Onlar el işaretleri kullanarak iletişim kurabilirler.They can communicate using hand signs.
Birbirlerini tehdit ettiler ve ele verdiler.They threatened and denounced each other.
Doktorlar onu tedavi etmek için ellerinden gelen her şeyi yaptı.Doctors did everything they could to cure him.
Onlar diğer bir çiftçiyi ve oğlunu da ele geçirdiler.They also captured another farmer and his son.
Onlar büyük Belçika limanı Antwerp'i ele geçirdiler.They captured the great Belgian port of Antwerp.
Onlar kuzey Michigan'da bir Amerikan kalesi ele geçirdi.They captured an American fort in northern Michigan.
O, binlerce elle tokalaştı.He shook thousands of hands.
Diğerlerini eleştirmek için hızlıydı.He was quick to criticize others.
O, George Washington'u bile eleştirdi.He even criticized George Washington.
Başkan olarak elinden geleni yapmaya söz verdi.He promised to do his best as president.
Birleşmiş Milletlerin büyük elçisiydi.He was ambassador to the United Nations.
Elini ağzına koydu ve öksürdü.He put his hand to his mouth and coughed.
O, vergileri artırdığı için eleştirildi.He was criticized for raising taxes.
O, elleri havada olarak ahırdan dışarı çıktı.He came out of the barn with his hands in the air.
O onu başı ellerinin arasında yalnız otururken buldu.She found him sitting alone, his head in his hands.
İngilizler Breed's Hill'i ele geçirdi.The British captured Breed's Hill.
İngiliz büyük elçisi Burr'un planını sevdi.The British ambassador liked Burr's plan.
Birkaç gün içerisinde, Japonya, Amerikan Guam adasını ele geçirdi.Within days, Japan captured the American island of Guam.
Japonya'da, askeri liderler, hükümetin kontrolünü ele geçirdiler.In Japan, military leaders gained control of the government.
Japonya ordusu 1931 yılının sonlarında Tokyo hükümetinin kontrolünü ele geçirdi.Japan's army took control of the government in Tokyo in late 1931.
Hoover oyların yüzde elli sekizini kazandı.Hoover won fifty-eight percent of the votes.
Adaylardan hiçbiri oy çoğunluğunu elde edemedi.None of the candidates got a majority of the votes.
Hiç kimse onun eylemlerini eleştirmek için herhangi bir neden bulmadı.No one found any reason to criticize his actions.
Washington'un ordusu Trenton'u ele geçirdi.Washington's army has captured Trenton.
Ebeveynler ve dini liderleri onu eleştirdi.Parents and religious leaders criticized him.
Cumhuriyetçi Parti liderleri Devlet Başkanı Hayes'i eleştirdiler.Republican Party leaders criticized President Hayes.
Cumhuriyetçi Parti liderleri Başkan Hayes'i eleştirdi.Republican Party leaders criticized President Hayes.
Jefferson milletin emin ellerde olduğuna inanıyordu.Jefferson believed the nation was in good hands.
Birkaç çiftliğin elektriği vardı.Few farms had electricity.
Arthur ellili yaşlarının başlarındaydı.Arthur was in his early fifties.
Çalışan erkekler sert elma şırası içtiler.Working men drank hard apple cider.
Franko'nun güçleri İspanya'da kontrolü ele geçirdi.Franco's forces took control in Spain.
Şiddet olayında elli beş kişi öldü.Fifty-five people died in the violence.
Lee en güzel elbisesini giymişti.Lee was dressed in his finest clothing.
Çiftlik fiyatları yüzde elli beş düştü.Farm prices had fallen fifty-five percent.
Farragut, New Orleans'ı savaş olmadan ele geçirdi.Farragut captured New Orleans without a fight.
Ağustos ayı sonlarında İtilâf Devletleri, Paris'i ele geçirdi.In late August, the Allied forces captured Paris.
Dört yüz elli siyah pilot gruptaydı.Four hundred fifty black pilots were in the group.
O elbiseyi almak için parayı nereden aldın?Where did you get the money to buy that dress?
Babam odadan ayrıldığında küçük kız kardeşim bana el hareketi çekti.When my dad left the room, my little sister gave me the finger!
Tutacak ya da fırın eldivenleri kullanmazsan ellerini yakarsın!You'll burn your hands if you don't use a potholder or oven mitts!
Teyzesinin elmalı turtası lezzetliydi, bu yüzden o ikinci bir porsiyon aldı.His aunt's apple pie was delicious, so he had a second helping.
O, elini hafifçe onun omzuna koydu.He put his hand gently on her shoulder.
Bu yönetmen eleştiriye duyarsız değil.This director is not insensitive to criticism.
Hükümet ateşli silah ihracatını yeniden ele almaktadır.The government has been reconsidering its firearms exportation.
Elmalar satılarak bitti!Apples have sold-out!
Tom o elma için can atıyor.Tom's dying for that apple.
Sol elini kaldır.Raise up your left hand.
Dünyada bir birey için en elzem şey kendisini anlamasıdır.The most essential thing in the world to any individual is to understand himself.
Görevimi ihmal ettiğim için beni eleştirdi.He criticized me for neglecting my duty.
O beni elli dolar kazıkladı.He stiffed me for fifty bucks.
Daima sözlüğünü el altında bulundur.Always have your dictionary close at hand.
Elin İncilin üzerinde yemin etmelisin.You must swear with your hand on the Bible.
Ben müzeyi ziyaret etme fırsatını elde ettim.I took the opportunity to visit the museum.
Bu elma çürüktür.This apple is rotten.
Onlar elma, mandalin,yumurta vb. satıyorlar.They sell apples, mandarines, eggs and so on.
Mavi elbiseyi giyeceğim.I'll wear the blue dress.
Elçilikte çalışıyorum.I work at the embassy.
El Kaide lideri Osama bin Ladin, Abd güçleri tarafından Pakistan'da öldürüldü.Al-Qaeda leader Osama Bin Laden has been killed by US forces in Pakistan.
Afedersiniz. Amerikan elçiliği nerede?Excuse me, where's the American Embassy?