elena'nın evinin önünde park edilmiş.Fabio's car is parked in front of Elena's house.
Ellerine bayılıyorum.I adore your hands.
Elim kötüydü.I got dealt a bad hand.
Elektrik enerjisi şirketleri kömür kullanımlarını azaltmaya çalışıyor.Electric power companies are seeking to reduce their use of coal.
Dün sadece ellerimle büyük bir balık yakaladım.I caught a big fish yesterday with my bare hands.
O kız bana gülümsedi ve el salladı.That girl smiled and waved to me.
Bana bir elma gerek.I need an apple.
Bir gün, Elisa Madrid'e gitti.One day, Elisa left for Madrid.
Üç aydır elçilikte çalışıyor.He has worked in the embassy for three months.
John'un beş elması var.John has five apples.
John'un beş elması var. Birini Mary'ye verir. Çantada kaç tane elma kalır?John has five apples. He gives one to Mary. How many pears are left in the bag?
Aktinyum radyoaktif bir elementtir.Actinium is a radioactive element.
"Sen sigara içmeyi bilmiyor musun?" "Elbette sigara içmeyi biliyorum!""You don't know how to smoke?" "Of course I know how to smoke!"
Ellerim üşüyor.My hands are cold.
Bu elmaların hepsi çok tatlı.All of these apples are very sweet.
İnsanlar sadece elbise giyen hayvanlardır.Humans are the only animals that wear clothes.
Elbiselerimin altına mayomu giyiyorum.I'm wearing my swimsuit under my clothes.
O, benim elbiselerimi çaldı.She stole my clothes!
Sadece el ele tutuşuyorduk.We were just holding hands.
Bu, bütün Finlandiya'nın en büyük elektrik santralı.This is Finland's biggest power station of all.
Yoğun biçimde beni eleştirdi.She was all over me.
Beni yoğun biçimde eleştirdi.He was all over me.
Ona göre, çok elverişsizim.Compared to her, I am very impractical.
Tom'un beyzbol eldivenimi ödünç almasına izin verdim.I let Tom borrow my baseball glove.
Sen elastiksin.You're resilient.
Ben ellerimi yıkadım.I washed my hands.
Bu elbiseyi üzerimde denemek istiyorum.I'd like to try this dress on.
Bu elbise senin üzerinde iyi görünüyor.This dress looks good on you.
Kızlar tekrar birbirlerini eleştiriyor.The girls are picking on each other again.
Bunu tek başıma ele almalıyım.I need to handle this alone.
O bir yemek eleştirmeni.He's a food critic.
O elma satın alıyor.He's buying apples.
Alkol, senin yaşamını ele geçirdi.Alcohol has taken over your life.
O elması nereden aldığını neden bana söylemiyorsun?Why don't you tell me where you got that diamond?
O bir eli çabuk aşçı.He's a short order cook.
O elbise onun üzerinde çarpıcı görünüyor.That dress looks stunning on her.
Şu elbise üstünde çok güzel görünür.That dress looks stunning on you.
O elbisenin içinde muhteşem görünüyorsun.You look gorgeous in that dress.
İnce eleyip sık dokuyorsun.You're splitting hairs.
Sen ince eleyip sık dokuyorsun.You're splitting hairs.
İnce eleyip sık dokuyorsunuz.You're splitting hairs.
Yönetimi ele alıyorsun.You're taking over.
Elflerin sivri kulakları vardır.Elves have pointy ears.
Elma kırmızı mı?Is the apple red?
Elmalar kırmızı.The apples are red.
Elmayı yiyemem.I can't eat the apple.
Onlar ne yaptığını fark edince ondan el çekmeye çalıştılar.When they realized what they had done, they tried to wash their hands of it.
Elmaları soy veya yıka.Peel the apples or wash them.
Tom ve Mary sisin yağışını izlerken el ele tutuştular.Tom and Mary held hands as they watched the fog roll in.
Ona bir elma verdik.We give him an apple.
Elmalar düzineyle satılır.The apples are sold by the dozen.
O bir elma turtası pişirdi.She baked an apple pie.
O, Tom'un el feneri.It's Tom's flashlight.
Bu Tom'un el yazısı.It's Tom's handwriting.
Tom ele geçirildi.Tom got arrested.