"Doğudan Gelen Elçi""Посланник с Востока"
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.A jeźli nie, gdy on jeszcze jest daleko od niego, posły wyprawiwszy do niego, prosi o to, co należy do pokoju.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Altfel, pe cînd celalt împărat este încă departe, îi trimete o solie să ceară pace.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Bằng chẳng nổi , khi vua kia còn ở xa , sai sứ đi xin hòa .
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Bằng chẳng nổi, khi vua kia còn ở xa, sai sứ đi xin hòa.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Če pa ne more, pošlje poslance in prosi miru, dokler je še sovražnik daleč.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.De otra manera, cuando el otro rey está todavía lejos, le envía una embajada y pide condiciones de paz
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.만일 못할터이면 저가 아직 멀리 있을 동안에 사신을 보내어 화친을 청할지니라
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Lebo ak nie, vtedy, keď ešte bude ďaleko, pošle posolstvo a bude prosiť o pokoj.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Men hvis ikke, sender han, medens den anden endnu er langt borte, Sendebud hen og underhandler om Fred.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Men kan han ikke det, da skikker han sendemenn til ham, mens han ennu er langt borte, og tinger om fred.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Mert különben még mikor amaz távol van, követséget küldvén, megkérdezi a békefeltételeket.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.No caso contrário, enquanto o outro ainda está longe, manda embaixadores, e pede condições de paz.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Om så icke är, måste han ju, medan den andre ännu är långt borta, skicka sändebud och underhandla om fred.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Se no, mentre l'altro è ancora lontano, gli manda un'ambasceria per la pace
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Sic jinak, když ještě podál od něho jest, pošle posly k němu, žádaje toho, což by bylo ku pokoji.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.S`il ne le peut, tandis que cet autre roi est encore loin, il lui envoie une ambassade pour demander la paix.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Wo nicht, so schickt er Botschaft, wenn jener noch ferne ist, und bittet um Frieden.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Ει δε μη, ενω αυτος ειναι ετι μακραν, αποστελλει πρεσβεις και ζητει ειρηνην.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Иначе, докато другият е още далеч, изпраща посланици да искат условия за мир.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Иначе, пока тот еще далеко, он пошлет к нему посольство просить о мире.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.Коли ж нї, то ще як той далеко, посли піславши, просить примирря.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.ואם לא ושלח אליו מלאכים בעודנו רחוק לבקש שלום׃
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.وإلا فما دام ذلك بعيدا يرسل سفارة ويسأل ما هو للصلح.
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.若 是 不 能 、 就 趁 敵 人 還 遠 的 時 候 、 派 使 者 去 求 和 息 的 條 款
Eğer karşı koyamayacaksa, öbürü henüz uzaktayken elçiler gönderip barış koşullarını ister.若是 不 能 、 就 趁 敵人 還遠 的 時候 、 派 使者 去 求和 息 的 條款
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Allora essi cominciarono a domandarsi a vicenda chi di essi avrebbe fatto ciò
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.A oni sa začali medzi sebou dohadovať, ktorý z nich by to asi bol, ktorý by to mal urobiť.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.De begynte da å spørre hverandre om hvem av dem det vel kunde være som skulde gjøre denne gjerning.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.De discipelen vroegen zich af wie van hen zoiets zou kunnen doen.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Então eles começaram a perguntar entre si qual deles o que ia fazer isso.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Entonces ellos comenzaron a preguntarse entre sí cuál de ellos sería el que habría de hacer esto
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.És õk kezdék egymás között kérdezni, vajjon ki lehet az õ közöttük, a ki ezt meg fogja tenni?
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Et ils commencèrent à se demander les uns aux autres qui était celui d`entre eux qui ferait cela.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.In oni začno vpraševati med seboj, kdo je mar izmed njih, ki bo to storil.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Ja he rupesivat keskenänsä kyselemään, kuka heistä mahtoi olla se, joka oli tämän tekevä.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.저희가 서로 묻되 우리 중에서 이 일을 행할 자가 누구일까 하더라
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Maka mereka mulai bertanya-tanya satu sama lain, siapa dari antara mereka yang akan melakukan hal itu
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Môn đồ bèn hỏi nhau trong bọn mình ai là người sẽ làm điều đó.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Môn_đồ bèn hỏi nhau trong bọn mình ai là người sẽ làm điều đó .
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Och de begynte tala med varandra om vilken av dem det väl kunde vara som skulle göra detta.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Og de begyndte at spørge hverandre indbyrdes om, hvem af dem det dog kunde være, som skulde gøre dette.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Şi au început să se întrebe unii pe alţii cine din ei să fie acela care va face lucrul acesta.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Tedy oni počali vyhledávati mezi sebou, kdo by z nich byl, kterýž by to měl učiniti.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Tedy się oni poczęli między sobą pytać o tem, kto by wżdy z nich był, co by to uczynić miał.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Und sie fingen an, zu fragen unter sich selbst, welcher es doch wäre unter ihnen, der das tun würde.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.Και αυτοι ηρχισαν να συζητωσι προς αλληλους το ποιος ταχα ητο εξ αυτων, οστις εμελλε να καμη τουτο.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.И они начали спрашивать друг друга, кто бы из них был, который это сделает.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.И те почнаха да се питат помежду си, кой ли от тях ще е този, който ще стори това.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.І стали вони перепитуватись між собою, хто б з них був, що се мав зробити.
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.והם החלו לחקר איש את רעהו מי הוא זה מהם אשר יעשה זאת׃
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.فابتدأوا يتساءلون فيما بينهم من ترى منهم هو المزمع ان يفعل هذا
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.他 們 就 彼 此 對 問 、 是 那 一 個 要 作 這 事
Elçiler, aralarında bunu kimin yapabileceğini tartışmaya başladılar.他 們 就 彼此 對問 、 是 那 一 個 要 作 這事
Elçiler bilmiyor olabilirler, fakat onlar, bugün dünyayı değiştirmekte olan kasıtsız feministler.De ved det måske ikke, men de er utilsigtede feminister der ændrer verden i dag.
Elçiler bilmiyor olabilirler, fakat onlar, bugün dünyayı değiştirmekte olan kasıtsız feministler.De vet kanske inte om det men de är ouppmärksammade feminister som idag förändrar världen.
Elçiler bilmiyor olabilirler, fakat onlar, bugün dünyayı değiştirmekte olan kasıtsız feministler.Eles podem não saber disso, mas eles são os feministas "por acaso" que estão mudando o mundo hoje.
Elçiler bilmiyor olabilirler, fakat onlar, bugün dünyayı değiştirmekte olan kasıtsız feministler.그들은 인지 못할 수도 있지만 그들이 진정 오늘날의 이 세상을 바꾸고 있는 페미니스트들 입니다
Elçiler bilmiyor olabilirler, fakat onlar, bugün dünyayı değiştirmekte olan kasıtsız feministler.Možná to nevědí, ale oni jsou těmi neúmyslnými feministy, kteří dnes mění svět.
Elçiler bilmiyor olabilirler, fakat onlar, bugün dünyayı değiştirmekte olan kasıtsız feministler.Možno to nevedia, ale oni sú tými neúmyselnými feministami, ktorí dnes menia svet.