Düşen bütün elmalar domuzlar tarafından yenilir.All of the apples that fall are eaten by the pigs.
Amerikan Elçiliğine nasıl gittiğini bana söyleyebilir misin?Can you tell me how you get to the American Embassy?
Onun kafasına bir elma düştüğünde bir ağacın altında dinleniyordu.He was resting under a tree when an apple fell on his head.
O, yeni elbise ile mutluydu.She was happy with the new dress.
Carol'ın elbisesi uzun.Carol's dress is long.
Yeni bir elbise satın almak için o ondan biraz para istedi.She asked him for some money to buy a new dress.
O, çıplak elleriyle onu boğdu.She choked him with her bare hands.
O, onu asla düşünmemek için elinden geleni yaptı.She did her best never to think of him.
Ona yardımcı olmak için elinden geleni yaptı.She did her best to help him.
O, onu ikna etmek için elinden geleni yaptı.She did her best to persuade him.
O, onu kurtarmak için elinden geleni yaptı.She did her best to rescue him.
Onu elinden yakaladı ve onu tekneye çekti.She grabbed him by the hand and pulled him onto the boat.
O, onu elinden tuttu.She grabbed him by the hand.
O, onu ona elmas bir yüzük alması için ikna etti.She talked him into buying her a diamond ring.
O, ona yetişmek için elinden geldiğince hızlı yürüdü.She walked as fast as she could to catch up with him.
O, onun elinden geldiği kadar sıkı dövüşmeye devam ettiğini izledi.She watched him continue to fight as hard as he could.
O ona el salladı.She waved at him.
Yarın randevuma gitmek için hangi elbiseleri giymem gerektiğini düşünüyorsun?What clothes do you think I should put on to go to my date tomorrow?
Kaybolmak istemiyorsun, bu yüzden annenin elini tut.You don't want to get lost, so take your mother's hand.
Kırmızı ile mavinin karışımından mor elde edildiğini biliyor muydunuz?Did you know that if you mixed red and blue paint you obtained purple?
Amerikan bayrağında elli yıldız var.There are fifty stars on the American flag.
Televizyon ve bilgisayar gibi şeyler elli yıl önce hayal edilememişti.Such things as television and computers could not have been dreamt of fifty years ago.
Onun elbisesi partide herkesin dikkatini çekti.Her dress attracted everyone's attention at the party.
Onun elbiseleri çok ucuz malzemeden yapılmıştır.Her clothes were made of very cheap material.
Onun elbisesi beyaz pulka puanlı mavidir.Her dress is blue with white polka dots.
Elektrikli arabalar evde şarj edilebilir.Electric cars can be recharged at home.
Elektrikle çalışmayan en sevdiğin alet hangisi?What's your favorite non-electrical gadget?
Favori elma türün nedir?What's your favorite kind of apple?
Eşim elmalı tartı seviyor.My wife loves apple pie.
Karım elmalı tartı sever.My wife loves apple pie.
Karım elmalı turtayı çok sever.My wife likes apple pie a lot.
Bir elin nesi var? İki elin sesi var.Two hands clap and there is a sound. What is the sound of one hand?
Elizabeth sevinçliydi.Elizabeth was delighted.
Lütfen konserden sonra ayrılmayın. El yazmalarını imzalıyor olacağız.Please stick around after the concert. We'll be signing autographs.
Bugünlerde Amerika ile ortak gerçekten her şeyimiz var, elbette dil hariç.We have really everything in common with America nowadays except, of course, language.
Sen elmalarla portakalları karşılaştırıyorsun!You're comparing apples and oranges!
Demokrasinin ölçüsü eleştiri özgürlüğüdür.The test of democracy is freedom of criticism.
Eldeki bir kuş yukardakinden daha emniyetlidir.A bird in hand is safer than one overhead.
Mümkün olsa sadece hafta sonlarında çalışabilir miyim? Elbette, çalışırım.Would I only work on weekends if I could? Of course, I would.
Hayatta bir şey elde etmek istiyorsanız, akıntıya karşı yüzmelisiniz.If you want to get something in life, you should go against the flow.
Metaller elektriği iletirler.Metals conduct electricity.
Cebinde küçük bir el fenerine sahip olman yararlı olabilir.Having a small flashlight in your pocket may come in handy.
O elbiseyi giyerek nasıl göründüğünü düşünüyorsun?How do you think you'd look wearing that dress?
Elimden geldiğince kısa sürede bir iş bulmayı düşünüyorum.I plan to get a job as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede Boston'dan ayrılmayı düşünüyorum.I plan to leave Boston as soon as I can.
Elinden geldiğince kısa sürede bunun hakkında gidip bir doktorla görüşmeni öneririm.I suggest that you go and see a doctor about this as soon as you can.
Elimden geldiğince kısa sürede sana bu resmin bir kopyasını göndereceğim.I will send you a copy of this picture as soon as I can.
Neden kafasına düşen elmayı yemediğini merak ediyorum.I wonder why he didn't eat the apple that fell on his head.
Elimden gelse her gün hindistan cevizli kek yerim.I would eat coconut cake every day if I could.
Elimden geldiğince kısa sürede orada olacağım.I'll be there as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede tekrar arayacağım.I'll call back as soon as I can.
Elimden geldiği kadar kısa sürede onu teslim edeceğim.I'll deliver it as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede dışarı çıkacağım ve bir tane alacağım.I'll go out and buy one as soon as I can.
Eliimden geldiğince kısa sürede size geri ödeyeceğim.I'll pay you back as soon as I can.
Elinden gelen o mudur?Is that the best you can do?
Bazı insanlar elleriyle suşi yer.Some people eat sushi with their hands.
Bazı insanlar suşiyi elleriyle yerler.Some people eat sushi with their hands.
Polisin elinde hâlâ hiçbir ipucu yok.The police still have no leads.
Mutfak lavabosunun yanında yarısı yenmiş bir elma vardı.There was a half-eaten apple near the kitchen sink.
Kapıda duran elinde silahı olan bir adam var.There's a man with a gun in his hand standing at the door.