Ben Müjdenin habercisi, elçisi ve öğretmeni atandım.для которого я поставлен проповедником и Апостолом иучителем язычников.
Ben Müjdenin habercisi, elçisi ve öğretmeni atandım.для котрого поставлений я проповідником і апостолом і учителем поган.
Ben Müjdenin habercisi, elçisi ve öğretmeni atandım.אשר הפקדתי להיות לה כרוז ושליח ומורה הגוים׃
Ben Müjdenin habercisi, elçisi ve öğretmeni atandım.الذي جعلت انا له كارزا ورسولا ومعلّما للامم.
Ben Müjdenin habercisi, elçisi ve öğretmeni atandım.我 為 這 福 音 奉 派 作 傳 道 的 、 作 使 徒 、 作 師 傅
Ben Müjdenin habercisi, elçisi ve öğretmeni atandım.我 為這 福音 奉派 作傳 道 的 、 作 使徒 、 作師傅
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Da jeg var nationaldigter, nu gør jeg det igen -- jeg kan ikke lade være -- (Latter)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Jako Poeta Laureatus... znowu się powtarzam - To prawda, nie mogę się powstrzymać - (Śmiech)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Keď som bol Národným básnikom, a som znova pri tom - nedokážem si pomôcť, je to pravda - (Smiech)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)제가 계관 시인이었을 때 -다시 한 번 말하게 되는군요. 저도 어쩔 수가 없습니다. 사실이니까요.- (웃음)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Quando eu era o Poeta Oficial... cá vou eu outra vez - não consigo evitá-lo, é verdade... (Risos)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Когато бях поет-лауреат, ето пак го казвам -- не мога да се спра, признавам си -- (Смях)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)Когда я был поэтом-лауреатом, ну вот, снова — ничего не могу с собой поделать, правда — (Смех)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)כשהייתי המועמד למשורר הלאומי, הנה זה שוב-- מה אני יכול לעשות? זו עובדה -- (צחוק)
Ben Şiir Elçisi'yken -- kendimi tutamıyorum -- (Gülüşmeler)ついついやってしまうんです・・・ (笑) 私はデルタ航空のための詩の番組を作っていて
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Jeg er ...
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Jestem... ...wysłannikiem Najwyższego!
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Minä olen... ...korkeimman lähettiläs.
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Sono... ...l'Inviato della Divinità!
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Sou... ... o Emissário do Fundador!
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Soy...
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Είμαι...
Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Я... я... ...я Посланник Основателя!
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Ich wusste nicht, dass ich U.N.-Botschafter werden würde.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Ik had geen idee dat ik ambassadeur van de V.N. zou worden.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Jag hade ingen aning om att jag skulle bli en ambassadör för FN.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Je n'imaginais pas devenir un ambassadeur de l'ONU.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.저는 유엔대사가 된다거나
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Não fazia ideia que iria ser Embaixador da ONU.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Nemal som ani tušenie, že sa stanem ambasádorom Spojených národov.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Nem tudtam, hogy ENSZ nagykövet leszek.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Nie miałem pojęcia, że zostanę Ambasadorem UNICEF.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.No tenía idea de que iba a convertirme en embajador de la ONU.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Nu bănuiesm că voi deveni ambasador ONU.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Tôi chẳng hề biết là tôi sẽ trở thành 1 Đại sứ thiện chí.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Не знаех, че ще стана посланик на ООН.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.Я даже и не думал о том, что стану Послом ООН.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.לא היה לי מושג שאהיה לשגריר האו"ם.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.لم أكن أعلم أنّي سوف أصبح سفيرا لدى الأمم المتّحدة.
Bir B.M elçisi olacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu.私は博士号を持つようになるとは思ってもいませんでした
Bir büyük elçiliğe düzenlenen saldırıyı haklı çıkaracak hiç bir video da yoktur.Es gibt kein Video, der einen Angriff auf eine Botschaft rechtfertigt.
Bir büyük elçiliğe düzenlenen saldırıyı haklı çıkaracak hiç bir video da yoktur.No hay video que justifica un ataque a una embajada.
Bir büyük elçiliğe düzenlenen saldırıyı haklı çıkaracak hiç bir video da yoktur.لا يوجد فيديو يبرر هجوم على السفارة.
Bir büyük elçiliğe düzenlenen saldırıyı haklı çıkaracak hiç bir video da yoktur.どのような中傷も レバノンのレストランを放火したり
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.Angriff auf eine Botschaft wird keinen einzigen Auftrag erstellen.
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.Atacar una embajada no crea ningún empleo.
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.مهاجمت سفارة لن تقم بإنشاء وظيفة واحدة.
Bir elçiliğe saldırmak, tek bir insana iş sağlamaz.そのような政治手法は 協力すべき目的の実現を難しくするだけです
Birleşmiş Milletler elçisi Pazar günü televizyon programınlarına çıktı ve olanları...Der Botschafter der Vereinten Nationen gingen am Sonntag TV-shows und sprach über wie--\ OBAMA:
Birleşmiş Milletler elçisi Pazar günü televizyon programınlarına çıktı ve olanları... Obama: Candy, ben...Nous sommes dans une situation où 40 % des chômeurs sont au chômage depuis six mois ou plus.
Birleşmiş Milletler elçisi Pazar günü televizyon programınlarına çıktı ve olanları... Obama:OBAMA:
Bölüm 15: "Doğudan Gelen Elçi""L'emissario dell'est".
Bölüm 47: "Karanlığın Elçisi""Il messaggero dell'oscurità"
Bölüm 47: "Karanlığın Elçisi""Wysłannik ciemności".
-Bu bir geri tepme! -Henüz vazgeçmiyorum! Ben... ...Tanrı'nın elçisiyim!Jag är... ...gudomens utsände.
Buna elçiye zeval vermek denir.Ça s'appelle tuer le messager.
Buna elçiye zeval vermek denir.Đó gọi là giết người sứ giả.
Buna elçiye zeval vermek denir.En dat allemaal, om de overbrenger van het slechte nieuws te straffen.
Buna elçiye zeval vermek denir.Es wird "töte den Botschafter" genannt.
Buna elçiye zeval vermek denir.Ezt nevezik "öld meg a hírhozót" szindrómának.