el ile cümle
el kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Sıkılmış bir yumrukla kimsenin elini sıkamazsın.You can't shake someone's hand with a clenched fist.
Almancada en sevdiğim kelime eldivenler için 'handschuhe'dur.My favourite word in German is the word for gloves: 'Handschuhe'.
Kral, elbisesini çıkardı.The king took his clothes off.
Zengin bir adam olsaydım sana elmas bir yüzük alırdım.If I were a rich man, I would buy you a diamond ring.
Bana veda etmek için elini salladı.She waved goodbye to me.
Köpeğimi kısırlaştırmak için elli dolar harcadım.I spent fifty dollars to get my dog spayed.
Evimizin arkasında küçük kırmızı elmaları olan üç güzel elma ağacı var.Behind our house there are three beautiful apple trees with little red apples.
Otobüse elli kişi binebilir.Fifty people can ride on the bus.
Elektrik faturamı teslim aldım.I received my electricity bill.
Ellerinin yıkanması gerekir.Your hands need to be washed.
Elleriniz yıkanmalı.Your hands need to be washed.
Ellerini yıkamalısın.You need to wash your hands.
Bu elmas servet tutar.This diamond costs a fortune.
Elmalı turta yapabilmemiz için elmalar topladık.We picked apples so we could make an apple pie.
Elbruz Dağı Avrupa'nın en yüksek dağıdır.Mount Elbrus is the highest mountain in Europe.
Elimden geldiğince hızlı çalışıyorum.I'm working as fast as I can.
Ona gülmemek elimde değil.I can't help laughing at him.
El ile sürebilir misin?Can you drive manual?
Hangi elbiseleri giymemiz gerektiği hakkında özel kurallar yok.There are no special rules about what clothes we have to wear.
Ben senin ellerindeyim.I'm in your hands.
Elimden geleni yapsaydım, başarabilirdim.If I had done my best, I might have succeeded.
O, elmadan bir ısırık aldı.She took a bite of the apple.
Bu el çantası benim.This handbag is mine.
O öğrenci soru sormak için elini kaldırdı.That student raised his hand to ask a question.
Biri onu hızla yeniden ele geçirdi.One quickly recaptured him.
Herkes elinden geldiği kadar deniyor.Everyone is trying his best.
Bana gönderdiği elmalar lezzetliydi.The apples he sent to me were delicious.
Onun bana gönderdiği elmalar lezzetliydi.The apples he sent me were delicious.
En çok hangisini seversin? Elma mı, portakal mı?Which do you like best—apples or oranges?
Tom, bilgisayarının kötü bir ruh tarafından ele geçirildiğini düşünüyor.Tom thinks that his computer is possessed by an evil spirit.
Eldivenimi bulamıyorum.I can't find my gloves.
Pozitif atom çekirdekleri negatif elektronları çeker.Positive atomic nuclei attract negative electrons.
O bir soru sormak istedi, bu yüzden elini kaldırdı.She wanted to ask a question, so she raised her hand.
Bu kimin el yazısı?Whose handwriting is this?
Eğer ona bir şans daha verilirse o elinden gelenin en iyisini yapar.If he were given another chance, he'd do his best.
Bir şans daha verilirse elinden geleni yapar.Given another chance, he'd do his best.
Benim kentim, başkentten elli kilometre uzaklıktadır.My city is fifty kilometres from the capital.
John'un eli temiz.John's hand is clean.
Sadece onun elini tutmak istiyorum.I just want to hold her hand.
İngiltere yine penaltılarla elendi.England go out on penalties again.
O bir elma çiziyor.He's sketching an apple.
Tom ve Mary el ele tutuşuyorlar.Tom and Mary are holding hands.
Tom onun ellerini kendisinde tutmalı.Tom should keep his hands to himself.
Senin dilinde "elma" nasıl söylenir?How to say "apple" in your language?
Tom, John ve Mary'yi el ele tutuşurlarken gördü.Tom saw John and Mary holding hands.
Eldiven olmadan cesede dokunamam.I can't touch the corpse without gloves.
Seni çıplak ellerimle parçalayabilirim.I can rip you apart with my bare hands.
Elbette, bu şeyler doğrudur.Certainly, these things are true.
Tom'un sıcak bir eli var.Tom has a hot hand.
Tom su geçirmez elbise giyiyor.Tom is wearing a drysuit.
Tom masayı tek başına taşımak için elinden geleni yaptı ama taşıyamadı.Tom tried his best to move the table by himself, but he couldn't.
Britanya'da üzümlü ve elmalı tart geleneksel olarak Noel zamanında yenir.In Britain, mince pies are traditionally eaten at Christmas time.
Elinde bir çiçek vardı.She had a flower in her hand.
Elmalar lezzetli.The apples are delicious.
Tom'un elinde değil.Tom can't help it.
Mary soluk mavi bir elbise giydi.Mary wore a pale blue dress.
Kontak lenslerle, gözlükle elde edeceğinden daha doğru görüşü elde edersin.With contact lenses, you have more accurate vision than you would with glasses.
Mary havaalanında elle arama yapıldı.Mary received a patdown search at the airport.
Mary elbiselerini çıkardı.Mary stripped off her clothes.
Eldivenli adamın daha fazla tarzı vardı.The guy with the gloves has more style.