Elma sevmem.I don't like apples.
Ne elmayı ne de üzümü severim.I like neither apples nor grapes.
Portakalları elmalardan daha çok severim.I like oranges better than apples.
Ben elma yemeği severim.I like to eat apples.
Muzları elmalardan daha çok severim.I like bananas more than apples.
En iyi elbiselerimi giyiyordum.I was wearing my best clothes.
Her şeyde elimden geleni yapacağım.I will do my best in everything.
Şirket için elimden gelenin en iyisini verdim.I've given my best for the company.
Aceleyle elbiselerimi giydim.I put on my clothes in a hurry.
Hepinizin elinizden geleni yapacağınızı umuyorum.I expect you all to do your best.
Sana yardım etmek için elimden geleni yapacağım.I'll do whatever I can to help you.
Ben ikinci el kitapçıda nadir bir kitapla karşılaştım.I ran across a rare book in a secondhand bookstore.
Ben elli sayfa daha okudum.I read fifty pages further.
Elimden geleni yapmak zorundayım.I have to do my best.
Elimden geleni yapmaya çalışacağım.I will try to do my best.
Elimden gelenin en iyisini yapacağıma kesin karar verdim.I resolved I would do my best.
Kız kardeşiminkinden daha çok elbisem var.I have more dresses than my sister.
Markette meyve için üç elma ve iki salkım üzüm aldım.I bought three apples and two bunches of grapes for dessert at the market.
Elimde olmadan kahkahalara boğuldum.I burst out laughing in spite of myself.
Sınavı geçmek için elimden geleni yapacağım.I will do my best to pass the examination.
Kendime bir elbise yapabileyim diye dikiş dikmeyi öğreniyorum.I'm learning to sew so that I can make myself a dress.
Arabamı satarak iyi bir kazanç elde ettim.I made a good profit by selling my car.
Birkaç sorum vardı ve elimi kaldırdım.I had some questions and raised my hand.
Bir soru sormak için elimi kaldırdım.I raised my hand to ask a question.
Ellerimin titrediğini hissettim.I felt my hands tremble.
Elimde bir sözlüğüm var.I have a dictionary in my hand.
Elimde bir kitap var.I have a book in my hand.
Elde herhangi bir iyi referans kitabım yok.I don't have any good reference book at hand.
Onu el ile yönlendirdim.I led him by the hand.
Ben bir çift eldiven aldım.I bought a pair of gloves.
Kapıya doğru yolumu el yordamıyla buldum.I felt my way to the door.
Şiiri elimden geldiğince iyi çevirdim.I translated the poem as best I could.
Ona elimden geldiği kadar uzun süre katlandım.I put up with her as long as I could.
Zemindeki tozu bir elektrik süpürgesi ile emdi.I sucked up the dust on the floor with a vacuum cleaner.
Gülmemek elimde değil.I cannot help laughing.
Yeni eldivenlerimi kütüphanede bıraktım.I left my new pair of gloves in the library.
Yeni bir takım elbise aldım.I bought a new suit of clothes.
Elimden geleni yaptım, yine de başarısız oldum.I tried my best, only to fail again.
Onun oğluna yeni bir takım elbise yaptım.I made his son a new suit.
Oğluma yeni bir takım elbise yaptım.I made my son a new suit.
Elbiselerimi değiştirmek için eve gittim.I went home in order to change my clothes.
İşi elimden geldiğince yapacağım.I will do the work to the best of my ability.
Bir satış elemanıyım.I'm a salesperson.
Onunla çalışmak istemedim ama elimden gelenin en iyisini yaptım.I didn't want to work with him, but I made the best of it.
Ona elimden gelenin en iyisini yapacağımı söyledim.I told him that I would do my best.
Ona tekrar el salladım.I waved him back.
Onu düşünmemek elimde değil.I cannot help thinking about him.
Ellerinin titrek olduğunu gözlemledim.I observed that his hands were unsteady.
Ona amcasının ölümünden bahsetmeyi elimden geldiğince erteledim.I delayed telling him about his uncle's death as long as I could.
Ben onlara el salladım.I waved my hand to them.
Onların sıcak ellerini asla unutmayacağım.I will never forget their warm hands.
Ona hayran olmak elimde değildi.I couldn't help admiring him.
Onun için üzülmemek elimde değil.I can't help feeling sorry for him.
Ona bir elbise yaptım.I made her a dress.
Ona yeni bir elbise almaya gücüm yetmez.I can't afford to buy her a new dress.
Onun ellerinin titrediğini fark ettim.I noticed her hands shaking.
Onun ellerinin sıcaklığını hatırlayabiliyorum.I can remember the warmth of her hands.
Kitabı eleştiri ışığında okudum.I read the book in the light of criticism.
Yorgun olmama rağmen elimden geleni yaptım.Though I was tired, I did my best.
Odaya girdim ve onunla el sıkıştım.I entered the room and shook hands with him.