eksikli ile cümle
eksikli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir.Hij wordt echter vierkant uitgelachen om zijn idee.
Bu suyun eksikliği tarımsal kuraklık olarak isimlendirilir.Deze bouwstijl staat bekend als Waterstaatstijl.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.Reeds op jonge leeftijd werd groeihormoondeficiëntie vastgesteld bij hem.
Versiyonda birkaç eksiklikler düzeltildi.Aan versie 10 zijn enkele verbeteringen toegevoegd.
Çinko EksikliğiZinkdeficiëntie
Özellikle yıldız oyuncu eksikliği yaşamaktadır.Nie żyje aktor „Gwiezdnych wojen”.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Niedobór testosteronu jest również kojarzony z cukrzycą typu 2.
Dolayısıyla esirler yaz aylarında hava eksikliğinden, kış aylarında ise donarak hayatlarını kaybettiler.Latem jeńcy ginęli więc z braku powietrza, a zimą zamarzali na śmierć.
İletişim eksikliği Baja California'yı yüzyıllarca ülkenin bütününden koparmıştır.Brak dogodnego połączenia z resztą kraju od wieków prowadził do izolacji Kalifornii Dolnej.
Uzun süreli kanamalar Demir eksikliği anemisine yol açabilmektedir.Przewlekłe krwawienie może być przyczyną niedokrwistości z niedoboru żelaza.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Brak snu również jest łączony z cukrzycą typu 2.
Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir.Rozśmiesza ją tylko swoją sztywnością.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Beri-beri – choroba układu nerwowego, której przyczyną jest niedobór witaminy B1.
Havaalanında kapalı bir otoparkın mevcut olmaması büyük bir eksiklik kabul edilmektedir.W dalszym ciągu na lotnisku brakowało pewnych podstawowych udogodnień.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikt zakończył się wycofaniem Kuszanów z powodu braków w zaopatrzeniu.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Na jednym z naroży znajduje się zegar słoneczny.
Fosfor eksikliğinde, yerine arsenik kullanabilmektedir.Zamiast azotu może zostać użyty amoniak.
Eksikliğinde Pernisyöz Anemi görülebilir.W jej postaci można dostrzec zarys emancypantki.
Ordunun eksiklikleri giderildi.Były jednak braki w kadrze oficerskiej.
Dizinin başlarında, tıbbı bilgi, tecrübe, ilaç ve malzeme eksikliği yüzünden biraz sıkıntı çekmiştir.Praca w tym okresie była bardzo trudna brakowało sprzętu medycznego, leków i żywności.
"En önemli darboğaz güçlü kurum ve yöneticilerin eksikliğidir."Będą to więc rady wykonawcze, a nie rządzące."
Muhtemelen İmparatorluk'un batı sınırlarında bir şeylerin eksikliğini hissetmişti.Rozwiązania te występują tylko w Zachodniej części imperium.
Ayrıca teknik eleman ve altyapı eksikliği de bulunmaktadır.Zdarzają się jednak błędy techniczne i niedomagania AI.
Bunu yapmanın nedenlerinden biri, soğutma eksikliği idi.Powodem była awaria układu chłodzenia.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.W wieku 11 lat zdiagnozowano u niego karłowatość przysadkową.
Çünkü sefer boyunca ordu, sıcak ve su eksikliğinden dolayı hırpalanmıştır.Całej armii dokuczał brak wody i gorąca temperatura.
L-Ksiluloz, L-ksiluloz redüktazındaki eksiklikten kaynaklanan pentozüri hastalarında idrarda birikir.L-Ksyluloza gromadzi się w moczu u pacjentów na pentosurię, z powodu niedoboru reduktazy L-ksylulozy.
Eksikliğine rastlanmaz.Ofert nie brakowało.
Hinduizm'in eksiklikleri benim için oldukça belirgindi.Wady hinduizmu nie uchodzą mojej uwadze.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Testosteronbrist förknippas också med typ 2-diabetes.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.Av samma anledning saknas också uppgifter gällande användning av uppvärmd och fuktad luft.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Svartsjuka härrör till en känsla av otillräcklighet eller att känna sig utanför.
Bu yüzden adam eksikliği vardı.Den saknade min vision.
