el ile cümle
el kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom bana elindeki bir bıçakla saldırdı.Tom came at me with a knife in his hand.
Bu TV gösterisi genç gebelik ve eşcinsellik konuları ele almaktadır.This TV show tackles issues of teenage pregnancy and homosexuality.
Ellerin soğuk.Your hands are cold.
Sen bu elbiseler içinde çok güzelsin.You are very pretty in those clothes.
Elinizde delil yok.You have no proof.
Tom besbelli onun elleriyle çok iyi.Tom is obviously very good with his hands.
Tom'un ellerini çok iyi kullandığı aşikâr.Tom is obviously very good with his hands.
Tom elleriyle çok iyi.Tom is very good with his hands.
Tom ellerini çok iyi kullanıyor.Tom is very good with his hands.
Tom'un el becerisi çok iyi.Tom is very good with his hands.
Tom, Mary'nin elinden topu tokatladı.Tom slapped the ball out of Mary's hand.
Tom pahalı elbiseler giymiş iki adamın yanında oturuyordu.Tom was sitting near two men in expensive suits.
Ben elimi onun omzuna koydum.I put my hand on his shoulder.
Elimi onun omuzuna koydum.I put my hand on her shoulder.
Onları nerede eleştirdin?Where did you criticize them?
Ödünç alabileceğim bir elektrikli testeren var mı?Do you have a chain saw I could borrow?
Tom kaç tane elma alacağını Mary'ye söyledi mi?Did Tom tell Mary how many apples to buy?
Beni eleştiriyor musun?Are you picking on me?
Elim kolum bağlı duramam.I can't just not do anything.
Elbiselerimi değiştirmek zorundayım.I have to change clothes.
Az önce elektronik postanı aldım.I just got your email.
O elbiseyi severim.I love that dress.
Sana bir çift eldiven yaptım.I made you a pair of mittens.
Mary'nin elbisesinin çok sıkı olduğunu düşünüyorum.I think Mary's dress is too tight.
Sanırım çok ince eleyip sık dokuyorsun.I think you're too picky.
Tom kazara takım elbise giyen insanlarla dolu bir odaya yürüdü.Tom accidentally walked into a room full of people wearing suits.
Tom parmak izi bırakmamak için bir lastik eldiven giydi.Tom put on some rubber gloves so he wouldn't leave fingerprints.
Elimden gelse sana yardım ederim.I'd help you if I could.
Elimden geleni yapacağım.I'll do what I can.
Elimden geldiği kadar onunla ilgileneceğim.I'll take care of it as soon as I can.
Ne yaparsan yap önemi yok, elinden geleni yapmak zorundasın.No matter what you do, you have to do your best.
Biz el sıkıştık.We shook on it.
Elimizden gelen her şeyi yaptık.We did all we could.
Şapkan ve elbisen içinde seni görmeye can atıyorum.I'm looking forward to seeing you in your cap and gown.
Burada daha emin ellerdesin.You're safer here.
Senin ellerini yıkaman gerekir.You should wash your hands.
O elbisenin içinde inanılmaz görünüyorsun.You look incredible in that dress.
Sen elinden geleni yaptın.You did all you could.
Oğlan ellerini ceplerine koydu.The boy put his hands in his pockets.
Kapıyı açtığımda, Tom bir takım elbise giyerek orada duruyordu.When I opened the door, Tom was standing there wearing a suit.
Mary'nin elbisesi ona çok iyi uymuyor.Mary's dress doesn't fit her very well.
Ellerini havaya kaldır!Put your hands up in the air!
Arabadan uzak dur ve ellerini kafanın üstüne koy.Step away from the car and put your hands on your head.
Ne güzel bir elbise!What a beautiful dress!
Kurbanın elinde barut artığı buldular.They found gunshot residue on the victim's hand.
Sıcak su dökerken elimi yaktım.I burnt my hand while pouring hot water.
Harry elbisesini ve sihirbaz şapkasını giydi.Harry put on his robe and wizard hat.
Tom bir elmas ve bir zümrüt arasındaki farkı bilmiyor.Tom does not know the difference between a diamond and an emerald.
Tom bahçesine üç elma ağacı ve bir şeftali ağacı dikti.Tom planted three apple trees and a peach tree in his yard.
Keşke kızım daha mütevazi elbise giyse.I wish my daughter would dress more modestly.
Elinde ne olduğunu görmek istiyorum.I'd like to see what you have in your hand.
İhtiyacın olan şeyi elde etmene yardım etmek istiyorum.I'd like to help you get what you need.
Durumu ele alma tarzım için özür dilemek istiyorum.I'd like to apologize for the way I handled the situation.
O ellerini kaldırdı.She raised her hands.
O, içkisini tüm elbisemin üzerine döktü.She spilled her drink all over my dress.
Bu elbiseler onun için çok küçük.These clothes are too small for her.
Tom'un bile bir takım elbisesi yok.Tom doesn't even own a suit.
O, elbiselerini çıkardı.He took off her clothes.
O elbiselerini çıkardı.He took off his clothes.
Elbiselerini çıkar.Take off your clothes.