Tom arkadaşlarına elveda dedi.Tom said goodbye to his friends.
Korsan, elindeki kılıç, güverte üzerine atladı.The pirate, sword in hand, leapt onto the deck.
Tom her iki elini de işyerindeki trajik bir kazada kaybetti.Tom lost both his hands in a tragic accident at work.
Bebek yüz elli santimetre boyunda.The baby is one-hundred and fifty centimeters tall.
Kızına bir elbise gönderdi.He sent his daughter a dress.
Eldiven giyen bir kedi hiç fare yakalayamaz.A cat wearing gloves won't catch any mice.
Küçük köpek Tom'un elini ısırdı ve biraz kan aktı.The small dog bit Tom's hand and drew a little blood.
Bir vahşi çiftlik kedisi Tom'un elini ısırdı.A feral farm cat bit Tom's hand.
Tom'un hala çok elması var.Tom still has a lot of apples.
Tom için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.We're doing everything we can for Tom.
Nitelikli eleman bulmak zorlaşıyor.It's getting harder to find qualified employees.
Tom'un çok düzgün el yazısı var.Tom has very neat handwriting.
Tom takım elbise giymeyen tek kişiydi.Tom was the only one not wearing a suit.
Tom gördüğü herkese el salladı.Tom waved to everyone he saw.
Bu elbiseye ne dersiniz?What about this dress?
Her şeyi elle yapıyorum.I handmake everything.
Tom elimi sıkmayı reddetti.Tom refused to shake my hand.
En sevdiğim elbiseyi giydim.I wore my favorite dress.
Mary'nin ela gözleri var.Mary has hazel eyes.
Elbiselerimi benim için ütülediğiniz için teşekkürler.Thanks for ironing my clothes for me.
Ellerinizi yıkamalısınız!You must wash your hands!
Tom elbiselerini evin her tarafına bırakıyor.Tom leaves his clothes all over the house.
Elektrikli arabalar dünyayı değiştirecek.Electric cars will change the world.
Gelecekte herkes elektrikli bir araba kullanacak.In the future, everyone will drive an electric car.
Tom kutuyu elmalarla doldurdu.Tom filled the box with apples.
Aniden elektrikli otomobilin enerjisi tükendi.The electric car suddenly ran out of energy.
Elbisemi nasıl buldun?How do you like my gown?
Nasıl, elbisemi beğeniyor musun?How do you like my gown?
Elbisemi beğendin mi?How do you like my dress?
Tom az önce ikinci el bir araba satın aldı.Tom has just bought a used car.
Oh, elbiselerden hoşlanmadığını görebiliyorum! Onlarla ilgili sorun nedir?Oh, I can see you don't like the dresses! What is the matter with them?
Tom'u elimizden geldiği kadar çabuk bulmamız gerekiyor.We need to find Tom as quickly as we can.
Mary yeni bir elbise yaptırıyor.Mary is having a new dress made.
Tom, bu ağaçtaki bütün elmalara sahip olabileceğimizi söylüyor.Tom says we can have all the apples on this tree.
Benimki elektriklidir.Mine is electric.
Bana elini ver, Jamal.Give me your hand, Jamal.
El salladım.I waved.
Tom elinden gelenin en iyisini yapacağına söz verdi.Tom promised he'd do his best.
Elini bana ver, Tom.Give me your hand, Tom.
Sadece elimden geleni yapmaya çalışıyorum.I just try to do what I can.
Onu nasıl eleştirebilirsin?How can you criticize that?
Bu hasta için bir elektrokardiyograma ihtiyacım var.I need an electrocardiogram for this patient.
Elektrik lambaları onun gözlerini kamaştırdı.The electric lights dazzled her eyes.
Fadıl kabloyu Leyla'nın ellerine bağladı.Fadil tied the cable to Layla's hands.
Elbise, ağırlığınca altına değerdi.The dress was worth its weight of gold.
Fadıl direksiyonun kontrolünü ele aldı.Fadil took control of the wheel.
Elmalar şimdi ucuz.Apples are cheap now.
Mary kardeşine yeni bir elbise yaptı.Mary made her sister a new dress.
Bu elbise senin için özel olarak hazırlandı.This dress was made specially for you.
Leyla silahla vuruldu ve elmasları kayboldu.Layla was shot and her diamonds disappeared.
Tom'un bir elektrikli kalemtıraşı var.Tom has an electric pencil sharpener.
Tom, Mary'nin elini kuvvetlice sıktı.Tom shook Mary's hand vigorously.
Mary düştü ve elini yaraladı.Mary fell and hurt her hand.
Neden Tom'un elbiselerini giyiyorsun?Why are you wearing Tom's clothes?
Tom, Mary'ye elmas bir bilezik verdi.Tom gave Mary a diamond bracelet.
Tom'un elinden beklemek dışında bir şey gelmiyordu.Tom could do nothing except wait.
Tom için bir beyzbol eldiveni satın alalım.Let's buy a baseball glove for Tom.
Tom'a bir beyzbol eldiveni satın alalım.Let's buy a baseball glove for Tom.
Tom'a birkaç elma verdim.I gave Tom a couple of apples.
Tom, günün sonuna kadar işi yaptırmak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to get the job done by the end of the day.