Bu çatışma, malzeme eksikliği nedeniyle Kuşanların geri çekilmesiyle sonuçladı.Konflikten slutade med att kushanerna drog sig tillbaka på grund av brist på proviant.
Mesela bir vitamin olan tiaminin eksikliği sonucunda Wernicke-Korsakoff sendromu görülebilir.Ett exempel på en sådan skada går under namnet Wernicke-Korsakoffs syndrom.
Bilakis eksikliği sebebiyle kendisiyle alay edilir.För andra betydelser, se Gelî Spîndar.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Sömnbrist har kopplats till typ 2-diabetes.
Phocylides'e göre, cisimler atomlardan ve atom eksikliğinden oluşur.Enligt Leukippos finns endast atomer och tomrum.
Bazı eksiklikleri olsa da bu çeviri eserin en başarılı çevirisi olarak kabul edilir.Viss oenighet råder om hur beteckningen bäst översätts.
Fakir ailelerde yokluğun verdiği eksiklik nedeniyle iç çatışmalar yaşanmaktadır.Deras känslor hade lidit avbräck på grund av avsaknaden av gemensamma barn.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.Ursprungligen hade uret bara timvisare.
Hastalık bulaşıcı değildir, vitamin eksikliği ile ya da beslenme alışkanlıklarıyla ilgili değildir.Det positiva är att klassisk matförgiftning inte är smittsamt utan endast drabbar via födointag.
Testosteron eksikliği de tip 2 diyabet ile bağlantılıdır.Нестачу тестостерону також пов'язують з діабетом 2-го типу.
Uyku eksikliği de tip 2 diyabetle ilişkilendirilmiştir.Недостатність сну пов'язували з діабетом 2-го типу.
Böyle olmakla birlikte listede eksiklikler bulunmaktadır.Утім, є дещо, чого бракує у цій ідилії.
Bunun sebebi, dünyanın doğru bir lider ulusun eksikliğini çekmesidir.Проблема в тому, що світу бракує нації зі справжнім лідерством.
Ancak güneş saatinin bir eksikliği vardı.На цій башті був сонячний годинник.
Beriberi tiyamin (B1 vitamini) eksikliğine bağlı bir sinir sistemi hastalığıdır.Ураження нервової системи, спричинене дефіцитом в раціоні тіаміну (вітаміну B1).
Ayrıca yağlanma veya süt yağı eksikliğine yardım eder.Для цього до незбираного молока додають знежирене молоко або маслянку.
Prototipte herhangi bir zamanda her an bir eksiklik olabilir.Процес може потерпіти невдачу в будь-який час.
Kanaat eksikliği çekerek, başarı için haklara sahip olduğunu belirtiyor.Виникає мета, і вона виправдовує засоби.
Enfeksiyon riski, bağışıklık eksikliği ve nispeten düşük hijyen nedeniyle dolayı çocuklarda daha yüksektir.Ризик інфікування вищий у дітей через їх слабкий імунітет та відносно погану гігієну.
Ancak yine de bu eksiklik eserin tarihsel açıdan önemini azaltmaz.Однак такий відхід від істини аж ніяк не зменшує цінності цього історичного джерела.
Bu su eksikliğinden dolayı Mısır halkına yetişecek yiyecek olmayacağı aşikardı.Прості українці не любили цей район через відсутність води.
Diğer önemli eksiklik kruvazör tankları çok küçük kalibreli silah taşımaktaydı.Інші японські крейсера випустили незначна кількість снарядів.
11 yaşında kendisine büyüme hormonu eksikliği teşhisi konuldu.V jedenácti mu byl diagnostikován nedostatek růstových hormonů.
Benzeri bir veri eksikliği ısıtılmış nemli hava kullanımı için de geçerlidir.Podobný nedostatek údajů existuje i pro případné využití ohřívaného zvlhčeného vzduchu.
Oradaki ırkçılığa ,fon ve ekipman eksikliğine rağmen bilimsel araştırmalarını önemsemiştir.Zde navzdory rasové diskriminaci a nedostatku vybavení prováděl svůj vědecký výzkum.
Ayrıca teknik eleman ve altyapı eksikliği de bulunmaktadır.Kromě technických pracovníků byl také nedostatek řezníků.
Tiger'lar tasarım açısından bazı noktalarda önemli eksikliklere sahipti.Těžký tank Tiger měl v některých ohledech závažné nedostatky.