el ile cümle
el kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Eşimin elleri tezgahtarınkinden biraz daha küçük.My wife's hands are slightly smaller than the shop assistant's.
General bizimle el sıkıştı.The general shook hands with us.
Geleceği düşünmemek elimde değil.I can't help thinking of the future.
Yavru köpek elimi ısırdı.The pup snapped at my hand.
Çocuk eski elbiselerine sığmayacak kadar büyüdü.The boy has grown out of all his old clothes.
Sakin kal ve elinden geleni yap.Stay calm, and do your best.
Her zaman elinden geleni yapmalısın.You should always do your best.
Elimde olmadan gözyaşlarına boğuldum.I was moved to tears in spite of myself.
Dumanlı trenler elektrikli trenlerle değiştirildi.Steam trains were replaced by electric trains.
Buharlı trenlerin yerini elektrikli trenler aldı.Steam trains were replaced by electric trains.
Yiyeceğe dokunmadan önce ellerini yıka.Wash your hands before you handle the food.
Ellerimde bulaşık makinesi deterjanı döküntüsü var.I got a rash on my hands from dishwasher detergent.
Her yemekten önce ellerini yıkamalısın.You should wash your hands before each meal.
Yemekten önce ellerini yıka.Wash your hands before meals.
Yemeklerden önce ellerini yıkamalısın.You must clean your hands before meals.
Gıda yaşam için elzemdir.Food is essential to life.
Yeni bir takım elbise yaptırmalıyım.I must get a new suit made.
Yeni elbisesinden memnundu.She's pleased with her new dress.
Ona yeni bir elbise satın alındı.A new dress was bought for her.
Lütfen bana, yeni elbiseme uyan bir süveter seçmede yardım et.Please help me pick out a sweater which matches my new dress.
Yeni elbisesinin içinde çok güzel görünüyordu.She looked very beautiful in her new dress.
Bazı yeni ofis ekipmanları almalıyız, elimizdekiler çağ dışı.We ought to buy some new office equipment: the stuff we've got is out of date.
Yeni üretim süreci, yüksek verim elde eder.The new production process achieves a high yield.
Yeni takım elbiseni nerede yaptırdın?Where did you have your new suit made?
Yeni elbisesinin içinde ne kadar hoş duruyor.How pretty she looks in her new dress!
Elbiselerin yeni çizgisi Paris'ten.The new line of dresses is from Paris.
Yeni açılan kuyumcu, en iyi müşterilerimin bir kısmını elimden aldı.The newly-opened jewelry shop took away some of my best customers.
Teller elektriği iletir.Wires transmit electricity.
Kablolar elektrik iletmek için kullanılır.Wires are used to convey electricity.
Duvarın diğer tarafındaki elmalar en tatlıdır.The apples on the other side of the wall are the sweetest.
Biri insan her zaman elinden geleni yapmalıdır.One should always do one's best.
Bir insan elinden geleni yapmalıdır.One must do one's best.
Bir insan elinden geleni yapmalı.One should do one's best.
Bir elin nesi var iki elin sesi var.Many hands make light work.
Su yaşam için elzemdir.Water is essential to life.
Dünya barışını kurmak için elimizden geleni yapmalıyız.We should do our utmost to establish world peace.
Başarılı olsak da olmasak da elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız.Whether we succeed or not, we have to do our best.
Hükümetin politikası muhalefet partisi tarafından eleştirildi.The policy of the government was criticized by the opposition party.
Elimden geldiği kadar onu sana açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to you to the best of my ability.
Elinden geldiğince çabala.Try hard.
Aomori iyi elmalarıyla ünlüdür.Aomori is famous for its good apples.
Aomori ilinin ekonomisi büyük ölçüde elma yetiştiriciliğine bağlıdır.The economy of Aomori Prefecture depends heavily on apple growing.
Ellerinizi sabunla yıkayın.Wash your hands with soap.
Kırmızı bir elbise onun üzerinde iyi görünüyor.A red dress looks good on her.
Bebek ellerinin ve dizlerinin üstünde süründü.The baby crawled on hands and knees.
Bebek ufacık elini uzattı.The baby held out his tiny hand.
Tahminimce bizim öğretmen elli yaşın üzerinde.I guess our teacher is over fifty years old.
Öğretmenimiz bize elimizden geleni yapmamızı söyledi.Our teacher told us that we should do our best.
Öğretmenim bana elimden geldiği kadar çok okumamı söyledi.My teacher told me to read as much as I could.
Bir falcı elimi okudu.A fortune-teller read my hand.
Bütün oyuncular ellerinden geleni yaptılar.All the players did their best.
Toplam olarak elli kişi vardı.There were fifty persons in all.
Elimden geldiğince onu açıklamaya çalışacağım.I'll try to explain it to the best of my ability.
Elimden geleni yapacağımdan emin olabilirsin.Rest assured that I will do my best.
Önemli olan elinden geleni yapıp yapmadığındır.What matters is whether you do your best or not.
Büyükannem bize bir kutu elma gönderdi.Grandmother sent us a box of apples.
Büyükannem bana yeni bir elbise yaptı.My grandmother made me a new dress.
Büyükannem bir elbiseyi paçavra olana kadar giyer.My grandmother wears a dress to rags.
Açıkçası, siz elinizden gelen gayreti göstermediniz.Frankly speaking, you haven't tried your best.
Elektrikli süpürgeyi kullanabilir miyim?May I use the vacuum cleaner?