Ana içeriğe geç
Sözlük

elçi ile cümle

elçi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Buna elçiye zeval vermek denir.뜻을 전하는 메신저를 매장시키는 것이죠.
Buna elçiye zeval vermek denir.Říká se tomu "zabijte posla".
Buna elçiye zeval vermek denir.Se llama matar al mensajero.
Buna elçiye zeval vermek denir.Se numește "uciderea mesagerului".
Buna elçiye zeval vermek denir.Si chiama "uccidere l'ambasciatore".
Buna elçiye zeval vermek denir.To zabijanie posłańca.
Buna elçiye zeval vermek denir.Λέγεται "σκοτώστε τον αγγελιοφόρο".
Buna elçiye zeval vermek denir.Это называется "убить вестника".
Buna elçiye zeval vermek denir.זה נקרא להרוג את השליח.
Buna elçiye zeval vermek denir.يطلق عليه قتل الرسول.
Buna elçiye zeval vermek denir.女性が立ち上がり
Bundan sonra elçiler, Yeruşalimden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağından Yeruşalime döndüler.제자들이 감람원이라 하는 산으로부터 예루살렘에 돌아오니 이 산은 예루살렘에서 가까와 안식일에 가기 알맞은 길이라
Bundan sonra elçiler, Yeruşalimden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağından Yeruşalime döndüler.Tedaj so se vrnili v Jeruzalem z gore, ki se imenuje Oljska in je blizu Jeruzalema, en sobotni dan hoda.
Bundan sonra elçiler, Yeruşalimden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağından Yeruşalime döndüler.Тоді вернулись вони в Єрусалим із гори, званої Оливною, що поблизу Єрусалиму на субітнїй день ходи.
Bundan sonra elçiler, Yeruşalimden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağından Yeruşalime döndüler.ויפנו וילכו ירושלימה מן ההר הנקרא הר הזיתים והוא קרוב לירושלים דרך תחום שבת׃
Bundan sonra elçiler, Yeruşalimden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağından Yeruşalime döndüler.‎حينئذ رجعوا الى اورشليم من الجبل الذي يدعى جبل الزيتون الذي هو بالقرب من اورشليم على سفر سبت‎.
Bundan sonra elçiler, Yeruşalimden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağından Yeruşalime döndüler.有 一 座 山 名 叫 橄 欖 山 、 離 耶 路 撒 冷 不 遠 、 約 有 安 息 日 可 走 的 路 程 . 當 下 門 徒 從 那 裡 回 耶 路 撒 冷 去
Bundan sonra elçiler, Yeruşalimden yaklaşık bir kilometre uzaklıktaki Zeytin Dağından Yeruşalime döndüler.有 一 座 山 名叫 橄欖山 、 離 耶路撒冷 不 遠 、 約 有 安息日 可走 的 路程 . 當下 門徒 從 那 裡回 耶路撒冷 去
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Azután megjelent Jakabnak; azután mind az apostoloknak;
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Därefter visade han sig för Jakob och sedan för alla apostlarna.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Darnach ist er gesehen worden von Jakobus, darnach von allen Aposteln.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.depois apareceu a Tiago, então a todos os apóstolos;
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.derefter blev han set af Jakob, dernæst af alle Apostlene;
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Ðoạn , Ngài hiện ra cho Gia-cơ , rồi cho các sứ đồ .
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Ðoạn, Ngài hiện ra cho Gia-cơ, rồi cho các sứ đồ.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Ensuite, il est apparu à Jacques, puis à tous les apôtres.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Hij is gezien door Jakobus en daarna nog eens door alle apostelen.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Inoltre apparve a Giacomo, e quindi a tutti gli apostoli
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.În urmă s'a arătat lui Iacov, apoi tuturor apostolilor.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.그 후에 야고보에게 보이셨으며 그 후에 모든 사도에게와
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Luego apareció a Jacobo, y después a todos los apóstoles
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Potem jest widziany od Jakóba, potem od wszystkich Apostołów.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Potem se je prikazal Jakobu, potem vsem apostolom.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Potom sa ukázal Jakobovi, potom všetkým apoštolom.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Potom vidín jest od Jakuba, potom ode všech apoštolů.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Sen jälkeen hän näyttäytyi Jaakobille, sitten kaikille apostoleille.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Sesudah itu Kristus menunjukkan diri juga kepada Yakobus dan kemudian kepada semua rasul
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.επειτα εφανη εις τον Ιακωβον, επειτα εις παντας τους αποστολους
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.Після того явив ся Якову, а потім усім апостолам.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.потом явился Иакову, также всем Апостолам;
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.ואחרי כן נראה אל יעקב ואחריו אל כל השליחים׃
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.وبعد ذلك ظهر ليعقوب ثم للرسل اجمعين.
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.以 後 顯 給 雅 各 看 . 再 顯 給 眾 使 徒 看
Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.以 後顯給 雅各 看 . 再顯給眾 使徒 看
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.A zotrvávali v učení apoštolov a v spoločnom bratskom obcovaní a pri lámaní chleba a na modlitbách.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Bili so pa stanovitni v nauku apostolov in v bratovski zvezi in v lomljenju kruha in v molitvah.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Ei stăruiau în învăţătura apostolilor, în legătura frăţească, în frîngerea pînii, şi în rugăciuni.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.e perseveravam na doutrina dos apóstolos e na comunhão, no partir do pão e nas orações.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.I trwali w nauce apostolskiej i w społeczności, i w łamaniu chleba, i w modlitwach.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.I zůstávali v učení apoštolském, a v společnosti, a v lámání chleba, a na modlitbách.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Ja he pysyivät apostolien opetuksessa ja keskinäisessä yhteydessä ja leivän murtamisessa ja rukouksissa.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.저희가 사도의 가르침을 받아 서로 교제하며 떡을 떼며 기도하기를 전혀 힘쓰니라
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Och dessa höllo fast vid apostlarnas undervisning och brödragemenskapen, vid brödsbrytelsen och bönerna.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Og de holdt fast ved Apostlenes Lære og Samfundet, Brødets Brydelse og Bønnerne.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Og de holdt trolig fast ved apostlenes lære og ved samfundet, ved brøds-brytelsen og ved bønnene.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Sie blieben aber beständig in der Apostel Lehre und in der Gemeinschaft und im Brotbrechen und im Gebet.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Vả, những người ấy bền lòng giữ lời dạy của các sứ đồ, sự thông công của anh em, lễ bẻ bánh, và sự cầu nguyện.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Y perseveraban en la doctrina de los apóstoles, en la comunión, en el partimiento del pan y en las oraciones
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.Και ενεμενον εν τη διδαχη των αποστολων και εν τη κοινωνια και εν τη κλασει του αρτου και εν ταις προσευχαις.
Bunlar kendilerini elçilerin öğretisine, paydaşlığa, ekmek bölmeye ve duaya adadılar.И они постоянно пребывали в учении Апостолов, в общении и преломлении хлеба и в молитвах.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod